Türkiye'de kavurucu yaz sıcaklarının etkisini iyice hissettirdiği 2026 Temmuz ayında, tarla ve bahçelerde çalışan vatandaşlarla doğa tutkunlarını tehdit eden Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) yeniden gündemin ilk sıralarına yerleşti. Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) Üyesi Doç. Dr. Aslı Haykır, özellikle İç Anadolu ve Karadeniz'in iç kesimlerinde vakaların tırmanışa geçtiği bu kritik dönemde hayati bir uyarıda bulundu: 'Kene ne kadar erken çıkarılırsa bulaş riski o kadar azalır.'
Geçtiğimiz yıl (2025) Türkiye genelinde KKKA kaynaklı can kayıplarında yaşanan düşüş eğilimi, 2026 yılının ilk yarısında yerini temkinli bir bekleyişe bıraktı. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Haziran 2026 itibarıyla bildirilen vaka sayıları mevsim normallerinin üzerinde seyrediyor. Doç. Dr. Haykır, hastalığın ölümcül seyrine rağmen basit ama etkili bir önlem olan 'kene kartı' kullanımının bile toplumda yeterince yaygınlaşmadığına dikkat çekiyor.
Doç. Dr. Haykır'a Göre KKKA'nın Seyri ve Belirtileri
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, özellikle Hyalomma cinsi kenelerin taşıdığı bir virüsün yol açtığı, yüksek ateş ve kanama bozukluklarıyla seyreden ciddi bir zoonotik enfeksiyon olarak tanımlanıyor. Doç. Dr. Aslı Haykır, virüsün vücuda girmesinden sonraki kuluçka sürecinin genellikle 1 ila 3 gün arasında değiştiğini, ancak bu sürenin bazen 13 güne kadar uzayabildiğini belirtiyor. Hastalığın en korkutucu yanı ise sessiz başlaması; ani gelişen baş ağrısı, yaygın kas ve eklem ağrıları, halsizlik ve kırıklık hali çoğu zaman basit bir grip enfeksiyonuyla karıştırılabiliyor.
Ancak tablo hızla ağırlaşabiliyor. Doç. Dr. Haykır, 'Hastalık ilerledikçe yüz ve göğüste kızarmalar, gözlerde kanlanma ve en önemlisi damar geçirgenliğinin bozulmasıyla ortaya çıkan kanamalar baş gösteriyor. Diş eti kanaması, burun kanaması veya iğne yapılan yerlerde uzun süre durmayan kanamalar, hastalığın ölümcül faza geçtiğinin habercisidir' diyerek vatandaşları uyardı. Uzman isim, özellikle trombosit düşüklüğü ve karaciğer enzimlerindeki yükselmenin laboratuvar bulguları arasında en kritik belirteçler olduğunun altını çiziyor.
Tarım İşçileri ve Hayvancılıkla Uğraşanlar İçin Kritik Risk Haritası
Doç. Dr. Haykır, KKKA'nın bir meslek hastalığı niteliği taşıdığını vurguluyor. Türkiye'nin özellikle Kelkit Vadisi başta olmak üzere Tokat, Sivas, Çorum, Yozgat ve Erzurum gibi İç Anadolu ile Doğu Anadolu'nun kesişim noktalarında yaşayan tarım ve hayvancılık işçileri en yüksek risk grubunu oluşturuyor. 2026 yılı yaz sezonunda hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin 3 ila 5 derece üzerinde seyretmesi, kene popülasyonunun daha geniş bir coğrafyaya yayılmasına neden oldu. Bu durum, piknikçiler ve doğa sporlarıyla uğraşan amatörler için de kentsel alanlara yakın yeşil bölgelerde riskin arttığı anlamına geliyor.
'Çıplak Elle Dokunmayın, Üzerine Kimyasal Dökmeyin'
Halk arasında keneyi çıkarmak için uygulanan yanlış yöntemler, ölüm riskini katlayarak artırıyor. Doç. Dr. Aslı Haykır, vatandaşların keneyi fark ettiğinde kesinlikle çıplak elle dokunmaması, ezmemesi veya üzerine sigara basmaması gerektiğini ısrarla belirtiyor. 'Kenenin üzerine kolonya, gaz yağı ya da benzeri kimyasallar dökmek, kenenin kusmasına yol açar. Bu kusma refleksi, virüsün doğrudan kan dolaşımına yüksek miktarda karışmasına neden olarak hastalığın çok daha ağır seyretmesine sebebiyet verir' açıklamasında bulundu.
