Kolombiya'da 2026 yılının Mayıs ayında yapılan seçimleri kazanarak iktidara gelen María Corina Machado liderliğindeki yeni hükümet, selefi Gustavo Petro'nun üç yıllık sol tandanslı dış politikasını ters yüz eden radikal bir diplomatik dönüşüm paketini 10 Temmuz 2026 Perşembe günü kamuoyuna duyurdu. Bogota yönetimi, Küba'nın başkenti Havana ile Nikaragua'nın başkenti Managua'daki büyükelçiliklerini kapatırken, ABD ve İsrail ile kopma noktasına gelen diplomatik ilişkileri tam seviyeye çıkarma kararı aldı.
Seçim kampanyası boyunca 'ideolojik bağımlılığa son' vaadiyle öne çıkan Machado'nun bu ilk büyük dış politika hamlesi, Latin Amerika'da son yıllarda yükselen sol dalganın geri çekilişini simgeleyen en somut adımlardan biri olarak değerlendiriliyor. Eski Devlet Başkanı Gustavo Petro döneminde Kolombiya, Küba ve Nikaragua ile askeri işbirliği anlaşmaları imzalamış, Venezuela'daki Nicolas Maduro rejimiyle sıcak temas kurmuş ve İsrail'in Gazze'deki operasyonlarını 'soykırım' olarak niteleyerek Tel Aviv ile diplomatik ilişkileri askıya almıştı.
Yeni Dışişleri Bakanı Camilo Romero, düzenlediği basın toplantısında 'Kolombiya'nın ulusal çıkarlarının ideolojik kamplaşmaların üzerinde olduğunu' vurgularken, özellikle ABD ile yeniden tesis edilecek güvenlik ve ticaret ortaklığının ülkenin kokain kaçakçılığıyla mücadelesinde kritik rol oynayacağını belirtti. Romero, 'Washington ile istihbarat paylaşımı ve ortak operasyon mekanizmalarını ivedilikle devreye alacağız. Bu, Kolombiya halkının güvenliği için hayati bir adımdır' ifadelerini kullandı.
Petro döneminin diplomatik mirası çöküşte
Gustavo Petro'nun 2022-2026 yılları arasındaki başkanlık dönemi, Kolombiya'nın geleneksel müttefiki ABD'den uzaklaşarak Latin Amerika'daki solcu hükümetlerle ideolojik bir blok oluşturma çabasıyla tanımlanmıştı. Petro, Küba ile sağlık turizmi ve eğitim alanında 14 ayrı işbirliği protokolü imzalamış, Nikaragua Devlet Başkanı Daniel Ortega ile Karayip Denizi'ndeki deniz yetki alanları konusunda ortak tavır belirlemişti. Ancak bu politikalar, ülke içindeki muhafazakar kesimler ve iş dünyası tarafından sürekli eleştirilmişti.
2026 yılı itibarıyla Kolombiya ekonomisi, Petro döneminde yüzde 4,2'lik büyüme kaydetmesine rağmen yabancı yatırım çekmede ciddi sorunlar yaşadı. ABD merkezli şirketler, Bogota'nın öngörülemez dış politikası nedeniyle Kolombiya'daki yatırım planlarını ya dondurdu ya da Meksika ve Peru gibi alternatif pazarlara kaydırdı. Yeni hükümetin ilk icraatlarından biri olan diplomatik eksen kayması, tam da bu güven bunalımını aşmayı hedefliyor.
Küba ve Nikaragua ile ilişkilerin perde arkası
Havana ve Managua'daki büyükelçiliklerin kapatılma kararı, yalnızca sembolik bir jest değil. Kolombiya istihbarat birimleri, özellikle Nikaragua'nın Kolombiya'daki muhalif gruplara lojistik destek sağladığına dair raporları yeni yönetime sunmuştu. Kararın gerekçeleri arasında, Ortega rejiminin bölgedeki istikrarsızlaştırıcı faaliyetleri ve Küba'nın Kolombiya'daki iç siyasi tartışmalara müdahil olma girişimleri sıralanıyor.
Küba Dışişleri Bakanlığı, kararı 'emperyalizme teslimiyet' olarak nitelendirirken, Nikaragua hükümeti ise Bogota'yı 'tarihi hatalar zincirine yeni bir halka eklemekle' suçladı. Buna karşılık Kolombiya'nın yeni yönetimi, iki ülkeyle ticari ilişkilerin sürdürüleceğini ancak diplomatik mevcudiyetin sonlandırılacağını açıkladı. 2025 verilerine göre Kolombiya'nın Küba'ya ihracatı 47 milyon dolar, Nikaragua'ya ihracatı ise 112 milyon dolar seviyesindeydi; bu rakamlar toplam dış ticaret hacminin yüzde 0,3'ünden azını oluşturuyordu.
