Akışa DönHaberler

İklim bilimci Susan Solomon, 2026 Tang Sürdürülebilirlik Ödülü'nün sahibi oldu

Amerikalı bilim insanı Susan Solomon, ozon tabakasının incelmesi konusundaki çığır açan araştırmaları ve küresel iklim politikalarına yön veren katkılarıyla…

7 dk okuma0 görüntüleme0 beğeniMefico News Editörü·
Aa
İklim bilimci Susan Solomon, 2026 Tang Sürdürülebilirlik Ödülü'nün sahibi oldu

Amerika Birleşik Devletleri'nin önde gelen bilim kurumlarından Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde (MIT) görev yapan Profesör Susan Solomon, gezegenimizin atmosferini koruma yolunda verdiği olağanüstü mücadele nedeniyle 2026 yılı Tang Sürdürülebilir Kalkınma Ödülü'ne layık görüldü. 1956 doğumlu Solomon, özellikle ozon tabakasının incelmesine yol açan kimyasal süreçleri aydınlatmasıyla tanınıyor ve bu keşif, modern çevre tarihinin en başarılı uluslararası anlaşmalarından biri olan Montreal Protokolü'nün bilimsel temelini oluşturdu.

Tang Ödül Vakfı tarafından yapılan resmi açıklamada, Solomon'un 'sürdürülebilir kalkınma alanında insanlığa yaptığı benzersiz katkılar' vurgulandı. Ödül, 2014 yılından bu yana her iki yılda bir, sürdürülebilir kalkınma, biyofarmasötik bilimi, sinoloji ve hukukun üstünlüğü olmak üzere dört ayrı kategoride veriliyor. Solomon, bu prestijli ödüle layık görülen ilk atmosfer kimyacısı olarak da tarihe geçti.

Ozon tabakası krizinden küresel işbirliğine: Solomon'un bilimsel yolculuğu

Susan Solomon'un bilim dünyasında yıldızının parladığı an, 1986 yılında Antarktika üzerindeki ozon deliğini incelemek üzere düzenlenen Ulusal Ozon Seferi'ne liderlik etmesiyle başladı. O dönemde henüz 30 yaşında olan genç bilim insanı, Güney Kutbu'nun dondurucu koşullarında yürüttüğü saha çalışmalarıyla, kloroflorokarbonların (CFC'ler) stratosferdeki ozon moleküllerini nasıl parçaladığını gözler önüne serdi. Bu keşif, bilim dünyasında adeta bir deprem etkisi yarattı.

Solomon'un ortaya koyduğu bulgular, ozon incelmesinin sadece kimyasal bir reaksiyon olmadığını, aynı zamanda kutup bölgelerindeki aşırı soğuk hava koşullarının bu süreci hızlandıran 'polar stratosferik bulutlar' oluşturduğunu kanıtladı. Bu bulutların yüzeyinde gerçekleşen heterojen kimyasal tepkimeler, CFC'lerden salınan klorun ozonu çok daha hızlı tahrip etmesine yol açıyordu. Bu mekanizmanın çözülmesi, sorunun aciliyetini ve küresel ölçekte ele alınması gerektiğini tartışmasız biçimde ortaya koydu.

Montreal Protokolü ve 'Solomon etkisi'

Solomon'un bilimsel liderliği, 1987 yılında imzalanan ve bugüne kadar 197 ülkenin taraf olduğu Montreal Protokolü'nün şekillenmesinde belirleyici oldu. Protokol, ozon tabakasını incelten maddelerin üretimini ve tüketimini aşamalı olarak sonlandırmayı hedefliyordu. Solomon, sadece laboratuvarında değil, aynı zamanda uluslararası müzakere masalarında da bilimin sesi olarak yer aldı. Onun net ve ikna edici sunumları, politika yapıcıların harekete geçmesi için gereken aciliyet duygusunu yarattı.

