Akışa DönHaberler

İran Heyeti Cenevre Görüşmelerinden Neden Aniden Ayrıldı? 2026'daki Kırılma Anının Perde Arkası

18 Haziran 2026'daki mutabakat zaptının üzerinden henüz 96 saat geçmişken İranlı diplomatların Cenevre'deki müzakere masasından kalkması, yeni nükleer anlaşma umutlarını dondurdu. Trump'ın 'tarihi imza' sözleri hâlâ tazeyken, bu ani çekilme diplomasi koridorlarında şok etkisi yarattı.

5 dk okuma0 görüntüleme0 beğeniMefico News Editörü·
Aa
İran Heyeti Cenevre Görüşmelerinden Neden Aniden Ayrıldı? 2026'daki Kırılma Anının Perde Arkası

Cenevre'deki Sessizliğin Ardındaki Fırtına

İsviçre'nin başkenti Cenevre, 21 Haziran 2026 akşamı son yılların en gergin diplomatik anlarından birine sahne oldu. ABD ile İran arasında yaklaşık iki yıldır sürdürülen ve özellikle 2025 sonbaharında hız kazanan arka kapı müzakereleri, İran heyetinin beklenmedik şekilde InterContinental Otel'deki toplantı salonundan ayrılmasıyla fiilen çöktü. Heyetin salonu terk ettiği an, koridorda bekleyen gazetecilere yansıyan tek karede İran Başmüzakerecisi Ali Bagheri Kani'nin elindeki dosyayı sertçe kapattığı ve tek kelime etmeden asansöre yöneldiği görülüyordu. Bu görüntü, 18 Haziran'da ABD Başkanı Donald Trump'ın Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısında 'Bu mutabakat, Ortadoğu'da kalıcı barışın müjdecisi olacak' sözleriyle taban tabana zıt bir gerçekliği ortaya koydu. Trump'ın ikinci döneminin en büyük dış politika başarısı olarak kodlanan bu süreç, daha başlamadan bitme noktasına geldi.

96 Saatte Değişen Dengeler

Mutabakat zaptının imzalandığı 18 Haziran günü, iki ülke heyetleri arasında somut bir yol haritası üzerinde uzlaşma sağlandığı duyurulmuştu. Anlaşmaya göre İran, nükleer programını kademeli olarak Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın 2025 Kasım raporunda belirtilen %60 zenginleştirme seviyesinden aşağı çekecek, buna karşılık ABD, İran'ın dondurulan 12 milyar dolarlık varlığına erişimini aşamalı şekilde serbest bırakacaktı. Ancak aradan geçen sadece 4 gün içinde, Trump yönetiminin Kongre'ye sunduğu ek yaptırım taslağının sızdırılması ortalığı karıştırdı. Taslakta, İran Devrim Muhafızları'na bağlı 14 yeni şirketin daha kara listeye alınması planlanıyordu. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Kenani, bu sızıntıyı 'müzakerelerin ruhuna aykırı ve provokatif bir ihanet' olarak niteledi. Birleşmiş Milletler kaynaklarına göre, İran heyeti bu maddeyi gördükten sonra Tahran'dan aldığı talimatla oturumu yarıda kesip salonu terk etti.

Trump'ın 'Tarihi Anlaşma' Hayali Neden Çöktü?

Başkan Trump'ın 2026 yılı boyunca sürdürdüğü agresif diplomasi trafiğinin en önemli ayağı olan İran mutabakatı, aslında temelinden kırılgandı. 2025 yazında Umman'da başlayan gizli görüşmelerde, taraflar arasında güven bunalımı hiçbir zaman tam anlamıyla aşılamamıştı. İran tarafı, 2015 nükleer anlaşmasından tek taraflı çekilme kararının tekrarlanmayacağına dair yasal bağlayıcılığı olan bir garanti isterken, ABD tarafı bunu iç hukuk gerekçesiyle reddediyordu. Cenevre'deki son turda üzerinde çalışılan metin, bu açmazı 'karşılıklı iyi niyet beyanları' ile aşmayı hedefliyordu. Fakat Kongre'deki Cumhuriyetçi şahinlerin baskısıyla hazırlanan ve İran'ın balistik füze programını da kapsayan yeni yaptırım paketinin devreye sokulması, Tahran'daki rejim içi dengeleri altüst etti. İran'da 2025'teki cumhurbaşkanlığı seçimiyle güçlenen reformist kanat, bu hamleyle birlikte sertlik yanlısı muhafazakarlara karşı ciddi bir prestij kaybına uğradı.

