Amerika Birleşik Devletleri, 28 Ekim’de Ruanda Savunma Bakanlığı ile Zigama Credit and Savings Society’yi yaptırım listesine aldı. ABD Hazine Bakanlığının Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi, iki kurumun Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin doğusunda faaliyet gösteren M23 silahlı grubuna destek sağladığını ileri sürdü. Karar, Kongo’daki çatışmayı kapsayan başkanlık kararnamesi çerçevesinde açıklandı.
Yaptırımlar neyi kapsıyor?
Karar uyarınca listelenen kurumların ABD’de bulunan veya ABD’li kişi ve kuruluşların kontrolündeki mal varlıkları ile mülkiyet hakları bloke edilecek ve OFAC’a bildirilecek. Engellenen kişi ya da kuruluşların toplamda yüzde 50 veya daha fazla paya sahip olduğu şirketler de kısıtlamalara tabi olacak. OFAC tarafından izin veya istisna verilmedikçe ABD’li kişilerin bu varlıkları içeren işlemleri gerçekleştirmesi genel olarak yasak.
Bu önlem, adı açıklanan iki kurumu hedefliyor; Ruanda’ya uygulanan genel bir ambargo veya ülkeye ait bütün varlıkların dünya çapında otomatik olarak el konulması anlamına gelmiyor. Bununla birlikte, söz konusu kurumlarla çalışan bankalar ve şirketler, özellikle ABD finans sistemi üzerinden geçen işlemlerde yaptırım riskini değerlendirmek zorunda kalacak.
Washington’ın iddiaları
ABD Hazine Bakanlığı, Ruanda savunma yapısının Ruanda Savunma Kuvvetlerini Kuzey ve Güney Kivu’ya binlerce asker konuşlandırmak üzere yönlendirdiğini savundu. Washington’a göre bu birlikler M23 ile birlikte hareket etti; gruba askerî ekipman, lojistik destek ve eğitim sağladı. Bakanlık ayrıca karadan havaya füze sistemleri ile elektronik karıştırma ekipmanlarının bölgeye getirildiğini ve bunun sivil havacılık için risk oluşturduğunu ileri sürdü.
OFAC, Ruanda güvenlik birimlerine hizmet veren Zigama’nın silah, mühimmat, seyahat ve eğitim ödemelerini kolaylaştırdığını iddia etti. Hazine Bakanlığı ayrıca Zigama’ya bağlı bir şubenin M23 kontrolündeki bölgelerden çıkarılan altının Kigali’ye taşınmasına yardımcı olduğunu ve kurumun M23 ile siyasi ağı adına finansal işlemler gerçekleştirdiğini savundu.
Bunlar ABD yönetiminin ileri sürdüğü iddialar. Ruanda, M23’e destek verdiği suçlamalarını uzun süredir reddediyor. Reuters’a konuşan hükümet sözcüsü Yolande Makolo, Ruanda’nın Washington barış anlaşmalarını uygulamaya hazır olduğunu ancak Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin FDLR güçleriyle ilgili taahhütlerini yerine getirmediğini söyledi. Zigama’nın üst yöneticisi Reuters’ın yorum talebine hemen yanıt vermedi.
Çatışma ve barış anlaşması
M23, 2025’in başındaki ilerleyişinde Goma ve Bukavu’yu ele geçirdikten sonra Kuzey ve Güney Kivu’da geniş bölgeleri kontrol etmeye başladı. ABD ve Birleşmiş Milletler M23’ü silahlı grup olarak listeliyor. BM uzmanları ve Batılı hükümetler örgütün Ruanda’dan destek aldığını belirtirken Kigali bu değerlendirmeye karşı çıkıyor.
Ruanda ile Demokratik Kongo Cumhuriyeti, ABD arabuluculuğundaki Washington Barış ve Refah Anlaşmalarını 4 Aralık 2025’te imzaladı. Anlaşma çatışmaları azaltmayı, bölgesel ticaret ve yatırımı geliştirmeyi amaçlıyordu; ancak sahadaki çatışmalar devam etti. ABD, yeni yaptırımların Ruanda’yı M23’e desteği durdurmaya ve güçlerini doğu Kongo’dan çekmeye zorlamayı hedeflediğini açıkladı.
Reuters’a göre Demokratik Kongo Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı yaptırımları memnuniyetle karşıladı ve Ruanda’nın yükümlülükleri ile Kongo’nun toprak bütünlüğüne saygı göstermesi gerektiğini bildirdi. Karar, ABD’nin mart ayında Ruanda Savunma Kuvvetleri ve üst düzey yetkililere uyguladığı önceki yaptırımların ardından geldi.
Bundan sonra ne olacak?
İlk somut etki finansal uyum alanında görülecek. ABD kurumları kapsam dahilindeki varlıkları bloke edip bildirmek zorunda. ABD dışındaki şirketler de yaptırımların ihlaline yol açmaları veya kısıtlamaları aşmaya çalışmaları hâlinde riskle karşılaşabilir. Hazine Bakanlığı ayrıca şirketlere M23 kontrolündeki maden bölgeleriyle bağlantılı tedarik zincirlerini inceleme çağrısı yaptı.
Yaptırımlar çatışmayı tek başına sona erdirmiyor ve tartışmalı iddiaların mahkeme kararıyla kanıtlandığı anlamına gelmiyor. Siyasi etki; uygulamanın kapsamına, Ruanda’nın vereceği yanıta ve Washington arabuluculuğunun Kigali ile Kinşasa’dan yeni adımlar üretip üretmeyeceğine bağlı olacak. Şimdilik karar, doğu Kongo’da çatışma ve yerinden edilme sürerken ABD baskısında önemli bir artışa işaret ediyor.