Bugün geriye dönüp bakıldığında, Montreal Protokolü'nün başarısı çarpıcı boyutlarda. Birleşmiş Milletler verilerine göre, protokol sayesinde CFC üretimi yüzde 99 oranında azaltıldı ve ozon tabakasının 2060'lı yıllara kadar tamamen iyileşmesi bekleniyor. Dünya Meteoroloji Örgütü'nün 2025 yılı raporu, Antarktika üzerindeki ozon deliğinin 2000 yılındaki en geniş haline kıyasla yaklaşık yüzde 30 küçüldüğünü ortaya koydu. Bu iyileşme, Solomon'un bilimsel öngörülerinin ne kadar isabetli olduğunu kanıtlıyor.

İklim değişikliği ve yeni ufuklar: Solomon'un güncel araştırmaları

Susan Solomon, ozon tabakasındaki zaferin ardından dikkatini daha geniş iklim değişikliği sorununa çevirdi. MIT'deki Lee ve Geraldine Martin Çevre Çalışmaları Profesörü olarak görev yapan bilim insanı, son yıllarda karbondioksit emisyonlarının atmosferde kalıcılığı ve iklim sistemi üzerindeki uzun vadeli etkileri üzerine yoğunlaştı. 2009 yılında yayımladığı ve bilim dünyasında büyük yankı uyandıran çalışması, atmosfere salınan karbondioksitin bin yıldan fazla süreyle iklimi etkilemeye devam edeceğini gösterdi.

Solomon'un bu araştırması, iklim değişikliğiyle mücadelenin sadece emisyonları azaltmakla sınırlı kalamayacağını, aynı zamanda adaptasyon stratejilerinin de hayati önem taşıdığını ortaya koydu. 'Geri döndürülemez iklim değişikliği' kavramını bilimsel literatüre kazandıran Solomon, özellikle kuraklık, deniz seviyesi yükselmesi ve aşırı hava olaylarının artık kaçınılmaz olduğu bölgeler için acil eylem planları çağrısında bulundu. 2025 yılında Nature Climate Change dergisinde yayımlanan son makalesinde, Akdeniz havzasının iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgeler arasında yer aldığını vurguladı.

Kadın bilim insanları ve ilham verici bir kariyer

Solomon'un başarısı, bilim dünyasındaki kadınlar için de güçlü bir ilham kaynağı olarak görülüyor. Chicago'da doğan ve Illinois Teknoloji Enstitüsü'nden kimya lisans derecesi alan Solomon, Kaliforniya Üniversitesi Berkeley'de doktorasını tamamladıktan sonra Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi'nde (NOAA) çalışmaya başladı. 2011 yılında MIT'ye katılan bilim insanı, kariyeri boyunca Ulusal Bilim Madalyası, Crafoord Ödülü ve Volvo Çevre Ödülü gibi sayısız prestijli ödülün sahibi oldu.

Tang Ödülü'nün 40 milyon Tayvan doları (yaklaşık 1,3 milyon ABD doları) tutarındaki para ödülü ve bir araştırma fonuyla birlikte verilmesi, Solomon'un çalışmalarına yeni bir ivme kazandıracak. Ödül töreninin 2026 yılının Eylül ayında Tayvan'ın başkenti Taipei'de düzenlenmesi planlanıyor. Solomon, ödülle ilgili yaptığı ilk açıklamada, 'Bilim, insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük sorunları çözme gücüne sahiptir. Bu ödül, kolektif eylem ve bilimsel işbirliğinin neler başarabileceğinin bir kanıtıdır' ifadelerini kullandı.

Türkiye ve küresel iklim politikaları: Solomon'un çalışmaları neden önemli?

Türkiye, Montreal Protokolü'ne 1991 yılında taraf oldu ve o tarihten bu yana ozon tabakasını incelten maddelerin kullanımını aşamalı olarak azaltma taahhüdünü başarıyla yerine getirdi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın 2025 yılı verilerine göre, Türkiye'de CFC tüketimi 2000 yılına kıyasla yüzde 99,7 oranında azaltılmış durumda. Bu başarı, Solomon'un öncülük ettiği bilimsel çalışmaların küresel ölçekte nasıl somut sonuçlar doğurduğunun yerel bir yansıması olarak okunabilir.

