Akışa DönHaberler

Büyükelçi Huckabee'den Trump'a Meydan Okuyan Sözler: 'İsrail Olmasa ABD Olmazdı'

ABD Başkanı Trump'ın 'Biz olmasak İsrail olmazdı' çıkışına karşı büyükelçisi Mike Huckabee'nin 'İsrail olmasa ABD olmazdı' yanıtı diplomatik deprem yarattı. 2026'da patlak veren bu gerilim, iki ülke arasındaki stratejik bağları yeniden gündeme taşıdı.

5 dk okuma1 görüntüleme0 beğeniMefico News Editörü·
Aa
Büyükelçi Huckabee'den Trump'a Meydan Okuyan Sözler: 'İsrail Olmasa ABD Olmazdı'

Beyaz Saray ile Tel Aviv Hattında Gerilim Tırmandı

18 Haziran 2026 sabahı, Washington'da kimsenin beklemediği bir diplomatik kriz patlak verdi. ABD Başkanı Donald Trump, kapalı bir bağış toplantısında İsrail'e yaptığı askeri yardımın altını çizerken, 'Biz olmasak, ABD olmasa İsrail şu an haritada olmazdı' ifadelerini kullandı. Sızıntı halinde basına ulaşan bu sözler, çok geçmeden İsrail'de rahatsızlığa yol açtı. Ancak asıl şok, Başkan'ın geçen yıl bizzat atadığı ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'den geldi. Huckabee, aynı akşam katıldığı bir televizyon programında 'Saygıyla söylüyorum, Sayın Başkan'ın bu sözlerine katılmak mümkün değil. Tarihsel gerçek şu: İsrail olmasa bugünkü ABD olmazdı' diyerek doğrudan meydan okudu. Bu karşılıklı açıklamalar, 2026'nın ortasında iki müttefik arasındaki en ciddi sözlü düellolardan biri olarak kayıtlara geçti.

Perde Arkası: Büyükelçinin Çıkışının Zamanlaması

Huckabee'nin çıkışı sadece bir diplomatik nezaketsizlik olarak yorumlanamaz. Büyükelçi, 2025 yılının Kasım ayında göreve gelirken, Cumhuriyetçi Parti'nin İsrail yanlısı kanadının en güçlü isimlerinden biriydi. Eski Arkansas Valisi ve uzun süreli bir siyasetçi olarak İsrail'e koşulsuz destek vermesiyle biliniyordu. Trump'ın 2024 seçim kampanyasında Abraham Anlaşmaları'nı genişletme vaadiyle Huckabee'yi bu kritik göreve seçmesi, Kudüs'te büyük memnuniyet yaratmıştı. Ancak son 8 ayda, Başkan'ın İran'la yürüttüğü yeni nükleer müzakereler ve Suudi Arabistan'a yapılan bazı silah satışları, İsrail'de kaygı uyandırmıştı. Huckabee'nin sözleri tam da bu rahatsızlığın bir yansıması olarak okunuyor. Büyükelçi, programda 'İsrail'in varlığı yalnızca Orta Doğu için değil, ABD'nin ulusal güvenliği için de hayatidir' derken, aslında yönetim içindeki bir bölünmeyi de gözler önüne serdi.

Tarihsel Bağlam: “İsrail Olmasa ABD Olmazdı” Tezinin Kökenleri

Huckabee'nin karşı tezi, pek çok kişiye şaşırtıcı gelse de arkasında ciddi bir tarihsel okuma barındırıyor. Özellikle 1970'lerden itibaren İsrail, ABD'nin Orta Doğu'daki en istikrarlı müttefiki olarak Soğuk Savaş sırasında Sovyet nüfuzunun yayılmasını engellemiş, ABD askeri doktrininin test edildiği bir laboratuvar işlevi görmüştür. 1973 Yom Kippur Savaşı sonrası ABD'nin sağladığı istihbarat ve teknolojik destek, Washington'un bölgedeki varlığını daimî kılmıştır. Ancak Huckabee'nin vurguladığı “İsrail olmasa ABD olmazdı” argümanı daha da derine gidiyor: İsrail'in siber güvenlik, su teknolojisi, tarım inovasyonu ve yapay zekâ alanındaki atılımları, ABD'deki kritik altyapı ve savunma sistemlerine doğrudan entegre olmuş durumda. 2026 itibarıyla ABD'nin kullandığı Demir Kubbe türevi kısa menzilli hava savunma sistemlerinin %40'ı, İsrail menşeli yazılım ve donanım içeriyor. Ayrıca İsrail'in siber güvenlik şirketleri, ABD federal kurumlarına hizmet veren en büyük 10 tedarikçi arasında yer alıyor.

