Ankara'nın tüm direniş çabalarına rağmen dolar, 2026 yılının Haziran ayında yeni bir tarihi zirveye imza attı. Basra Körfezi'nde tırmanan jeopolitik kriz ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artırım döngüsüne devam edeceğine dair güçlü mesajları, gelişmekte olan ülke para birimlerini adeta savurdu. Bu küresel fırtınanın tam ortasında kalan Türk Lirası ise, dolar karşısında 46,64 seviyesini görerek tüm zamanların en kötü performansını sergiledi.
Küresel piyasalarda son 72 saattir yaşanan hareketlilik, yatırımcıların güvenli liman arayışını had safhaya çıkardı. Özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki tanker geçişlerinin sekteye uğraması ve enerji arzına yönelik endişeler, petrol fiyatlarıyla birlikte dolar endeksini de (DXY) 108 seviyesinin üzerine taşıdı. Bu gelişmeler, cari açığı ve enerji ithalatı yüksek olan Türkiye ekonomisi için çifte baskı anlamına geliyor.
Doların Tarihi Yükselişi ve Piyasalardaki Şok Dalgası
29 Haziran 2026 sabahı itibarıyla dolar/TL kuru, 46,64 seviyesine dokunarak Cumhuriyet tarihinin en yüksek nominal değerine ulaştı. Geçtiğimiz yılın aynı döneminde 32 lira seviyelerinde seyreden dolar, son bir yıllık periyotta yüzde 45'in üzerinde bir artış kaydetti. Bu sert yükseliş, ithalat maliyetlerini doğrudan etkilerken, özellikle akaryapıt ve temel gıda fiyatları üzerindeki baskının önümüzdeki haftalarda daha da artması bekleniyor.
Bankacılık kaynakları, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) gün içerisinde arka kapı yöntemleriyle döviz satışı gerçekleştirdiğini ancak küresel rüzgarın çok güçlü olması nedeniyle bu müdahalelerin sınırlı kaldığını belirtiyor. Piyasa yapıcılar, işlem hacminin normal günlerin üç katına çıktığını ve volatilitenin aşırı seviyelere ulaştığını ifade ediyor. Kapalıçarşı'da fiziki dolar alım satım makası dahi rekor seviyede açılmış durumda.
Merkez Bankası'nın Elindeki Silah Azalıyor
TCMB'nin brüt rezervleri, son aylarda turizm gelirleri ve yabancı kaynak girişine rağmen erimeye devam ediyor. Swap hariç net rezervlerin eksi 55 milyar dolar seviyesinde olduğu tahmin edilirken, bankanın piyasaya sürdüğü döviz miktarı günlük 1 milyar doları aştı. Uzmanlar, rezerv kaybının bu hızla devam etmesi halinde önümüzdeki aylarda daha agresif faiz artışlarının veya sermaye kontrollerinin gündeme gelebileceği uyarısında bulunuyor.
Ekonomi yönetimi ise şimdilik 'rasyonel politikalar' söylemini koruyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, kur oynaklığının geçici olduğu ve enflasyonla mücadelede kararlılık vurgusu yapıldı. Ancak piyasa aktörleri, bu açıklamaları yetersiz buluyor ve somut adımlar bekliyor.
Körfez Krizinin Türkiye Ekonomisine Üç Boyutlu Darbesi
Basra Körfezi'ndeki gerilimin Türkiye'ye maliyeti yalnızca döviz kuruyla sınırlı değil. Birincisi, bölgeden gelen doğalgaz ve petrol sevkiyatındaki aksama riski, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini tehdit ediyor. İkincisi, artan navlun ve sigorta maliyetleri dış ticaret hadlerini bozuyor. Üçüncü ve en kritik boyut ise, Türkiye'nin en büyük ticaret ortaklarından olan Körfez ülkelerine yapılan ihracatın sekteye uğrama ihtimali.
2026 yılının ilk çeyreğinde Türkiye'nin Irak, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne yaptığı ihracat 8 milyar doları bulmuştu. Müteahhitlik sektörü başta olmak üzere, bölgede yoğun faaliyet gösteren Türk şirketlerinin hisseleri borsada son iki günde ortalama yüzde 7 değer kaybetti. Bölgedeki belirsizlik sürdükçe, bu kayıpların derinleşmesinden endişe ediliyor.