Ancak iklim bilimciler, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz havzasının, Solomon'un da altını çizdiği 'geri döndürülemez iklim değişikliği' etkilerine karşı en kırılgan bölgelerden biri olduğu konusunda uyarıyor. İstanbul Teknik Üniversitesi İklim Değişikliği Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin 2025 raporu, Türkiye'de ortalama sıcaklıkların son 50 yılda 1,5 derece arttığını ve önümüzdeki 30 yıl içinde kuraklık riskinin ciddi boyutlara ulaşabileceğini ortaya koyuyor. Solomon'un bilimsel mirası, tam da bu noktada, politika yapıcılar için bir yol gösterici niteliği taşıyor.

Genç nesiller ve bilimsel farkındalık

Solomon'un Tang Ödülü'nü kazanması, Türkiye'deki genç bilim insanları ve üniversite öğrencileri için de önemli bir motivasyon kaynağı olarak değerlendiriliyor. Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü'nden Prof. Dr. Ayşe Gül, 'Solomon'un hikayesi, temel bilimlerdeki araştırmaların nasıl küresel politika değişikliklerine yol açabileceğinin en çarpıcı örneklerinden biri. Bu tür başarı öyküleri, gençlerimizin bilime olan ilgisini artırmak için paha biçilmez değerde' dedi. Ödülün, Türkiye'deki iklim araştırmalarına yönelik fonların artırılması konusunda da bir farkındalık yaratması bekleniyor.

Tang Ödül Vakfı'nın 2026 yılı için belirlediği diğer kategori kazananları henüz açıklanmadı. Ancak Solomon'un ödülü, sürdürülebilir kalkınma kategorisinde bilimsel mükemmeliyetin ve toplumsal etkinin ne kadar iç içe geçtiğini bir kez daha gözler önüne serdi. 2024 yılında aynı ödülü kazanan eski Norveç Başbakanı Gro Harlem Brundtland'ın ardından Solomon'un seçilmesi, Tang Ödülü'nün çevre konusundaki hassasiyetini ve tutarlılığını da ortaya koyuyor.

Atmosferin koruyucusu: Bir bilim insanının kalıcı mirası

Susan Solomon, bilimsel kariyeri boyunca defalarca kanıtladığı gibi, karmaşık atmosferik süreçleri anlaşılır kılma ve bunları politika yapıcıların kullanabileceği somut verilere dönüştürme konusunda eşsiz bir yeteneğe sahip. Onun çalışmaları, ozon tabakasının kurtarılmasından iklim değişikliğinin geri döndürülemez etkilerinin anlaşılmasına kadar uzanan geniş bir yelpazede, insanlığın gezegenle olan ilişkisini yeniden tanımladı.

Tang Ödülü'nün jüri başkanı tarafından yapılan değerlendirmede, 'Profesör Solomon, bilimin toplumsal faydaya dönüşmesinin yaşayan bir örneğidir. Onun araştırmaları olmasaydı, bugün ozon tabakası çok daha kötü durumda olacak ve cilt kanseri vakaları katlanarak artacaktı' ifadelerine yer verildi. Dünya Sağlık Örgütü'nün tahminlerine göre, Montreal Protokolü sayesinde 2030 yılına kadar dünya genelinde 2 milyondan fazla cilt kanseri vakası önlenmiş olacak. Bu rakam bile, Solomon'un bilimsel mirasının büyüklüğünü anlamak için yeterli.

2026 Tang Ödülü, sadece bir bilim insanının bireysel başarısının değil, aynı zamanda uluslararası işbirliğinin ve bilim temelli politika yapımının küresel sorunları çözmedeki gücünün de bir tescili niteliğinde. Susan Solomon, 70 yaşında, hala MIT'deki laboratuvarında çalışmaya ve yeni nesil iklim bilimcileri yetiştirmeye devam ediyor. Onun hikayesi, merak, azim ve bilimsel dürüstlüğün, gezegenimizin geleceğini şekillendirmede ne kadar belirleyici olabileceğini gösteren zamansız bir ders niteliğinde.