Akışa DönHaberler

ABD ve İran Savaşı Bitirme ve Hürmüz Boğazı'nı Açma Ön Anlaşması

Washington ile Tahran'ın tarihi ön anlaşması, Ortadoğu'daki 18 aylık savaşı durdurup Hürmüz Boğazı'nı açtı, ancak nükleer ve bölgesel sorunlar sürüyor.

5 dk okuma0 görüntüleme0 beğeniMefico News Editörü·
Aa
ABD ve İran Savaşı Bitirme ve Hürmüz Boğazı'nı Açma Ön Anlaşması

18 Haziran 2026, tüm dünyanın ihtiyatlı bir umutla izlediği bir gün oldu: Washington ile Tahran, Orta Doğu'yu ateşe veren ve küresel ekonomiyi altüst eden 18 aylık savaşı durdurmak için bir ön anlaşma imzaladıklarını duyurdu. Umman'daki gizli görüşmeler sonucu varılan anlaşma, derhal ateşkesi ve dünya petrol tüketiminin yüzde 20'sinden fazlasının geçtiği, her gün yaklaşık 21 milyon varil petrolün sevk edildiği Hürmüz Boğazı'nın kademeli olarak yeniden açılmasını öngörüyor. Ancak diplomatlar bu atılımı övse de, İran'ın nükleer programı, balistik füze kapasitesi ve bölgesel milis güçlerine desteği gibi kritik konular kasıtlı olarak ertelendi ve kalıcı barışa giden yol, ateşkesin kendisi kadar kırılgan bırakıldı.

Anlaşmanın Anatomisi

Çöküşün Eşiğinden Kırılgan Ateşkese

18 Haziran'a uzanan yol, başarısız ateşkes girişimleri ve felaketle sonuçlanan hesap hatalarıyla doluydu. Çatışma 2024 sonbaharında ABD'nin İran'ın Fordow nükleer tesisine düzenlediği hassas bir saldırıyla başladığında, çok az kişi bunun bölgesel bir savaşa dönüşeceğini öngördü. İran Devrim Muhafızları hemen misilleme yaparak Suudi Arabistan ve BAE'deki kritik petrol altyapısına 300'den fazla balistik füze fırlattı ve Hürmüz Boğazı'nı mayınladı. Ocak 2025'te dünyanın en hayati enerji darboğazı fiilen kapatıldı ve Brent petrolün varil fiyatı haftalar içinde 82 dolardan 158 dolara fırladı.

İnsani fatura hızla ağırlaştı: Birleşmiş Milletler'in ihtiyatlı tahminlerine göre, Tahran, Riyad ve Tel Aviv'de uzun menzilli saldırıların asıl yükünü taşıyan siviller de dahil olmak üzere 48.000 kişi hayatını kaybetti. Perde arkasında Umman ve Katar, taraflar arasında mesaj taşıdı. Mayıs 2026'da kritik bir dönüm noktasına gelindi; her iki taraf da ekonomik kanamayı sürdüremez hale geldi. İran para birimi dolar karşısında değerinin yüzde 70'ini kaybederken, ABD'de benzin fiyatlarının galon başına 5 doları aşmasıyla oluşan tüketici tepkisi ara seçimleri tehdit ediyordu. Dolayısıyla ön anlaşma, fikir birliğinden ziyade karşılıklı tükenmişliği yansıtıyor.

Ekonomik Can Simidi: Hürmüz Boğazı Açılıyor

Petrol Piyasaları Rahatladı, Ancak Belirsizlik Sürüyor

Perşembe günkü duyurunun merkezinde, günlük 21 milyon varil ham petrol ve kondensatın taşındığı 33 kilometre genişliğindeki Hürmüz Boğazı'ndan trafiğin kademeli olarak yeniden başlaması yer alıyor. Anlaşma şartlarına göre, ABD-İran ortak denizcilik komitesi mayın temizleme ve denetim protokollerini denetleyecek, ilk ticari tankerlerin 30 Haziran gibi erken bir tarihte geçiş yapması bekleniyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), arzın istikrara kavuşması halinde petrolün Eylül ayına kadar varil başına 95 dolara düşebileceğini öngörerek 2026 küresel büyüme tahminini derhal 0,4 puan yukarı çekti.

Ancak gemi sigortacıları temkinli. Anlaşma, savaş boyunca gemisavar füzelerle Kızıldeniz'deki taşımacılığı hedef alan İran müttefiki Yemen'deki Husileri bağlamıyor. Üst düzey bir Lloyd's sigorta yetkilisi, “Boğaz açık olabilir, ancak vekil güçlerin yaratacağı aksaklık tehdidi elle tutulur nitelikte,” uyarısında bulundu. Ayrıca, yeniden açılma anlaşması ABD'nin İran petrol ihracatına yönelik ikincil yaptırımları kaldırmasına bağlı; bu da Kongre'de sert muhalefetle karşı karşıya. Ekonomistler, İran'ın günlük 2,5 milyon varillik petrolünün piyasaya kısmi dönüşünün bile, anlaşmanın çözümlenmemiş maddeleri nedeniyle sekteye uğrayabileceği uyarısında bulunuyor.