Washington ve Tel Aviv ile yeni sayfa
ABD ile ilişkilerin restorasyonu, Machado hükümetinin en kritik önceliklerinden biri olarak öne çıkıyor. Petro döneminde gerilen bağlar, özellikle uyuşturucuyla mücadele fonlarının kesilmesine ve Kolombiya'nın ABD pazarına erişiminde ciddi darboğazlara yol açmıştı. 2025 yılında ABD Kongresi, Kolombiya'ya yönelik 450 milyon dolarlık güvenlik yardım paketini, Bogota'nın 'demokratik değerlerden uzaklaştığı' gerekçesiyle bloke etmişti.
Yeni Dışişleri Bakanı Romero, önümüzdeki hafta Washington'a giderek ABD Dışişleri Bakanı ile bir araya gelecek. Görüşmenin ana gündem maddeleri arasında, askıya alınan güvenlik yardımlarının serbest bırakılması, Kolombiya'nın Pasifik İttifakı içindeki rolünün güçlendirilmesi ve iki ülke arasında 2012'de imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması'nın modernizasyonu yer alıyor. ABD'nin Bogota Büyükelçiliği'nden yapılan açıklamada, 'Kolombiya'nın demokratik kurumlara ve bölgesel istikrara bağlılığını yeniden teyit eden bu adımı memnuniyetle karşılıyoruz' denildi.
İsrail ile normalleşmenin bölgesel yansımaları
İsrail ile diplomatik ilişkilerin yeniden tesisi, Latin Amerika'daki Filistin yanlısı sol hareketler tarafından sert tepkiyle karşılandı. Brezilya ve Şili'deki iktidar partilerinden yükselen eleştiriler, Machado hükümetini bölgesel izolasyon riskine karşı da uyardı. Ancak Bogota yönetimi, İsrail ile tarım teknolojileri, siber güvenlik ve savunma sanayii alanlarında imzalanacak yeni anlaşmaların bu riski dengeleyeceğini hesaplıyor.
Kolombiya, İsrail ile 2023'te askıya alınan serbest ticaret müzakerelerine de kaldığı yerden devam etme kararı aldı. İsrail'in Kolombiya'ya yıllık ihracatı 180 milyon dolar seviyesindeyken, Kolombiya'nın İsrail'e ihracatı yalnızca 35 milyon dolar civarında seyrediyordu. Yeni hükümet, bu ticaret dengesini Kolombiya lehine çevirecek stratejik ortaklıklar kurmayı hedefliyor.
Latin Amerika'da değişen dengeler ve Kolombiya'nın rolü
Machado hükümetinin bu diplomatik manevrası, Latin Amerika'daki daha geniş çaplı bir siyasi dönüşümün parçası olarak okunmalı. Arjantin'de Javier Milei'nin, Ekvador'da Daniel Noboa'nın seçim zaferleriyle başlayan sağa kayış, Kolombiya'daki iktidar değişimiyle ivme kazandı. Bölge uzmanları, 'ikinci bir pembe dalga' beklentilerinin yerini 'muhafazakar restorasyon' senaryolarına bıraktığını belirtiyor.
Bogota'daki Universidad de los Andes'ten uluslararası ilişkiler profesörü Sandra Borda, 'Kolombiya'nın bu kararı, Latin Amerika'da ideolojik kamplaşmanın yerini pragmatik çıkar odaklı diplomasiye bıraktığının en net göstergesi. Machado hükümeti, Petro'nun aksine, dış politikayı bir iç siyaset malzemesi olarak kullanmayı reddediyor' değerlendirmesinde bulundu.
Venezuela ile ilişkilerde belirsizlik
Yeni hükümetin Venezuela konusundaki tutumu ise şimdilik netleşmiş değil. Petro döneminde Caracas ile normalleşen ilişkiler, Machado'nun seçim kampanyasında sıkça eleştirdiği başlıklardan biriydi. Ancak 2,2 milyondan fazla Venezuelalı göçmene ev sahipliği yapan Kolombiya'nın, Maduro rejimiyle tam bir kopuş yaşaması hem insani hem de güvenlik açısından riskler barındırıyor. Dışişleri Bakanı Romero, Venezuela konusunda 'yapıcı angajman' politikası izleyeceklerini, ancak demokratik standartlar konusunda taviz verilmeyeceğini açıkladı.
2026 yılının ikinci yarısına girilirken Kolombiya'nın bu diplomatik eksen kayması, ülkenin uluslararası kredi notu üzerinde de olumlu bir etki yaratabilir. Moody's ve Fitch, daha önce Petro döneminin 'öngörülemez politikalarını' gerekçe göstererek Kolombiya'nın not görünümünü negatife çevirmişti. Piyasalar, yeni hükümetin Batı bloğuyla yeniden entegrasyon sinyalini, doğrudan yabancı yatırım girişinde beklenen artış perspektifiyle fiyatlamaya başladı bile. Kolombiya pesosu, duyurunun ardından dolar karşısında yüzde 1,8 değer kazandı.
Kolombiya'nın bu tarihi dönüşümü, önümüzdeki aylarda bölgesel ittifakların yeniden şekillenmesine tanıklık edecek bir sürecin de başlangıcı olabilir. Bogota yönetiminin asıl sınavı ise, bu diplomatik manevraların ülke içindeki ekonomik karşılığını yaratıp yaratamayacağı olacak.
