Türkiye’nin dijital alandaki egemenliğini güçlendirmek amacıyla hazırlanan Dijital Egemenlik Stratejisi, 27 Ekim 2026’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Siber Güvenlik Kuruluna sunuldu. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının açıklamasına göre strateji; kritik teknolojilerde dışa bağımlılığın azaltılması, millî teknoloji kapasitesinin geliştirilmesi ve kritik altyapıların korunmasını ana öncelikler arasında ele alıyor.
Kurul, stratejik hedefler doğrultusunda alınan kararların ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından görev alanları çerçevesinde uygulanmasını kararlaştırdı. Uygulama süreçlerinin etkin biçimde izlenmesi ve ilerlemenin düzenli olarak değerlendirilmesi de kurul kararları arasında yer aldı. Açıklama, stratejinin Kurula sunulduğunu ve uygulama yönünde karar alındığını doğruluyor; ancak stratejinin tam metni kamuya açık belgeler arasında henüz yer almıyor.
Yapay zekâ ve değişen tehdit ortamı
Toplantıda küresel ve bölgesel jeopolitik gelişmelerin siber güvenlik ortamına yansımaları ile uluslararası alandaki güncel siber olaylar değerlendirildi. Kurula ayrıca yapay zekâ teknolojilerindeki ilerlemenin siber tehditlerin niteliği, ölçeği ve yayılma hızı üzerindeki etkileri hakkında bilgi sunuldu. Bu çerçeve, stratejinin yalnızca teknik sistemlerin korunmasına değil, hızla değişen tehdit ortamına uyum sağlanmasına da odaklandığını gösteriyor.
Dijital platformlar üzerinden yürütülen algoritmik yönlendirme ve bilişsel etki faaliyetlerinin millî güvenlik ve toplumsal dayanıklılık üzerindeki riskleri de gündeme alındı. Resmî açıklama belirli bir platform, şirket veya olayı hedef göstermedi. Bu nedenle toplantı kararlarını belirli hizmetlere yönelik yeni bir yasak, yaptırım ya da düzenleme olarak yorumlamak için kamuya açıklanmış bir dayanak bulunmuyor.
Kritik altyapı ve kurumlar arası koordinasyon
Kurul, kritik altyapıların korunması ile ulusal siber dayanıklılık ve caydırıcılık kapasitesinin artırılmasını Türkiye’nin güvenlik ve kalkınma politikalarının stratejik öncelikleri arasında değerlendirdi. Siber tehditlerin hızlı yayılabilmesi ve farklı sektörleri aynı anda etkileyebilmesi nedeniyle kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi, ortak risk değerlendirme yetkinliklerinin geliştirilmesi ve uygulama birliğinin sağlanması üzerinde duruldu.
Ortak risk değerlendirme yetkinliği, pratikte farklı kurumların tehditleri karşılaştırılabilir ölçütlerle inceleyebilmesi ve olaylar sırasında daha hızlı eş güdüm kurabilmesi açısından önem taşıyor. Uygulama birliği hedefi de benzer risklere farklı kurumlarda çelişen yaklaşımlar verilmesini azaltmayı amaçlayan bir çerçeve sunuyor. Ancak açıklama, kullanılacak risk metodolojisini, bildirim eşiklerini veya kurumlar arasında paylaşılacak veri türlerini tanımlamıyor. Bu teknik ayrıntıların sonraki eylem planları ya da ikincil belgelerle belirlenmesi gerekecek.
Açıklamada kamu kurumları, özel sektör ve akademi arasındaki iş birliğinin derinleştirilmesi hedefi de öne çıktı. Bu yaklaşım, kritik sistemlerin yalnızca kamuya ait altyapılardan oluşmadığı ve siber dayanıklılığın teknoloji sağlayıcıları, işletmeler, araştırmacılar ve düzenleyici kurumlar arasında bilgi paylaşımı gerektirdiği kabulüne dayanıyor. Bununla birlikte iş birliğinin hangi mekanizmalarla yürütüleceği henüz ayrıntılandırılmadı.
Henüz açıklanmayan ayrıntılar
Kamuoyuna yapılan duyuruda stratejinin hedef başlıkları özetlense de somut proje listesi, bütçe, uygulama takvimi, performans göstergeleri ve kurum bazlı sorumluluk dağılımı yayımlanmadı. Ayrıca özel sektör için yeni zorunluluklar, veri yerelleştirme kuralları veya teknik standartlar duyurulmuş değil. Bu unsurların varlığına ilişkin yorum yapmak için stratejinin tam metninin ya da sonraki uygulama belgelerinin açıklanması gerekiyor.
Bu nedenle 27 Ekim’deki gelişmenin doğrulanmış kapsamı, Dijital Egemenlik Stratejisinin Siber Güvenlik Kuruluna sunulması ve belirlenen hedefler doğrultusunda kurumların uygulama, izleme ve düzenli değerlendirme yapmasına karar verilmesiyle sınırlı. Bundan sonraki aşamada stratejiye bağlı eylem planları, sorumlu kurumlar ve ölçülebilir hedefler açıklanırsa programın kamu hizmetleri, kritik altyapılar ve teknoloji sektörü üzerindeki somut etkisi daha net değerlendirilebilecek.
Yayımlanacak her yeni belge, stratejinin kapsamını somutlaştıracak; mevcut açıklamayla doğrulanamayan ayrıntılar ise kesinleşmiş bir uygulama gibi değerlendirilmemeli.