Enerji Faturası ve Enflasyon Çıkmazı
Petrol fiyatlarının varil başına 95 dolar seviyesine dayanması, Türkiye'nin aylık enerji ithalat faturasını 7 milyar doların üzerine çıkardı. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20'lik bir artışa işaret ediyor. Enerji maliyetlerindeki bu sıçrama, üretici fiyatlarına ve nihayetinde tüketici enflasyonuna yansıyor. Haziran ayı itibarıyla yıllık enflasyonun yüzde 65 seviyesinde olduğu tahmin edilirken, kur şoku ve enerji zamlarının bu oranı tekrar yüzde 70'in üzerine taşıyabileceği konuşuluyor.
Vatandaşın alım gücü her geçen gün erirken, temel gıda maddelerine gelen zamlar mutfaklardaki yangını körüklüyor. Market zincirleri, döviz kurundaki oynaklık nedeniyle raf fiyatlarını güncellemekte zorlanıyor ve birçok üründe etiket değiştirme sıklığı haftalık periyoda indi.
Küresel Faiz Baskısı ve Gelişen Ülkelerden Kaçış
ABD Merkez Bankası Başkanı'nın geçtiğimiz hafta yaptığı konuşmada, enflasyonun hedeflenen yüzde 2 seviyesine inmediği sürece faiz indirimi beklenmemesi gerektiğini yinelemesi, gelişmekte olan piyasalardan sert bir sermaye çıkışını tetikledi. 2026 yılı itibarıyla Fed'in politika faizi hala yüzde 5,50 seviyesinde bulunuyor ve bu durum, yatırımcıları risksiz ABD tahvillerine yönlendiriyor.
Türkiye gibi yüksek cari açık veren ve dış finansmana ihtiyaç duyan ülkeler için bu tablo, adeta bir 'mükemmel fırtına' anlamına geliyor. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları, Türkiye'nin kısa vadeli dış borç stokunun 200 milyar doları aştığına dikkat çekerek, kur şokunun borç servis maliyetlerini katlayabileceği uyarısında bulunuyor. 5 yıllık CDS primi de 600 baz puanın üzerine çıkarak risk algısının ne denli bozulduğunu gözler önüne serdi.
Altın ve Kripto Para Piyasalarında Son Durum
Dolardaki küresel güçlenmeye rağmen, jeopolitik risklerin tetiklediği güvenli liman talebi altın fiyatlarını da yukarı itti. Ons altın 2.400 dolar seviyesine yaklaşırken, gram altın Türkiye'de 3.600 TL ile rekor kırdı. Kripto para piyasalarında ise durum biraz daha karmaşık; Bitcoin 65.000 dolar seviyesinde tutunmaya çalışırken, Türk yatırımcıların TL'den kaçış için stablecoin'lere (özellikle USDT) yöneldiği gözlemleniyor. Yerel kripto borsalarında USDT/TRY paritesinde işlem hacmi son 24 saatte yüzde 40 arttı.
Bundan Sonra Ne Olacak? Ekonomistlerin Senaryoları
2026 yılının ikinci yarısına girerken, ekonomistler iki ana senaryo üzerinde duruyor. İyimser senaryoya göre, Körfez'deki gerilimin diplomasi yoluyla azalması ve Fed'in yıl sonuna doğru faiz indirim sinyali vermesiyle dolar/TL'de 42-44 bandına bir geri çekilme yaşanabilir. Kötümser senaryo ise, çatışmaların uzaması ve enerji koridorlarının tamamen kapanması durumunda kurun 50 TL psikolojik sınırını aşabileceğini öngörüyor.
Piyasa beklentisi, TCMB'nin Temmuz ayındaki Para Politikası Kurulu toplantısında acil bir faiz artışına gidebileceği yönünde. Politika faizinin yüzde 50'den yüzde 55-60 aralığına çekilmesi ihtimali masada. Ancak yüksek faizin ekonomik büyümeyi durdurma riski, hükümet kanadında tereddüt yaratıyor. Yatırımcılar, 2026 yılının yaz aylarını oldukça fırtınalı geçirecek gibi görünüyor.
