Türkiye ile Ermenistan sınırını oluşturan Arpaçay Nehri üzerindeki tarihi Ani Köprüsü'nün yeniden inşası için uygulama ihalesi tamamlandı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu'nun 25 Ekim 2026 tarihli açıklamasına göre Karayolları Genel Müdürlüğü ihaleyi 16 Eylül'de gerçekleştirdi, yükleniciyle sözleşme ise 28 Eylül'de imzalandı. Açıklama, restorasyonun tamamlandığı anlamına gelmiyor; proje ihale ve sözleşme aşamasını geride bırakmış durumda.
Ortak komisyon süreci yönetecek
Çalışmaların çerçevesi Türkiye ile Ermenistan arasında 4 Mayıs 2026'da Erivan'da imzalanan protokole dayanıyor. Ermenistan Başbakanlığı da protokolün iki ülke sınırındaki tarihi Ani, diğer adıyla İpek Yolu Köprüsü'nde ortak restorasyon çalışmalarının uygulanmasını kapsadığını duyurmuştu. Türk ve Ermeni kurumlarının yer aldığı ortak komisyon, yeniden inşa sürecinin koordinasyonunu üstlenecek.
İhale duyurusunda inşaatın fiilen başlayacağı gün, işin tamamlanma tarihi veya sözleşme bedeli açıklanmadı. Bu nedenle takvim ve maliyet konusunda kesin bir tarih ya da rakam vermek mümkün değil. Bakanlığın açıklamasındaki somut yeni gelişme, 16 Eylül tarihli uygulama ihalesinin ardından 28 Eylül'de sözleşmenin imzalanmış olması.
Köprüden yalnızca ayaklar kaldı
Ani Köprüsü, Kars'taki Ani Ören Yeri ile Ermenistan tarafını ayıran Arpaçay'ın dar bir bölümünde bulunuyor. Bakanlığın aktardığı tarihsel bilgilere göre özgün yapı yaklaşık 80 metre uzunluğunda ve 8 metre genişliğindeydi. Nehir üzerindeki büyük kemerin 16 Ekim 1807'de yıkılmasının ardından köprüden günümüze ağırlıklı olarak iki yakadaki ayaklar ulaştı.
Yapı, Orta Çağ'da Anadolu ile Kafkasya arasındaki ticaret yollarının önemli duraklarından Ani'nin ulaşım ağının bir parçasıydı. Ani Arkeolojik Alanı, farklı dönemlere ait dini ve sivil mimari örnekleri nedeniyle 2016'da UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alındı. Köprünün yeniden ayağa kaldırılması da bu kültürel mirasın korunması ve iki kıyı arasındaki tarihsel bağlantının görünür hale getirilmesi amacıyla yürütülüyor.
Restorasyonun teknik ayrıntıları henüz kamuoyuna tam olarak sunulmadı. Tarihi yapılarda yeniden inşa kararı, mevcut özgün taşların belgelenmesi, ayakta kalan taşıyıcı bölümlerin güçlendirilmesi ve yeni malzemenin eski dokudan ayırt edilebilir biçimde kullanılması gibi koruma ilkelerini gündeme getiriyor. Uygulama projesinin bu konularda nasıl bir yöntem benimseyeceği, alanın arkeolojik niteliği nedeniyle önem taşıyor.
Normalleşme sürecinde somut proje
Restorasyon yalnızca teknik bir kültür varlığı projesi değil. Türkiye ile Ermenistan arasında diplomatik ilişkilerin bulunmadığı ve kara sınırının uzun süredir kapalı olduğu ortamda, iki ülkenin ortak kurumlarla yürüttüğü sınırlı sayıdaki somut işlerden biri olarak öne çıkıyor. Mayıs ayında imzalanan protokolün ardından uzmanların çalışma grubu toplantıları yapması ve Türkiye tarafında ihale ile sözleşme aşamalarının tamamlanması, projenin idari açıdan ilerlediğini gösteriyor.
Ermenistan tarafındaki resmî açıklamalar da projenin ortak çalışma niteliğini doğruluyor. Protokolün iki ülkenin normalleşme süreci özel temsilcileri tarafından imzalanması, restorasyonu yalnızca yerel bir bakım faaliyeti olmaktan çıkarıyor. Buna karşın açıklanan belgeler, projenin siyasi anlaşmazlıkların tamamını çözdüğü yönünde bir sonuç içermiyor.
Bununla birlikte köprü ihalesi, sınır kapısının açıldığı veya yolcu ve yük geçişinin başlayacağı anlamına gelmiyor. Açıklamalar projenin tarihi yapının ortak restorasyonuna odaklandığını gösteriyor. Sınır geçişleri ve diplomatik normalleşme ise ayrı siyasi ve idari kararlar gerektiriyor.
Sıradaki aşamalarda uygulama takvimi, saha hazırlıkları ve restorasyon yöntemine ilişkin daha ayrıntılı bilgilerin açıklanması bekleniyor. Çalışmaların özgün kalıntıları nasıl koruyacağı ve iki ülkedeki ekiplerin görev paylaşımı, projenin kültürel miras standartları açısından en yakından izlenecek başlıkları olacak. Şimdilik doğrulanmış kilometre taşı, ortak protokolün uygulama ihalesi ve imzalanmış sözleşme aşamasına ulaşması.
Projenin sahadaki ilerlemesi, bundan sonra iki tarafın resmî kurumlarından gelecek açıklamalarla izlenebilecek. Başlangıç tarihi, yüklenicinin çalışma programı ve koruma kurullarının onayları açıklanmadan, köprünün ne zaman tamamlanacağına ilişkin tahmin yürütmek doğru olmayacak.
