Akışa DönTeknoloji

Technoference, yapay zekâ çağında insanlığın dijital filtresini İstanbul'da sorguladı

Melis Eryiğit Samir küratörlüğünde ilk kez düzenlenen Technoference S01, teknoloji, veri etiği ve çocukların dijital geleceğini disiplinler arası bir…

7 dk okuma0 görüntüleme0 beğeniMefico News Editörü·
Aa
Technoference, yapay zekâ çağında insanlığın dijital filtresini İstanbul'da sorguladı

İstanbul'da bu hafta sonu gerçekleşen Technoference S01 – Dijital Filtre etkinliği, yapay zekânın gölgesinde şekillenen insan ilişkilerini, veri güvenliğini ve çocukların bilişsel geleceğini aynı sahnede buluşturdu. Küratör Melis Eryiğit Samir'in öncülüğünde düzenlenen zirve, teknolojinin soğuk algoritmalarını sanatın sıcak dokusuyla harmanlayarak katılımcılara çarpıcı bir ayna tuttu.

Etkinlik, yalnızca bir teknoloji konferansı değil, aynı zamanda disiplinler arası bir düşünce platformu olarak tasarlandı. Nörobilimciler, veri etiği uzmanları, sanatçılar ve eğitimciler, 'dijital filtre' kavramı etrafında şekillenen panellerde, insanlığın teknolojiyle kurduğu karmaşık bağı tüm çıplaklığıyla ortaya koydu.

Dijital Çağın Yeni Sorunsalı: Teknolojiyle İmtihanımız

Technoference, adını İngilizce 'technology' (teknoloji) ve 'interference' (müdahale) kelimelerinin birleşiminden alıyor. Bu kavram, özellikle ebeveyn-çocuk ilişkilerinde dijital cihazların yarattığı görünmez duvarı tanımlamak için kullanılıyor. Zirvenin açılış konuşmasını yapan Melis Eryiğit Samir, günümüzde ortalama bir yetişkinin günde 80 ila 150 kez telefonunu kontrol ettiğini hatırlatarak, 'Bu müdahale artık sadece dikkatimizi dağıtmıyor, insani bağlarımızın dokusunu yeniden örüyor' ifadelerini kullandı.

Etkinlikte sunulan verilere göre, Türkiye'de 2025 yılı itibarıyla 6-15 yaş arası çocukların yüzde 78'i düzenli olarak tablet veya akıllı telefon kullanıyor. Avrupa Birliği ortalamasının yüzde 65 olduğu düşünüldüğünde, Türkiye'nin dijital maruziyet konusunda kritik bir eşikte olduğu görülüyor. Samir, 'Teknolojiyi reddetmek gibi bir lüksümüz yok, ancak onunla nasıl bir ilişki kuracağımızı acilen tanımlamamız gerekiyor' diyerek zirvenin ana motivasyonunu özetledi.

Veri Ayak İzi ve Dijital Kimlik Paneli

Zirvenin en çok ilgi gören oturumlarından biri, 'Dijital Bebeklik: Doğmadan Önce Başlayan Veri Yolculuğu' başlığını taşıyordu. Uzmanlar, günümüzde bir çocuğun anne karnındaki ultrason görüntüsünden, doğum sonrası paylaşılan ilk fotoğrafına kadar devasa bir veri izi bıraktığını vurguladı. Bu verilerin yapay zekâ algoritmaları tarafından işlenerek çocukların gelecekteki tüketim alışkanlıklarını ve hatta kredi skorlarını etkileyebileceği uyarısı yapıldı.

Yapay Zekâ Çağında İnsan Yaratıcılığının Sınırları

Technoference'ın sanat ayağı, algoritmaların ürettiği eserlerle insan elinden çıkanları aynı mekânda buluşturdu. Sergilenen interaktif enstalasyonlar, ziyaretçilere 'yaratıcılık' kavramını sorgulattı. Bir yapay zekânın Rembrandt tarzında ürettiği portre ile genç bir Türk ressamın tuvali yan yana sergilendiğinde, izleyicilerin yüzde 62'si hangi eserin insan yapımı olduğunu ayırt edemedi. Bu çarpıcı deney, sanatın geleceğine dair derin tartışmaları beraberinde getirdi.

Panelistlerden veri bilimci Dr. Emre Özcan, üretken yapay zekâ modellerinin 2026 yılı itibarıyla insanlığın toplam görsel üretim kapasitesini aştığını belirtti. 'Artık mesele, yapay zekânın ne üretebileceği değil, bizim neyi neden ürettiğimiz' diyen Özcan, insan yaratıcılığının duygusal bağlam ve niyet boyutunun henüz taklit edilemediğini vurguladı. Ancak bu avantajın ne kadar süreceği konusunda net bir öngörüde bulunmaktan kaçındı.

