Akışa DönHaberler

Köroğlu'dan sert uyarı: Biyosidal uygulamalar halk sağlığını tehdit ediyor

HP Sağlık Komitesi Başkanı Teksen Köroğlu, Tarım Bakanlığı'nın sivrisinekle mücadelede kullandığı biyosidal ürünlerin denetimsizliğine dikkat çekerek, kanser…

7 dk okuma0 görüntüleme0 beğeniMefico News Editörü·
Aa
Köroğlu'dan sert uyarı: Biyosidal uygulamalar halk sağlığını tehdit ediyor

Halkın Partisi (HP) Merkez Yönetim Kurulu Üyesi ve Sağlık Komitesi Başkanı Teksen Köroğlu, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı'nın sivrisinek ve haşerelerle mücadele kapsamında yürüttüğü biyosidal ürün uygulamalarının toplum sağlığını ciddi biçimde tehlikeye attığını öne sürdü. Köroğlu, 2026 yılı itibarıyla artan sivrisinek popülasyonuna karşı kullanılan kimyasalların denetimden yoksun olduğunu ve bu durumun uzun vadede telafisi imkansız sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurguladı.

Köroğlu'nun açıklamaları, özellikle yaz aylarının gelmesiyle birlikte Türkiye genelinde sivrisinek şikayetlerinin tavan yaptığı bir dönemde geldi. Sağlık Komitesi Başkanı, bakanlığın kullandığı ürünlerin ruhsatlandırma süreçlerindeki eksikliklere ve sahada yapılan kontrolsüz ilaçlamalara dikkat çekerek, 'Halk sağlığını korumakla yükümlü bir bakanlığın, bizzat kendi uygulamalarıyla halkı zehirlemesi kabul edilemez' ifadelerini kullandı. Bu sert çıkış, hem siyasi çevrelerde hem de halk sağlığı uzmanları arasında geniş yankı buldu.

Denetimsiz İlaçlamanın Toplu Yaşam Alanlarına Etkisi

Köroğlu, özellikle parklar, okul bahçeleri ve toplu konut alanları gibi insan sirkülasyonunun yoğun olduğu bölgelerde yapılan ilaçlamaların büyük risk taşıdığını belirtti. 2025 yılında Türkiye'nin farklı illerinde yapılan bağımsız araştırmalar, kullanılan biyosidal ürünlerin bir kısmının Avrupa Birliği standartlarının çok üzerinde aktif madde içerdiğini ortaya koymuştu. 2026 yılına gelindiğinde ise bu tablonun değişmediğini, aksine iklim değişikliğine bağlı olarak artan haşere popülasyonu nedeniyle dozajların daha da yükseltildiğini ifade etti.

Uzmanlar, kontrolsüz püskürtülen kimyasalların sadece hedef alınan sivrisinekleri değil, arılar ve kelebekler gibi faydalı böcekleri de kitlesel olarak öldürdüğüne dikkat çekiyor. Bu durum, biyoçeşitliliğe darbe vurmanın yanı sıra tarımsal üretimde tozlaşma krizine de davetiye çıkarıyor. Köroğlu, 'Bakanlık, entegre mücadele yöntemlerini bir kenara bırakarak sadece kimyasal çözümlere bel bağlamış durumda. Oysa biyolojik larvasitler ve doğal predatörler gibi alternatif yöntemler mevcutken bu kadar agresif bir kimyasal kullanımı akıl tutulmasıdır' dedi.

Çocuklar ve Kronik Hastalarda Risk Katlanarak Artıyor

Sağlık Komitesi Başkanı, biyosidal maruziyetin en yıkıcı etkilerinin bağışıklık sistemi henüz gelişmemiş çocuklar ve kronik rahatsızlıkları bulunan yaşlılar üzerinde görüldüğünü vurguladı. 2026'nın ilk çeyreğinde Türkiye'deki bazı eğitim kurumlarının bahçelerinde ilaçlama sonrası öğrencilerde görülen alerjik reaksiyon ve solunum sıkıntısı vakalarının arttığına dair raporlar, iddiaların ciddiyetini gözler önüne seriyor. Köroğlu, 'Bir okul bahçesinde çocuklar tenefüse çıkmadan hemen önce yapılan bir ilaçlama, pediatrik onkoloji servislerinde yatan çocuk sayısını artırmaktan başka bir işe yaramaz' şeklinde konuştu.

Çevre sağlığı uzmanları, bu kimyasalların toprakta ve su kaynaklarında birikerek besin zincirine girdiğini ve sadece temas yoluyla değil, gıda tüketimi yoluyla da insan vücuduna taşındığını belirtiyor. Bu durum, akut zehirlenme vakalarının ötesinde, uzun vadede endokrin bozucu etkilerle kısırlık, obezite ve diyabet gibi metabolik hastalıkların görülme sıklığını artıran bir halk sağlığı krizine dönüşme potansiyeli taşıyor.

Tarım Bakanlığı'nın Sorumluluk Karnesi ve Mevzuat Açıkları

Teksen Köroğlu, eleştirilerinin odağına Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı bünyesindeki denetim mekanizmalarının işlevsizliğini yerleştirdi. Mevcut yönetmeliklere göre biyosidal ürünlerin ruhsatlandırılması ve piyasa gözetimi Sağlık Bakanlığı ile koordineli yürütülmesi gerekirken, sahada yapılan uygulamaların büyük ölçüde belediyelerin insafına bırakıldığını savundu. 2025 yılında yayınlanan Sayıştay raporları, birçok büyükşehir belediyesinin ihale yoluyla aldığı ilaçlama hizmetlerinde yeterli teknik şartname denetimi yapılmadığını ortaya koymuştu.