Peki doğru yöntem ne? Uzmanlar, en sağlıklı müdahalenin bir sağlık kuruluşunda yapılması olduğunu söylese de, sağlık kuruluşuna uzak bölgelerde kenenin bir cımbız veya özel kene kartı yardımıyla, ağız kısmından tutularak tek bir seferde ve dik bir açıyla çıkarılması gerekiyor. Doç. Dr. Haykır, 'Kene ne kadar erken çıkarılırsa bulaş riski o kadar azalır. Çünkü virüsün bulaşması için kenenin belirli bir süre kan emmesi gerekir. Bu süre ne kadar kısalırsa, hayatta kalma şansı o kadar artar' diyerek erken müdahalenin önemini vurguluyor.
Keneyi Çıkardıktan Sonraki 10 Günlük Hayati Süreç
Kenenin başarıyla çıkarılması işin sadece başlangıcı. Doç. Dr. Haykır, kene teması yaşayan herkesin sonraki 10 gün boyunca kendisini dikkatle takip etmesi gerektiğini söylüyor. Bu süre zarfında ani başlayan ateş, şiddetli baş ağrısı, bulantı, kusma veya ishal gibi belirtiler ortaya çıkarsa, vakit kaybetmeden bir enfeksiyon hastalıkları kliniğine başvurulması hayati önem taşıyor. Sağlık Bakanlığı'nın 2026 yılı genelgesine göre, riskli bölgelerdeki devlet hastaneleri KKKA için özel izolasyon üniteleri ve trombosit replasman tedavisi için yeterli altyapıyla donatılmış durumda.
KKKA Korkusu Tarım İş Gücünü ve Yerel Ekonomiyi Vuruyor
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi sadece bir halk sağlığı sorunu olmanın ötesinde, Türkiye'nin tarım ekonomisi üzerinde de doğrudan bir tehdit oluşturuyor. Özellikle İç Anadolu Bölgesi'nde hasat mevsiminin yoğunlaştığı Temmuz ve Ağustos aylarında, tarlada çalışma korkusu nedeniyle mevsimlik tarım işçilerinin bölgeye gitmekte tereddüt ettiği biliniyor. 2025 yılında Sivas ve Tokat'ta yaşanan birkaç ölümcül vaka, 2026 yılında iş gücü piyasasında geçici aksamalara yol açtı. Ziraat Mühendisleri Odası, hastalığın kontrol altına alınamaması durumunda özellikle şeker pancarı ve ayçiçeği hasadında verim kayıpları yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Doç. Dr. Haykır, ekonomik kaygıların sağlık önlemlerinin önüne geçmemesi gerektiğini belirterek, 'Tarlaya gitmekten korkmak yerine doğru giyinmek ve önlem almak gerekir. Açık renkli kıyafetler giymek, pantolon paçalarını çorap içine sokmak ve lastik çizme kullanmak riski önemli ölçüde azaltır. Eve dönüşte ise özellikle diz arkası, koltuk altı ve saç dipleri gibi bölgelerin mutlaka kontrol edilmesi şart' tavsiyesinde bulundu.
Sağlık Bakanlığı'nın 2026 KKKA Eylem Planı ve İlaç Çalışmaları
Sağlık Bakanlığı, 2026 yılı itibarıyla KKKA ile mücadelede yeni bir eylem planını devreye soktu. Riskli bölgelerde ücretsiz kene kartı dağıtımı hızlandırılırken, kırsal kesimdeki aile hekimliklerine yönelik farkındalık eğitimleri sıklaştırıldı. Ayrıca, Türkiye'nin önde gelen üniversitelerinde yürütülen aşı çalışmaları 2026'da klinik deneme aşamasına geçmiş durumda. Doç. Dr. Haykır, 'Henüz insanlar için onaylanmış bir aşı olmasa da, umut verici gelişmeler var. Şu an için en güçlü silahımız eğitim ve erken müdahaledir' diyerek sözlerini noktaladı.