Sanat ve Teknoloji Arasında Yeni Bir Diyalog

Etkinlik kapsamında düzenlenen atölyelerde, katılımcılar yapay zekâ araçlarını kullanarak kendi dijital sanat eserlerini yarattı. Bu pratik deneyim, teknolojiye mesafeli duran sanatçılar için bir kırılma anı yarattı. Küratör Samir, 'Amacımız teknolojiyi yüceltmek değil, onu insanileştirmenin yollarını aramak' sözleriyle etkinliğin felsefi omurgasını net bir şekilde ortaya koydu.

Çocukların Dijital Geleceğini Şekillendirmek

Technoference'ın belki de en kritik oturumu, 'Algoritmaların Çocukları: Dijital Velayet ve Etik' başlığı altında gerçekleşti. Çocuk gelişimi uzmanları, 0-3 yaş arası ekran maruziyetinin beyin gelişimi üzerindeki etkilerine dair en güncel nörobilim araştırmalarını paylaştı. 2025 yılında tamamlanan kapsamlı bir araştırmaya göre, günde 2 saatten fazla kontrolsüz ekran süresine maruz kalan çocuklarda dil gelişimi geriliği riski yüzde 45 oranında artıyor.

Eğitim teknoloğu Prof. Dr. Aylin Kunt, okullarda yapay zekâ kullanımının pedagojik çerçevesinin henüz netleşmediğine dikkat çekti. 'Çocuklarımıza kodlama öğretiyoruz, bu harika. Ama onlara algoritmik düşüncenin etik sınırlarını, veri mahremiyetini ve dijital vatandaşlığı aynı ağırlıkta öğretmiyoruz' eleştirisinde bulunan Kunt, eğitim müfredatlarının acilen güncellenmesi gerektiğini savundu. Türkiye'deki özel okulların yüzde 40'ının 2026 itibarıyla yapay zekâ destekli öğrenme araçlarını kullandığı, ancak yalnızca yüzde 12'sinin kapsamlı bir dijital etik dersi verdiği belirtildi.

Aileler İçin Pratik Bir Dijital Rehber

Zirvenin son gününde açıklanan 'Technoference Aile Manifestosu', ebeveynlere somut öneriler sundu. Manifestoda, 'ekransız akşam yemeği' kuralından 'yapay zekâ okuryazarlığı' eğitimine kadar 10 maddelik bir eylem planı yer aldı. Bu belge, etkinliğin teorik tartışmalarını gündelik hayata taşımayı hedefleyen en somut çıktılardan biri oldu.

Veri Etiği ve İnsan Haklarının Kesişim Noktası

Technoference'ın veri etiği oturumları, günümüzün en yakıcı sorunlarından birini mercek altına aldı: Kişisel verilerin metalaşması. Avrupa Birliği'nin GDPR düzenlemeleri ile Türkiye'nin KVKK mevzuatı arasındaki farkların tartışıldığı panelde, veri ihlallerinin yalnızca bir güvenlik sorunu değil, aynı zamanda bir insan hakları meselesi olduğu vurgulandı. 2025'te Türkiye'de raporlanan veri ihlali vakalarının bir önceki yıla göre yüzde 32 arttığına dikkat çekildi.

Hukukçu Dr. Selin Nasi, biyometrik verilerin ve duygusal yapay zekâ uygulamalarının yarattığı yeni etik açmazlara değindi. 'Bir algoritmanın sizin ruh halinizi yüz ifadenizden analiz ederek bir sigorta şirketine raporlaması artık bilim kurgu değil, 2026'nın gerçeği' diyen Nasi, bu tür uygulamaların demokratik denetim mekanizmalarına tabi olmamasının büyük bir risk oluşturduğunu ifade etti. Panelde, yapay zekâ kararlarının şeffaflığı ve itiraz edilebilirliği konularında uluslararası standartların acilen belirlenmesi gerektiği konusunda fikir birliğine varıldı.

Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik Çağrısı

Etkinliğin kapanış bildirgesinde, Türkiye'deki teknoloji şirketlerine ve düzenleyici kurumlara yönelik net çağrılar yer aldı. Algoritmik karar sistemlerinin bağımsız denetimi, çocuklara yönelik yapay zekâ uygulamalarında etik kurul zorunluluğu ve dijital okuryazarlığın ilköğretim müfredatına entegre edilmesi, bildirgenin en dikkat çeken maddeleri arasında sıralandı.

Technoference S01, teknolojiyi yalnızca bir ilerleme aracı olarak değil, aynı zamanda insanlığın kendini yeniden tanımladığı bir ayna olarak konumlandırdı. Melis Eryiğit Samir'in kapanışta söylediği gibi: 'Dijital filtreleri kaldırdığımızda geriye kalan şey, en saf haliyle insan olma cesaretimiz olacak.' Zirve, önümüzdeki yıllarda düzenlenecek serinin ilk adımı olarak, Türkiye'nin teknoloji ve insan arasındaki denge arayışında önemli bir kilometre taşı olarak kayıtlara geçti.