Köroğlu, 'Bakanlık, adeta bir yangın söndürme mantığıyla, vatandaştan gelen şikayetleri susturmak için dozu her seferinde biraz daha artırıyor. Oysa yapılması gereken, sivrisinek üreme kaynaklarını kurutmak, durgun su birikintilerini haritalandırmak ve biyolojik mücadele ekipleri kurmaktır. Kimyasal mücadele en son başvurulması gereken silah olmalıdır' dedi. Ayrıca, 2026 yılı bütçesinde biyolojik mücadele araştırmalarına ayrılan payın, kimyasal alımına ayrılan bütçenin yirmide biri kadar olmasının, sorunun kaynağına inilmediğinin en büyük kanıtı olduğunu sözlerine ekledi.

Hukuki Boşluk ve Vatandaşın Çaresizliği

Sağlık Komitesi Başkanı, biyosidal maruziyet sonucu sağlığı bozulan vatandaşların hukuki hak arama yollarının da neredeyse kapalı olduğuna dikkat çekti. Nedensellik bağını ispat etmenin zorluğu ve bilirkişi eksikliği nedeniyle mağduriyetlerin karşılıksız kaldığını belirten Köroğlu, TBMM'ye acil bir araştırma komisyonu kurulması çağrısında bulundu. 2026 yılı itibarıyla Türkiye'de biyosidal ürünlerin insan sağlığına etkileri üzerine yapılmış kapsamlı bir epidemiyolojik çalışma bulunmaması da eleştiri konusu oldu.

Köroğlu, partisi olarak bu konuyu Meclis gündemine taşıyacaklarını ve sorumluluğunu yerine getirmeyen bürokratlar hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı. 'Halkın sağlığıyla oynayan hiçbir kurum ya da kişi cezasız kalmamalı. Eğer Tarım Bakanlığı bu ihmalkar tutumunu sürdürürse, ortaya çıkacak sağlık felaketlerinin bir numaralı sorumlusu bizzat bakanlık koltuğunda oturanlardır' ifadeleriyle çağrısını sertleştirdi.

Alternatif Mücadele Yöntemleri ve Bilimsel Gerçekler

Köroğlu'nun gündeme getirdiği alternatif mücadele yöntemleri, dünya genelinde başarıyla uygulanan entegre vektör kontrolü modellerine dayanıyor. Özellikle Akdeniz ülkelerinde yaygınlaşan 'sivrisinek balığı' (Gambusia) gibi biyolojik ajanların kullanımı ve bakteri kökenli larvasitler, kimyasallara göre çok daha seçici ve çevre dostu çözümler sunuyor. Türkiye'de de bazı pilot bölgelerde 2025 yılında başlatılan biyolojik larvasit uygulamaları, 2026 yaz sezonunda umut verici sonuçlar vermeye başladı.

Ancak Köroğlu, bu pozitif örneklerin ülke geneline yaygınlaştırılması için siyasi iradenin yetersiz kaldığını düşünüyor. 'Biyolojik mücadele, kimyasal şirketlerinin lobi gücü karşısında ne yazık ki geri planda kalıyor. Oysa belediyeler, kaynaklarını ilaç firmalarına aktarmak yerine kendi biyolojik üretim tesislerini kurabilir. Bu hem ekonomik hem de ekolojik açıdan sürdürülebilir bir modeldir' önerisinde bulundu. Ayrıca, vatandaşların bireysel olarak evsel atık suları ve bahçe düzenlemeleri konusunda bilinçlendirilmesinin, mücadelenin %50'sini oluşturduğunu vurguladı.

Toplumsal Farkındalık İçin Eğitim Seferberliği Şartı

Sağlık Komitesi Başkanı, sorunun sadece kurumsal değil, aynı zamanda toplumsal bir bilinç meselesi olduğunun altını çizdi. Balkon altlarında, saksı diplerinde ve araba lastiklerinde biriken durgun suların devasa bir sivrisinek üreme alanına dönüştüğünü hatırlatan Köroğlu, 'Her hanenin kendi çevresini temiz tutması, belki de yüzlerce ton kimyasalın doğaya salınmasını engelleyebilir. Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği yaparak ilkokuldan itibaren çevre sağlığı derslerinin zorunlu hale getirilmesi gerekiyor' dedi.

2026 yılında sosyal medyada sıkça paylaşılan ve vatandaşların kendi imkanlarıyla yaptığı ilaçlama görüntüleri de ayrı bir tehlike oluşturuyor. Köroğlu, ruhsatsız ve internetten kontrolsüzce satın alınan biyosidal ürünlerin ev içinde kullanımının, özellikle kapalı alanlarda ölümcül zehirlenmelere yol açabileceği uyarısında bulundu. 'Tarım Bakanlığı'nın görevi sadece kendi yaptığı ilaçlamaları değil, piyasayı ve e-ticareti de sıkı denetim altına almaktır' çağrısıyla sözlerini tamamladı.

Köroğlu'nun açıklamaları, 2026 yılının ikinci yarısına girerken Türkiye'de çevre ve halk sağlığı politikalarının yeniden masaya yatırılması gerektiğini gösteriyor. Uzmanlar, eğer acil önlemler alınmazsa, önümüzdeki beş yıl içinde biyosidal maruziyete bağlı kronik hastalık vakalarında patlama yaşanabileceği konusunda hemfikir. Gözler şimdi, bu sert eleştirilere yanıt vermesi beklenen Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı'nın atacağı adımlara çevrilmiş durumda.

⚙️ Bu içerik yapay zeka asistanı tarafından hazırlanmış ve Mefico News editörü tarafından denetlenmiştir.