Japonya Uzay Araştırma Ajansı (JAXA), Mars’ın iki küçük uydusunu incelemek ve Phobos’tan yüzey örnekleri getirerek bu gökcisimlerinin kökenini araştırmak üzere geliştirdiği Martian Moons eXploration (MMX) görevini başlattı. MMX uzay aracı, 20 Ekim 2026’da yerel saatle 04.41.03’te H3 roketinin 10’uncu uçuşuyla Tanegashima Uzay Merkezi’ndeki Yoshinobu Fırlatma Kompleksi’nden havalandı. JAXA aynı gün yayımladığı sonuç duyurusunda fırlatmanın gerçekleştiğini bildirdi.
Reuters’ın aktardığına göre insansız araç, Ağustos 2027’de Mars çevresine ulaşacak. Görevin temel hedefi, Mars’ın iki uydusundan daha büyük olan Phobos’un yüzeyinden en az 10 gram malzeme toplamak ve örnek kapsülünü 2031’de Dünya’ya geri getirmek. Başarı sağlanırsa, Mars’ın bir uydusundan Dünya’ya getirilen ilk örnekler bilim insanlarının kullanımına sunulacak.
Phobos’un kökenine ilişkin iki ana senaryo
Phobos ve daha küçük kardeşi Deimos’un nasıl oluştuğu uzun süredir tartışılıyor. Bir senaryoya göre bu düzensiz şekilli cisimler, Mars’ın kütle çekimine yakalanmış asteroitler. Diğer senaryo ise büyük bir çarpışmanın Mars çevresine saçtığı malzemelerin zamanla birleşerek uyduları oluşturduğunu öne sürüyor. Dünya’ya getirilecek örneklerin mineralojik ve kimyasal yapısı, bu iki açıklamanın sınanmasına yardımcı olabilir.
Phobos yaklaşık 27’ye 22’ye 18 kilometrelik düzensiz bir gövdeye sahip ve Mars yüzeyinin yaklaşık 6 bin kilometre üzerinde dolanıyor. Reuters, uydunun Mars çevresindeki bir turunu günde yaklaşık üç kez tamamladığını belirtiyor. Bu yakın yörünge, Phobos’un yüzeyinde Mars’tan geçmişte kopmuş malzemelerin bulunma olasılığını da bilimsel açıdan önemli kılıyor.
Uluslararası araçlar ve Idefix gezgini
MMX, JAXA liderliğinde yürütülse de geniş bir uluslararası iş birliğine dayanıyor. Associated Press’in haberine göre görevde NASA ile Avrupa’daki uzay kurumlarının katkıları bulunuyor. Fransız CNES ve Alman DLR tarafından geliştirilen küçük Idefix gezgini, Phobos’un yüzeyine bırakılarak araziyi inceleyecek. Bu çalışma, ana aracın örnek toplama amacıyla güvenli bir noktaya yaklaşmasına yardımcı olacak.
Görev planında Phobos çevresinde uzun süreli gözlemler, yüzeyin ayrıntılı haritalanması ve birden fazla örnekleme girişimi yer alıyor. Uzay aracı ayrıca Mars’ın diğer uydusu Deimos’u yakın geçişlerle inceleyecek. Örnekler, dış ortamdan korunmuş bir kapsülde Dünya’ya taşınacak ve laboratuvarlarda ayrıntılı analizlere açılacak.
Laboratuvar incelemeleri, uzay aracına sığmayacak büyüklükte ve hassasiyette cihazların kullanılmasına imkân verecek. Araştırmacılar böylece örneklerin yapısını, bileşimini ve olası Mars kökenli parçacıkları farklı yöntemlerle karşılaştırabilecek. Sonuçlar yalnız Phobos ile Deimos’un geçmişini değil, Mars çevresindeki erken dönem koşullarını ve Güneş Sistemi’nin oluşum sürecini anlamaya da katkı sağlayabilir.
H3 roketi için gezegenler arası ilk görev
Fırlatma, Japonya’nın yeni nesil H3 roketi açısından da önemli bir eşik oldu. MMX, H3’ün ilk gezegenler arası görevi niteliğini taşıyor. Roketin 2023’teki ilk uçuşu ikinci kademe motorunun ateşlenmemesi nedeniyle başarısız olmuş, sonraki uçuşlarda ise program büyük ölçüde toparlanmıştı. MMX’in Dünya yörüngesinin ötesine gönderilmesi, H3 sisteminin daha iddialı bilim görevlerinde kullanılmasına yönelik önemli bir sınav olarak görülüyor.
Japonya, Hayabusa ve Hayabusa2 programlarıyla asteroitlerden örnek getirerek bu alanda önemli deneyim kazandı. Ancak Phobos görevi, farklı bir hedefe, daha uzun bir seyir sürecine ve Mars çevresindeki karmaşık operasyonlara dayanıyor. Bu nedenle MMX, geçmişte edinilen örnek dönüş tecrübesini yeni bir gezegen sistemi ortamına taşıyor.
MMX’in bilimsel sonucu hemen ortaya çıkmayacak. Araç önce Mars’a ulaşacak, ardından Phobos çevresindeki gözlemler ve yüzey operasyonları için birkaç yıl harcayacak. Dönüş kapsülünün 2031’de Dünya’ya ulaşması planlanıyor. O zamana kadar görevin başarısı; seyir manevraları, Mars çevresine yerleşme, güvenli yüzey operasyonları, örneklerin korunması ve dönüş yolculuğu gibi birbirini izleyen kritik aşamalara bağlı olacak.
