2. İletişim Şûrası, “Türkiye Yüzyılı: İletişimin Yüzyılı” temasıyla 28 Temmuz 2026’da Ankara’da başladı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen iki günlük programın açılışı ATO Congresium’da yapıldı. Açılış oturumuna Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran katıldı.
Şûranın temel gündemi, iletişim alanındaki hızlı teknolojik değişimin kamu kurumları, medya kuruluşları, akademi ve toplum üzerindeki etkileri. Programda yerel medyadan dijital platformlara, yapay zekâdan dezenformasyona, hibrit tehditlerden stratejik iletişime kadar uzanan başlıkların ele alınması planlanıyor. Duran, etkinliğin amacını Türkiye’nin karşı karşıya olduğu riskleri değerlendirmek, yeni gelişmelere uyum sağlamak ve ülkenin stratejik iletişim yaklaşımını ortaya koymak olarak açıkladı.
16 çalışma grubunun raporları paylaşılacak
Şûranın içeriği yalnızca açılış konuşmalarından oluşmuyor. Ocak 2025’te gerçekleştirilen hazırlık çalıştayında 16 çalışma grubu oluşturuldu ve 425 katılımcı iletişim alanındaki ihtiyaçlar, eksiklikler ve politika seçenekleri üzerine çalıştı. Bu çalışmaların sonucunda hazırlanan “2. İletişim Şûrası Raporlar” ve “2. İletişim Şûrası Tebliğler” başlıklı yayınların program kapsamında kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor.
Çalışma gruplarının çeşitliliği, iletişim politikalarının farklı meslek ve uzmanlık alanlarının katkısıyla değerlendirilmesini hedefliyor. Yerel medya temsilcileri, akademisyenler, kamu yöneticileri ve iletişim profesyonellerinin katkıları; dijital dönüşümün fırsatları kadar risklerinin de birlikte ele alınmasına zemin hazırlıyor.
Yapay zekâ ve dezenformasyon neden öne çıkıyor?
Yapay zekâ destekli içerik üretiminin yaygınlaşması, haber doğrulama süreçlerinden kişisel verilerin korunmasına kadar birçok yeni tartışma doğuruyor. Yanlış veya bağlamından koparılmış bilgilerin çok hızlı yayılması, kamu kurumları ve medya kuruluşları için daha güçlü doğrulama yöntemlerini gerekli kılıyor. Şûranın yapay zekâ, dijital medya ve dezenformasyonu aynı çerçevede ele alması, teknoloji ile editoryal sorumluluk arasındaki ilişkiyi programın önemli eksenlerinden biri hâline getiriyor.
Hibrit tehditler başlığı ise dijital saldırılar, manipülatif bilgi akışları ve kriz dönemlerinde iletişim güvenliği gibi birbirine bağlı konulara işaret ediyor. Programdan çıkacak öneriler bağlayıcı bir düzenleme niteliği taşımıyor. Bununla birlikte gelecekteki kamu politikaları ve iletişim kurumlarının uygulamaları için bir değerlendirme zemini oluşturabilir.
İkinci gün panel oturumları var
Şûranın 29 Temmuz’daki ikinci gününde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Konferans Salonu’nda panel oturumları düzenlenecek. Farklı disiplinlerden uzmanların katılacağı bu oturumlarda hazırlık raporlarının ve güncel iletişim sorunlarının ayrıntılı biçimde tartışılması bekleniyor.
Programın iki güne yayılması, açılış konuşmaları ile uzman panellerini birbirinden ayırıyor. İlk gün etkinliğin genel çerçevesi ve stratejik öncelikleri öne çıkarken, ikinci gün uzmanların çalışma alanlarına göre daha ayrıntılı değerlendirmeler yapması planlanıyor. Hazırlık sürecinde oluşturulan raporların da bu tartışmalara temel oluşturması bekleniyor. Böylece Şûra, yalnız güncel sorunları sıralayan bir toplantı olmaktan çıkıp önceki çalışmalardan gelen bulguların yeniden ele alındığı bir değerlendirme sürecine dönüşebilir.
İki günlük program tamamlandığında, açıklanacak rapor ve tebliğler etkinliğin somut çıktıları olacak. Bu belgelerin özellikle yapay zekâ kullanımı, dezenformasyonla mücadele, yerel medyanın sürdürülebilirliği ve dijital iletişim politikaları açısından hangi önerileri sunduğu, Şûra sonrasında izlenecek başlıca konu olacak.
Şûra aynı zamanda teknolojik araçların mesleki standartlardan ve kamu politikalarından daha hızlı değiştiği yönündeki daha geniş tartışmayı Türkiye gündemine taşıyor. Etkinliğin ölçülebilir ve uygulanabilir öneriler üretip üretmediği, tam raporlar yayımlandıktan sonra değerlendirilebilecek. Raporlar görülmeden yeni mevzuat ya da kesin kurumsal değişiklikler hakkında çıkarım yapmak için yeterli veri bulunmuyor.
Kaynakların ortaklaştığı çerçeve, etkinliğin iletişim ekosistemindeki farklı paydaşları bir araya getirerek güncel sorunları tartışmayı amaçladığı yönünde. Şûra sonrasında hangi önerilerin takvime bağlanacağı veya kurumlar tarafından benimseneceği ise henüz açıklanmadı. Bu nedenle programın etkisi, yalnız açılış konuşmalarına değil, yayımlanacak belgelerin içeriğine ve sonraki adımlara göre ölçülecek.