Petrol Piyasalarında Şok Dalgası: 2026 Senaryoları

İran heyetinin Cenevre'den ayrıldığı haberinin ajanslara düşmesiyle birlikte, Brent petrolün varil fiyatı 22 Haziran 2026 seansında 15 dakika içinde 78 dolardan 89 dolara sıçradı. Yatırımcılar, İran'ın günlük 3.8 milyon varillik ihracat kapasitesinin yeniden kısıtlanma ihtimalini hızla fiyatlıyor. Enerji analistleri, 2025'te İran'ın Çin'e yaptığı gölge filo sevkiyatlarının yaptırımlar nedeniyle sekteye uğrayabileceğini ve küresel arzda günlük 1.2 milyon varillik bir açık oluşabileceğini hesaplıyor. Bu tablo, halihazırda 2026 Mart ayında 110 doları test etmiş olan Avrupa doğalgaz fiyatlarını da yukarı yönlü baskılıyor. Trump'ın 2024 seçim kampanyasında verdiği 'pompa fiyatlarını dizginleme' vaadinin tam tersi bir tablo ortaya çıkarken, Beyaz Saray'dan yapılan ilk açıklamada 'İran'a kapının hâlâ açık olduğu' mesajı verildi.

2026'nın Diplomasi Mezarlığında Yeni Bir Anlaşma

Cenevre görüşmelerinin çöküşü, uluslararası diplomasinin 2026 yılındaki karnesine bir başarısızlık hikayesi olarak kazındı. Avrupa Birliği Dış Politika Şefi Josep Borrell, yaptığı acil basın açıklamasında 'Her iki tarafı da soğukkanlılığa davet ediyoruz' derken sesindeki çaresizlik tonu fark ediliyordu. Gerçek şu ki, AB'nin aracı rolü de bu süreçte neredeyse tamamen devre dışı kalmıştı. İran ile ABD arasındaki diyalog, Katar ve Umman gibi körfez ülkelerinin dar koridorlarında yürütülmüştü. Şimdi ise İsrail'in 2026 başında yaptığı 'İran'ın nükleer eşiğe ulaşmasına sadece aylar kaldı' uyarısı yeniden gündemin tepesine oturmuş durumda. İsrail Savunma Bakanı'nın 23 Haziran için planlanan Washington ziyareti öncesinde bu krizin patlak vermesi, bölgedeki askeri gerilimin dozunu daha da artırmışa benziyor.

Tahran'da Rejimin Çatlak Sesleri

İran iç siyasetinde ise müzakere sürecinin çökmesi fay hatlarını derinleştirdi. 2025 Temmuz ayında göreve gelen reformist Cumhurbaşkanı Muhammed Rıza Aref'in başlattığı 'yapıcı angajman' politikası, muhafazakarların 'Batı'ya güvenilmez' tezinin ekmeğine yağ sürdü. Meclis Başkanı Muhammed Bagher Galibaf, yaptığı açıklamada 'Amerikalıların mürekkebi kurumadan ihanet ettiğini' söyleyerek Aref hükümetini açıkça topa koydu. Buna rağmen, İran'ın döviz rezervlerinin 2025 sonunda 40 milyar doların altına inmiş olması ve yıllık enflasyonun %47'nin üzerinde seyretmesi, rejime uzun vadede kapalı kapı diplomasisini sürdürme lüksü bırakmıyor. Tahran'daki kulisler, İran'ın aslında müzakere masasına dönmek istediğini ancak bunun için 'Amerikan tarafında gerçek bir karar alıcının ortaya çıkmasını' beklediğini fısıldıyor.

Kriz Sonrası 2026: Sırada Hangi Senaryo Var?

İran heyetinin Cenevre'den ayrılması, geri dönülemez bir kopuştan ziyade taktiksel bir mola olarak da okunabilir. 2015 anlaşması döneminde de benzer krizler yaşanmış, taraflar aylar süren kopuşların ardından yeniden masaya oturmuştu. Ancak 2026'nın jeopolitik konjonktürü, 10 yıl öncesine göre çok daha karmaşık. Rusya'nın Ukrayna'daki savaşının 3. yılında İran'la kurduğu insansız hava aracı tedarik zinciri, ABD'nin sabrını taşıran bir faktör. Bunun yanında Çin'in İran'dan ithal ettiği petrolün faturasını yuan cinsinden ödemeye başlaması ve iki ülke arasındaki 400 milyar dolarlık stratejik ortaklık anlaşması, Washington'un elini zayıflatıyor.

Ortadoğu uzmanları, 2026'nın kalan aylarında üç temel senaryo üzerinde duruyor: İlki, Umman kanalıyla sessiz bir yeniden başlatma diplomasisi. İkincisi, İsrail'in İran'ın Natanz ve Fordo tesislerine yönelik sınırlı bir hava saldırısı düzenlemesi ki bu bölgesel bir savaş anlamına gelir. Üçüncüsü ise mevcut dondurmanın devam etmesi ve 2027'ye kadar kontrollü bir tırmanışın yaşanması. Hangi senaryo gerçekleşirse gerçekleşsin, 22 Haziran 2026 sabahı itibarıyla diplomasi çarklarının bir kez daha kum yediği kesin. Peki sizce İran müzakere masasına dönmek için ABD'den nasıl bir somut adım bekliyor? Yoksa bu sefer ipler gerçekten koptu mu?