Kazan-Kazan İlişkisinin Somut Rakamları

2000-2026 arasında ABD'nin İsrail'e yaptığı toplam askeri yardım 146 milyar doları bulurken, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025'te 53 milyar dolara ulaştı. Asıl çarpıcı olan ise İsrail'deki ABD sermayeli Ar-Ge merkezlerinin sayısı: 2026'nın ilk çeyreğinde 340'ı aştı. Apple, Google, Microsoft ve Intel gibi devler, yapay zekâdan otonom sürüşe kadar pek çok kritik teknolojiyi İsrail laboratuvarlarında geliştiriyor. Huckabee'nin “İsrail olmasa ABD olmazdı” derken kastettiği tam da bu karşılıklı bağımlılık. Nitekim 2024 yılında İsrail'deki siber güvenlik start-up'larının ABD'li fonlardan aldığı yatırım 8,7 milyar doları buldu. Bu rakam, İsrail'in yalnızca askeri bir kale değil, aynı zamanda bir inovasyon üssü olduğunu ispatlıyor. Dolayısıyla Trump'ın “ABD olmasa İsrail olmazdı” söylemi, gerçekliğin yalnızca bir yüzünü yansıtırken, Huckabee'nin yanıtı aslında perdenin diğer tarafını ortaya koyuyor.

2026'da Siyasi Depremin Yansımaları ve Seçim Yılı Hesapları

Bu kriz, ABD'nin 2026 ara seçimlerine yalnızca 5 ay kala yaşanıyor. Cumhuriyetçi Parti içinde evanjelik seçmen ile iş dünyası kanadı arasında zaten var olan gerilim, büyükelçinin çıkışıyla iyice belirginleşti. Mike Huckabee, evanjelik Hristiyanlar için neredeyse bir kahraman konumunda; İsrail'e verdiği sarsılmaz destek, bu seçmen kitlesi tarafından kutsal bir misyonla eşdeğer görülüyor. Trump ise daha çok ulusal çıkarları önceleyen “Önce Amerika” retoriğini sürdürmek isterken, İsrail'i bile bu anlayışın içine çekmeye çalışıyor. Bu farklılaşma, Huckabee'ye 2028 başkanlık yarışı için beklenmedik bir siyasi sermaye de yaratabilir. Uzmanlar, bu tartışmanın yalnızca diplomatik bir kırılma değil, aynı zamanda 2026 Kasım seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi tabanı konsolide etmeye yönelik stratejik bir hamle olduğunu belirtiyor.

Demokratların Tepkisi ve Uluslararası Boyut

Demokrat Parti kanadı, Huckabee'nin sözlerini fırsata çevirmekte gecikmedi. Senato Dış İlişkiler Komitesi üyesi Senatör Chris Murphy, 'Kendi büyükelçisinin Başkan'ı düzeltmek zorunda kaldığı bir dış politikayı dünya izliyor. Bu, ABD'nin güvenilirliğini zedeliyor' açıklamasını yaptı. Avrupa başkentlerinden ise temkinli yorumlar geldi. Özellikle Fransa ve Almanya, bu tartışmanın İran'la yürütülen nükleer müzakereleri baltalayabileceğinden endişe ediyor. İsrail Başbakanı ise basın danışmanı aracılığıyla yaptığı açıklamada 'İlişkilerimiz kişilerin üzerindedir' vurgusu yaparak yatıştırıcı bir ton benimsedi. Ancak perde arkasında, İsrail güvenlik bürokrasisinin ABD'nin taahhütlerini sorgulamaya başladığı konuşuluyor.

Uzmanlar Ne Diyor? İttifakın Geleceği Üzerine Dört Senaryo

Bu benzeri görülmemiş çatışma, analistleri yeni değerlendirmelere itti. Washington merkezli düşünce kuruluşu Middle East Institute'un 2026 yaz raporunda, ABD-İsrail ilişkilerinin dört olası senaryosu sıralandı: 'İşlevsel bağımlılık' (statüko), 'selektif gerilim' (mevcut durum), 'stratejik boşanma' ve 'derin entegrasyon'. Huckabee'nin çıkışı, şu an için 'selektif gerilim' fazını hızlandırmış görünüyor. Rapora göre, iki ülke arasındaki askeri ve teknolojik işbirlikleri çok derin olduğu için tam bir kopuş mümkün değil; ancak siyasi söylem düzeyindeki çatlakların genişlemesi, özellikle ABD'nin İran politikasında İsrail'i dışlaması gibi sonuçlar doğurabilir. Öte yandan, Huckabee’nin adeta bir 'İsrail lobisi sözcüsü' gibi hareket etmesi, aslında ittifakın ABD iç siyasetindeki direncini de kanıtlıyor.

2026 Sonrası İçin Dersler ve Okuyucuya Soru

Trump’ın sözleriyle alevlenen ama Huckabee’nin yanıtıyla bambaşka bir boyut kazanan bu tartışma, dost ve müttefik kavramlarının 2026 dünyasında ne kadar kırılgan olabileceğini gösterdi. Bir yanda tarih boyunca ABD’nin yardımı olmadan ayakta kalamayacağı düşünülen İsrail, diğer yanda da İsrail’in inovasyon gücü ve jeopolitik konumu sayesinde ABD’nin küresel liderliğini tahkim ettiği gerçeği… Peki sizce müttefiklik gerçekten tek taraflı mıdır, yoksa her büyük ilişki gibi karşılıklı bağımlılığa mı dayanır? Büyükelçi haklı mı, yoksa Trump’ın söyledikleri stratejik bir uyarı mı? Bu soruları masaya yatırmanın tam zamanı.