Bitmemiş Hesaplaşma: Nükleer Emeller ve Bölgesel Vekiller

İran'ın Uranyum Stoğu ve Milis Sorunu

Ön anlaşmanın göze çarpan en büyük eksiği kapsamlı bir nükleer çözüm. Savaş başladığında İran uranyumu yüzde 60 saflığa kadar zenginleştiriyordu—bu, silah sınıfı olan yüzde 90'dan yalnızca kısa bir teknik adım uzakta—ve IAEA raporlarına göre stokunun tahminen 450 kilograma ulaştığı belirtiliyordu. Anlaşma mevcut seviyeleri donduruyor ancak bunun azaltılması veya müfettişlerin talep ettiği sınırsız erişimin sağlanması için herhangi bir takvim sunmuyor. İsrail Başbakanı Naftali Bennett, anlaşmayı “nükleer İran'ın fişini çekilmeden bırakan bir teslimiyet” olarak nitelendirerek tepki gösterdi ve görüşmelerin bir sonraki aşamasında zenginleştirme tesisleri sökülmezse tek taraflı askeri harekât tehdidinde bulundu.

Aynı derecede endişe verici olan İran'ın vekil güçler ağı. Lübnan'da Hizbullah, Irak'ta Kata'ib Hizbullah ve Yemen'de Husiler, savaş sayesinde güçlenerek gelişmiş insansız hava aracı ve seyir füzesi teknolojilerine erişti. Anlaşma, devlet dışı aktörlerle ilgili “bölgesel diyalog” çağrısı yapıyor ancak onların silahsızlandırılması veya dizginlenmesi için herhangi bir mekanizma öngörmüyor. Körfez'deki ABD müttefikleri için bu kırmızı çizgi: Üst düzey bir Birleşik Arap Emirlikleri yetkilisi isminin açıklanmaması kaydıyla, “Başkentlerimizi balistik füzelerle vuran grupları İran'ın silahlandırmaya devam etmesine izin veren bir ateşkesi kabul edemeyiz,” dedi.

Küresel Tepkiler ve İlerleyen Yol

Müttefikler, Hasımlar ve BM'nin Gözü Sorumlulukta

Uluslararası tepkiler beklendiği gibi fay hatları boyunca bölündü. Boğaz'ın kapanmasından ticarette yaklaşık 180 milyar doları kaybettiği tahmin edilen Çin, anlaşmayı “diplomasinin zaferi” olarak selamladı. Orta Doğu petrolüne benzer şekilde bağımlı olan Hindistan, barış sürecine lojistik destek sunmak üzere dışişleri bakanını Tahran ve Washington'a gönderdi. Savaşını finanse eden yüksek petrol fiyatlarını görmekten memnun olan Rusya ise “somut eylemlerle desteklenmesi gerektiğine” dikkat çekerek ılımlı bir karşılama yaptı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, ateşkesi onaylayacak bağlayıcı bir karar tasarısını görüşmek üzere 19 Haziran'da acil toplantı planladı. Ancak çözümlenmemiş nükleer ve vekil güçlere ilişkin sorunlar, uzun vadeli barışı baltalama tehdidini taşıyor. Cenevre'deki bir Avrupalı diplomat, “Silahları susturduk ama ateşi başlatan nedenleri çözmeye henüz başlamadık,” yorumunu yaptı. Ön anlaşma, kalıcı çözüm için 90 günlük bir müzakere süresi öngörüyor; kötümserler bu süreyi gereken uzlaşma için fazlasıyla kısa buluyor.

Kırılgan ateşkes yürürlüğe girerken dünya çarpıcı bir gerçekle yüzleşiyor: Hürmüz Boğazı'nı yeniden açan anlaşma küresel ekonomiyi kurtarmış olabilir, ancak Orta Doğu'yu onyılların en ölümcül çatışmasına sürükleyen tehditleri etkisizleştirmeden İran'a stratejik bir can simidi de sundu. Önümüzdeki üç ay, bunun barışa yönelik samimi bir adım mı, yoksa daha şiddetli bir fırtına öncesinde yalnızca bir ara dönem mi olduğunu belirleyecek. Müzakereciler bu ilk anlaşmayı kalıcı bir barışa dönüştürebilecek mi, yoksa yalnızca kasırganın gözüne mi tanıklık ediyoruz? Cevap, 21. yüzyılın en değişken bölgesini tanımlayacak.