İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ), kentteki şebeke suyuna kanalizasyon suyu karıştığı ve musluk suyunun tüketilmemesi gerektiği yönünde sosyal medyada dolaşıma giren iddiaların gerçeği yansıtmadığını açıkladı. Kurumun 17 Ekim 2026 tarihli açıklaması, sağanak yağışların ardından hızla yayılan ve halk sağlığı açısından kaygı oluşturan mesajlara doğrudan yanıt verdi.
İSKİ, İstanbul’a verilen günlük ortalama 3 milyon 200 bin metreküp içme suyunun kalitesinin kaynağından son tüketiciye ulaşıncaya kadar bütün aşamalarda düzenli olarak kontrol edildiğini bildirdi. Açıklamaya göre analizler, Sağlık Bakanlığının “İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik” hükümleri doğrultusunda alınan numuneler üzerinden akredite laboratuvarlarda gerçekleştiriliyor.
Su kalitesi 7 gün 24 saat izleniyor
Kurum, su kalitesine ilişkin ilgili parametrelerin çevrim içi izleme sistemleriyle haftanın yedi günü, günün 24 saati takip edildiğini belirtti. Bu ifade, yalnızca aralıklı laboratuvar örneklemesine değil, dağıtım sürecinin devamlı gözetimine de işaret ediyor. İSKİ ayrıca kalite kriterlerini karşılamayan suyun İstanbul’un içme suyu şebekesine verilmesinin söz konusu olmadığını vurguladı.
İSKİ’nin paylaştığı bilgilere göre denetim yalnızca kurumun kendi laboratuvarlarıyla sınırlı değil. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü, kentin 39 ilçesindeki farklı noktalardan düzenli olarak su numuneleri alıyor ve bağımsız denetim yürütüyor. Böylece şebeke suyu hem hizmeti sağlayan idarenin kontrollerine hem de sağlık otoritesinin ayrı gözetimine tabi tutuluyor.
Kurumun anlattığı süreç üç ayrı aşamayı öne çıkarıyor: suyun kaynaktan itibaren izlenmesi, numunelerin akredite laboratuvarlarda incelenmesi ve şebekedeki ilgili kalite göstergelerinin çevrim içi sistemlerle kesintisiz takip edilmesi. İl Sağlık Müdürlüğünün numune çalışmaları da bu kurum içi kontrollerin dışında ikinci bir denetim katmanı oluşturuyor. Açıklamada herhangi bir ilçede kalite sınırlarının aşıldığına veya kent genelinde kullanım kısıtlaması uygulandığına ilişkin bilgi yer almadı.
İddianın kaynağına değil, doğrulanmış bilgilere bakılmalı
Açıklamanın odağında, sosyal medya kanallarında kaynağı belirsiz biçimde yayılan “şebeke suyunu tüketmeyin” mesajları bulunuyor. Haber kuruluşlarının aktardığı kurum açıklamasında, şebekeye kanalizasyon suyu karıştığına ilişkin herhangi bir tespit paylaşılmadı; tersine, iddia açık biçimde reddedildi. İSKİ, kamuoyunun su güvenliği gibi doğrudan sağlıkla ilişkili başlıklarda resmî açıklamaları ve doğrulanabilir verileri dikkate almasını istedi.
İSKİ’nin bildirdiği 3,2 milyon metreküplük günlük ortalama hacim, denetimin İstanbul ölçeğinde kesintisiz yürütülmesinin önemini gösteriyor. Kurum, numune alma, laboratuvar analizi ve çevrim içi takip olmak üzere birden fazla kontrol katmanının kullanıldığını açıkladı. İl Sağlık Müdürlüğünün 39 ilçedeki örneklemeleri ise kentin farklı bölgelerindeki şebeke kalitesinin ayrıca kontrol edildiği anlamına geliyor.
Bir içme suyu uyarısı, destekleyen analiz sonucu veya yetkili kurum duyurusu bulunmasa bile hanelerin günlük davranışını kısa sürede değiştirebilir. Bu nedenle iddianın kendisiyle, iddiaya ilişkin doğrulanmış bulguların ayrılması önem taşıyor. Bu haber için incelenen üç ayrı yayında aynı yazılı İSKİ açıklaması aktarıldı; kaynakların hiçbirinde kanalizasyon karıştığı iddiasını destekleyen bir laboratuvar sonucu ya da resmî uyarı bulunmadı.
Mevcut açıklama ne söylüyor, ne söylemiyor?
Mevcut resmî açıklama, sosyal medyada dile getirilen genel kanalizasyon karışması iddiasının doğru olmadığını ve mevzuat dışı kalitede suyun şebekeye verilmediğini söylüyor. Açıklama, belirli bir bina veya bina içi tesisatta yaşanabilecek münferit arızalara ilişkin bir değerlendirme içermiyor. Bu nedenle renk, koku ya da tatta olağan dışı bir durum gözleyen abonelerin, sosyal medya mesajları yerine doğrudan İSKİ’nin resmî bildirim ve arıza kanallarını izlemesi önem taşıyor.
17 Ekim’de yayımlanan açıklama itibarıyla İstanbul genelinde musluk suyunun tüketilmemesini gerektiren bir kurum uyarısı bulunmuyor. İSKİ’nin paylaştığı çerçeve; düzenli numune, akredite laboratuvar analizi, çevrim içi izleme ve İl Sağlık Müdürlüğünün bağımsız denetimlerinden oluşuyor. Yeni ve bölgesel bir gelişme olması halinde değerlendirme için yine yetkili kurumların güncel duyuruları esas alınmalı.
