ASELSAN tarafından geliştirilen GÖKALP insansız hava aracı önleme sistemi, Ankara’daki Oğulbey Teknoloji Üssü’nde gerçekleştirilen gösterimde bir hedef dronu havada doğrudan çarpma yöntemiyle etkisiz hale getirdi. Gösterim, küçük insansız hava araçlarına karşı radar, komuta-kontrol yazılımı ve önleyici dronun tek bir zincir içinde nasıl çalıştığını ortaya koydu.
Anadolu Ajansı, TRT Haber ve DefenceTurk tarafından aktarılan bilgilere göre senaryonun ilk aşamasında hedef dron AURA radarı tarafından tespit edildi. Radarın ürettiği canlı hedef verisi, ASELSAN’ın DRONEDEF komuta-kontrol yazılımına aktarıldı. Yazılım üzerinden oluşturulan angajman zincirinde GÖKALP E1 önleyici dronu görevlendirildi. Hedefe yönelen E1, taşıdığı patlayıcı bir harp başlığına ilişkin bir açıklama yerine “vur-çarp” ya da doğrudan kinetik çarpma olarak tanımlanan yöntemle hedef dronu havada imha etti.
Gösterimin önemi yalnızca önleyici aracın hedefe ulaşmasından kaynaklanmıyor. Paylaşılan teknik akış, farklı algılayıcılar ile komuta-kontrol katmanının birlikte çalışmasına dayanıyor. AURA radarının hedefi belirlemesinin ardından verinin DRONEDEF üzerinden önleyiciye aktarılması, tehdit tespiti ile müdahale arasındaki sürenin otomasyonla kısaltılmasının amaçlandığını gösteriyor. TRT Haber, sistemin araç üzerine entegre edilebildiğini ve hareketli kullanım için tasarlandığını bildirirken, DefenceTurk 360 derece kapsama, dost-düşman ayrımı ve güvenli sistemler arası haberleşme gibi özelliklerin hedeflendiğini aktardı.
GÖKALP nasıl çalışıyor?
GÖKALP yaklaşımında hedefin konumu önce radar ve elektro-optik algılayıcılar tarafından belirleniyor. Komuta-kontrol yazılımı bu bilgileri birleştirerek operatöre ve önleyici platforma aktarılabilir bir hedef resmi oluşturuyor. Ardından avcı dron hedefe yöneliyor ve kinetik temasla tehdidi durduruyor. Bu yöntem, özellikle küçük ve düşük maliyetli insansız hava araçlarına karşı pahalı hava savunma mühimmatlarının kullanımını azaltabilecek bir seçenek olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte mevcut gösterim, sistemin maliyeti, seri üretim takvimi veya sahadaki operasyonel konuşlandırma durumu hakkında kesin bir veri sunmuyor.
Doğrudan çarpma yönteminin temel avantajı, hedefin elektronik karıştırmaya dayanıklı olması halinde dahi fiziksel olarak etkisiz hale getirilebilmesi. Ancak gerçek operasyon koşullarında çevresel faktörler, yoğun hedef trafiği, haberleşme güvenliği ve dost unsurlarla ayrım gibi başlıklar sistem performansı açısından belirleyici olmaya devam edecek. ASELSAN’ın gösteriminde söz konusu bileşenlerin bütünleşik biçimde sunulması, geliştirme sürecinde yalnızca uçan platforma değil, sensör ve yazılım katmanına da odaklanıldığını gösteriyor.
Karşı-dron sistemlerinde tek bir sensör veya tek bir müdahale aracı çoğu zaman yeterli kabul edilmiyor. Küçük hava araçlarının alçaktan uçması, sınırlı radar izine sahip olması ve kısa sürede yön değiştirebilmesi, tespit ile müdahale arasında sürekli veri akışını önemli hale getiriyor. Oğulbey’de sergilenen zincir bu nedenle AURA radarını, DRONEDEF yazılımını ve E1 önleyiciyi ayrı ürünler olarak değil, birbirini tamamlayan parçalar olarak öne çıkarıyor. Kamuya açıklanan gösterim, bu mimarinin kontrollü bir senaryoda çalıştığını gösterirken aynı anda birden fazla hedefe karşı kapasite veya farklı hava koşullarındaki performans hakkında veri vermiyor.
Test neyi doğruladı, neyi doğrulamadı?
Oğulbey’deki faaliyet, GÖKALP E1’in AURA radarı ve DRONEDEF yazılımıyla kurulan senaryoda hedef dronu başarıyla takip edip doğrudan çarparak imha edebildiğini doğruladı. Buna karşılık açık kaynaklarda seri üretim, teslimat, envantere giriş veya bir tedarik sözleşmesine ilişkin doğrulanmış bir açıklama yer almıyor. Bu nedenle gösterimi operasyonel hizmete girişten ziyade, bütünleşik bir karşı-dron yeteneğinin kamuoyuna sunulan başarılı bir test aşaması olarak değerlendirmek gerekiyor.
Gösterim ayrıca kinetik önleme ile elektronik karşı tedbirlerin birbirinden farklı görevler üstlendiğini hatırlatıyor. Elektronik yöntemler haberleşme veya seyrüsefer bağlantılarını bozmayı hedeflerken, GÖKALP’in bu testte gösterdiği yöntem hedefe fiziksel temas kurulmasına dayanıyor. Hangi yaklaşımın kullanılacağı tehdidin türüne, çevredeki sivil unsurlara ve görev sahasının kurallarına bağlı olacak. İncelenen kaynaklar, sistemin karar yetkisi ve operatör denetiminin ayrıntılarını açıklamadığı için bu konuda daha ileri bir sonuç çıkarmak mümkün değil.
Küçük dronların savaş alanlarında ve kritik tesislere yönelik tehditlerde daha görünür hale gelmesi, karşı-dron çözümlerine ilgiyi artırıyor. GÖKALP’in gösterimi de Türkiye’de bu alanda geliştirilen çözümlerin radar tespitinden kinetik müdahaleye kadar uzanan bütünleşik bir mimariye yöneldiğini ortaya koyuyor. Sistemin sonraki aşamalarına ilişkin değerlendirme ise ancak ASELSAN veya yetkili kurumların açıklayacağı test, üretim ve teslimat verileriyle yapılabilecek.
