Birleşik Krallık’ın medya düzenleyicisi Ofcom, izleyicilerin içerik seçerken başvurduğu ilk adres konusunda Netflix’in BBC’yi küçük bir farkla geçtiğini açıkladı. Media Nations 2026 raporuna göre katılımcıların yüzde 26’sı ne izleyeceğine karar verirken önce Netflix’e baktığını söyledi. BBC için aynı oran yüzde 25, ITV için ise yüzde 15 olarak ölçüldü.
İlk tercih ile toplam izlenme aynı şey değil
Bu sonuç, Netflix’in Birleşik Krallık’taki toplam video tüketiminde BBC’yi geride bıraktığı anlamına gelmiyor. “İlk tercih” göstergesi, izleyicinin bir içerik aramaya başladığında hangi hizmete yöneldiğini ölçüyor. Toplam izlenme süresi ise gün boyunca hangi platformda ne kadar vakit geçirildiğini gösteren farklı bir ölçüm.
Ofcom verilerini aktaran The Guardian’a göre BBC, 2025’te toplam video izlenmesinin yüzde 18’ini oluşturarak bu ölçümde liderliğini korudu. YouTube yüzde 15, ITV yüzde 11 ve Netflix yüzde 9 pay aldı. Dolayısıyla Netflix içerik keşfinde ilk sıraya yükselirken, BBC geniş yayın hacmi ve canlı programları sayesinde toplam izlenmede daha güçlü konumda kaldı.
Geleneksel yayıncıların dijital hizmetleri büyüyor
Rapor, değişimin yalnızca küresel yayın platformlarının yükselişinden ibaret olmadığını gösteriyor. Ofcom’a göre BBC iPlayer ve ITVX gibi geleneksel yayıncılara ait isteğe bağlı izleme hizmetlerinin kullanımı yıllık bazda yüzde 9 arttı. Bu büyüme, izleyicilerin doğrusal televizyon ile çevrim içi platformlar arasında kesin bir ayrım yapmak yerine aynı yayıncıya farklı cihazlardan ulaşabildiğini ortaya koyuyor.
Büyük canlı etkinlikler de geleneksel yayıncıların gücünü koruduğu alanlar arasında. Dünya Kupası gibi geniş kitlelere ulaşan spor yayınları ve ulusal ölçekte ilgi gören programlar, BBC ve ITV’nin toplam izlenme içindeki ağırlığını destekledi. Kamu hizmeti yayıncıları ayrıca 2025 boyunca Birleşik Krallık’a özgü 30 binden fazla saat içerik sundu.
YouTube televizyon ekranında büyüyor
Media Nations 2026’nın dikkat çeken bir başka bulgusu YouTube’un televizyon cihazlarındaki yükselişi oldu. Ofcom, YouTube’un TV ekranlarından izlenme süresinin 2022’den bu yana iki katına çıktığını belirtti. Platformun yalnızca genç izleyicilerle sınırlı kalmadığı, daha ileri yaş gruplarında da kullanımın arttığı kaydedildi.
Bu değişim, televizyon ekranının önemini kaybetmesinden çok ekranın hangi hizmetler için kullanıldığının dönüşmesine işaret ediyor. Aynı cihaz üzerinden canlı yayın, isteğe bağlı dizi ve film, kısa video veya kullanıcı üretimi içerik izlenebiliyor. Platformlar arasındaki rekabet bu nedenle yalnız program sayısına değil, arayüzde görünürlük, içerik keşfi ve izleyiciyi hizmet içinde tutma becerisine de dayanıyor.
Bir puanlık fark nasıl okunmalı?
Netflix ile BBC arasındaki fark yalnız bir yüzde puanı. Bu nedenle rapor, tek taraflı ve kesin bir üstünlükten çok izleyici tercihlerindeki yakın rekabeti gösteriyor. Araştırmanın sonuçları hizmetlerin farklı işlevlerini de görünür kılıyor: Netflix ağırlıklı olarak isteğe bağlı bir katalog sunarken BBC canlı kanalları, haberleri, spor yayınlarını ve iPlayer’ı aynı ekosistemde birleştiriyor.
Ofcom’un yıllık çalışması ayrıca tek bir platformun bütün pazarı belirlemediğini ortaya koyuyor. İzleyici bir programa Netflix’te başlayabilir, başka bir canlı etkinlik için BBC’ye dönebilir ve kısa video için YouTube’u kullanabilir. Bu geçişken kullanım, ilk tercih sıralamasındaki küçük değişimlerin toplam izlenme liderliğiyle aynı anlama gelmemesinin temel nedeni.
Rapor ne söylüyor?
Ofcom’un bulguları Netflix’in içerik seçimine başlarken en sık tercih edilen tekil hizmet olduğunu, ancak BBC’nin toplam izlenme ve yerel içerik üretiminde önemli ağırlığını koruduğunu gösteriyor. Yüzde 26 ile yüzde 25 arasındaki bir puanlık fark, iki hizmetin izleyicinin günlük medya alışkanlıklarında birbirine çok yakın konumlandığını ortaya koyuyor.
Sonuçlar, “Netflix BBC’yi tamamen geçti” şeklinde yorumlanmamalı. Raporun ölçtüğü ilk tercih davranışı, toplam erişim veya toplam izlenme süresinden farklı. Daha doğru tablo; küresel yayın platformlarının içerik keşfinde güçlendiği, geleneksel yayıncıların ise canlı etkinlikler, yerel yapımlar ve kendi dijital servisleriyle rekabeti sürdürdüğü karma bir medya düzenine işaret ediyor.
