Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Amerika Birleşik Devletleri’nin Küba’ya yönelik ekonomik, ticari ve mali ambargosunun sona erdirilmesi çağrısını içeren yıllık karar tasarısını kabul etti. Genel Kurulun 81. oturumuna ait resmi kayıtlara göre A/81/L.5 numaralı metin 28 Ekim’de 130 kabul, 17 ret ve 25 çekimser oyla benimsendi. Karar bağlayıcı değil ve ABD hukukunda doğrudan bir değişiklik yaratmıyor.
Sonuç, onlarca yıldır ambargoya karşı çıkan geniş uluslararası çoğunluğun sürdüğünü gösterdi. Bununla birlikte geçen yıla kıyasla belirgin bir değişim yaşandı. 2025’te karar 165 kabul, yedi ret ve 12 çekimser oy almıştı. Bu yıl destek veren ülke sayısının düşmesi, ret ve çekimser oyların artması, oylamanın başlıca diplomatik mesajı oldu.
Geniş çoğunluk korundu, oy dağılımı değişti
Genel Kurul, COVID-19 salgını nedeniyle oylamanın ertelendiği 2020 dışında, 1992’den bu yana her yıl ambargoya karşı bir karar kabul ediyor. Son oylama, art arda 34’üncü yıllık kınama olarak kayda geçti. ABD ve İsrail karara karşı oy kullanan ülkeler arasında yer aldı. Reuters ve Associated Press’e göre Almanya ve İtalya çekimser kalan ülkeler arasındaydı.
Karar, BM üyelerinin büyük bölümünün ambargonun kaldırılması gerektiği yönündeki tutumunu yansıtıyor. Ancak Genel Kurulun bu tür kararları, uygulanması zorunlu hukuki emirlerden çok uluslararası siyasi görüş beyanı niteliği taşıyor. Ambargoyu kaldırma yetkisi ABD Kongresinde bulunuyor. Bu nedenle BM oylaması Küba’yı etkileyen yaptırımları, ticaret kurallarını veya mali kısıtlamaları kendiliğinden değiştirmiyor.
Genel Kurulda karşıt görüşler
Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez, ambargonun ağır ekonomik ve insani maliyetler doğurduğunu, kıtlıkları derinleştirdiğini ve Küba’nın finansman ile ticarete erişimini sınırladığını söyledi. Havana yönetimi uzun süredir ABD politikasını ülkenin ekonomik kalkınmasının önündeki başlıca dış engel olarak tanımlıyor.
ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz ise bu değerlendirmeyi reddetti. Küba’daki sorunların kaynağının hükümetin kendi ekonomik ve siyasi politikaları olduğunu savunan Waltz, oy dağılımındaki değişimi Havana’nın yaklaşımına yönelik artan kuşkunun işareti olarak yorumladı. Tartışma, Küba’nın ekonomik sıkıntılarda ABD kısıtlamalarını öne çıkarması ile Washington’ın iç yönetim tercihlerini belirleyici görmesi arasındaki köklü görüş ayrılığını yeniden ortaya koydu.
Karar neyi değiştiriyor, neyi değiştirmiyor?
Ambargo 1960’ların başına uzanıyor ve farklı ABD yönetimleri döneminde çeşitli değişikliklere uğradı. Buna karşın temel yasal çerçeve yürürlükte kalmaya devam ediyor. Kaldırma yetkisi Kongrede olduğu için BM kararının kısa vadeli pratik etkisi sınırlı. Yaptırımlar otomatik olarak sona ermiyor ve ikili görüşmeler için yeni bir takvim oluşmuyor.
Kararın ağırlığı daha çok diplomatik alanda. Yıllık oylama, hükümetlere Washington ile Havana arasındaki uzun süreli anlaşmazlığa ilişkin tutumlarını açıkça kayda geçirme fırsatı veriyor. 130’a karşı 17’lik sonuç ambargoya yönelik geniş muhalefetin sürdüğünü gösterirken, destek oylarının bir yılda 165’ten 130’a gerilemesi Küba’nın bu kez daha dar bir koalisyon topladığını ortaya koyuyor.
Oylamadaki sayı değişimi, kararın hukuki sonucundan ayrı değerlendirilmek zorunda. Bir ülkenin kabul, ret ya da çekimser oyu, ambargonun ertesi gün kaldırılması veya genişletilmesi anlamına gelmiyor. Buna karşılık yıllık kayıt, hükümetlerin Küba politikasına ve Washington’ın yaptırım yaklaşımına ilişkin diplomatik mesafesini karşılaştırmaya imkân veriyor. Bu nedenle 2026 sonucu hem geniş çoğunluğun devamını hem de geçen yıla göre desteğin zayıflamasını aynı anda gösteren bir siyasi gösterge niteliğinde.
Oylamayı doğru okumak için iki unsurun birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Karar rahat bir çoğunlukla geçti, ancak desteğin büyüklüğü ve bileşimi önemli ölçüde değişti. Böylece Genel Kurul uzun süredir tekrarladığı siyasi çağrıyı yenilerken, geçen yılki tartışmaya göre daha bölünmüş bir uluslararası tablo ortaya çıktı.
