ABD Merkez Bankası'nın (Fed) başkanlık koltuğuna oturmasının üzerinden aylar geçen Kevin Warsh, salı günü Temsilciler Meclisi Finansal Hizmetler Komitesi'nde ilk kez ifade verdi. Eski bir yatırım bankacısı ve George W. Bush döneminin ekonomi danışmanı olan Warsh, bu kritik oturumda sadece mevcut ekonomik görünümü çizmekle kalmadı; aynı zamanda bankanın geleceğine dair en kapsamlı yol haritasını da gözler önüne serdi. Warsh'ın agresif üslubu ve alışılmışın dışındaki reform önerileri, Washington koridorlarında ve Wall Street'te deprem etkisi yarattı.
Enflasyonla Mücadelede Yeni Savaş Planı
Warsh, komiteye yaptığı açıklamada, Fed'in yüzde 2'lik enflasyon hedefinin 'dokunulmaz' olduğunu ancak bu hedefe ulaşma yöntemlerinin kökten değişeceğini belirtti. Son iki yıldır yüzde 3 bandına sıkışan ve bir türlü istenen seviyeye gerilemeyen enflasyon için 'toleransın sıfırlandığını' ifade etti. Warsh'a göre, pandemi sonrası dönemde uygulanan gevşek para politikası, fiyat istikrarını kalıcı olarak tehdit eden bir yapı oluşturdu. Bu nedenle, faiz indirimlerine yönelik piyasa beklentilerini açıkça geri çevirerek, 2026 yılının ikinci yarısına kadar yüksek faiz ortamının süreceğinin altını çizdi.
Bu noktada Warsh, selefi Jerome Powell'ın 'veri odaklı' yaklaşımını eleştirerek, geriye dönük verilere bakarak karar almanın ekonomiyi sürekli bir gecikme döngüsüne soktuğunu savundu. Yeni Fed başkanı, ileriye dönük ve daha kurala dayalı bir sistem önerdi. Özellikle Stanford Üniversitesi'nin geliştirdiği alternatif enflasyon modellerine atıfta bulunan Warsh, barınma maliyetleri ve hizmet sektörü enflasyonundaki katılığın kırılması için iş gücü piyasasında bir miktar soğumanın şart olduğunu dile getirdi. Bu söylem, işsizlik oranının yüzde 4'ün altında seyrettiği mevcut konjonktürde, bilinçli bir ekonomik yavaşlama yaratma isteği olarak yorumlandı.
Warsh Doktrini ve Tahvil Piyasası
Warsh'ın ifadesi sırasında ABD 10 yıllık tahvil faizleri yüzde 4,5 seviyesinin üzerine tırmandı. Analistler, bu yükselişi 'Warsh doktrini' olarak adlandırmaya başladı. Başkan, bilanço küçültme sürecinin önceki planlardan çok daha hızlı olacağını ve Fed'in elindeki mortgage destekli menkul kıymetleri agresif bir şekilde satacağını duyurdu.
Bankacılık Denetiminde 'Sopa' Dönemi
Kevin Warsh'ın en çarpıcı çıkışlarından biri de bankacılık sektörüne yönelik oldu. 2023 yılında yaşanan bölgesel bankacılık krizinin izleri henüz tam olarak silinmemişken, Warsh düzenlemelerin sıkılaştırılacağını ancak bürokrasinin azaltılacağını söyledi. Bu paradoksal yaklaşım, piyasa oyuncuları tarafından dikkatle karşılandı. Warsh, büyük bankalar için sermaye yeterlilik rasyolarının yükseltileceğini, ancak küçük ve orta ölçekli bankalar üzerindeki gereksiz raporlama yükünün hafifletileceğini taahhüt etti.
Eski bir Goldman Sachs yöneticisi olan Warsh, 'ahlaki tehlike' kavramına özellikle vurgu yaptı. Banka yöneticilerinin, kurtarma beklentisi içine girmeden risk yönetimi yapmaları gerektiğini belirten Warsh, iflas eden bankaların üst düzey yöneticilerinden maaşların geri alınmasını (clawback) kolaylaştıracak yeni yasal düzenlemeler için Kongre'den destek istedi. Bu, Wall Street'te soğuk duş etkisi yarattı.
Küçük Bankalar İçin Nefes Alma Şansı
Warsh, toplum bankalarının (community banks) ABD ekonomisinin bel kemiği olduğunu söyleyerek, bu kurumların Basel III düzenlemelerinin ağırlığı altında ezilmemesi gerektiğini ifade etti. Bu söylem, taşradaki Cumhuriyetçi vekillerden büyük alkış aldı. Ancak Warsh, bu esnekliğin ancak sıkı bir yerinde denetimle mümkün olacağını da sözlerine ekledi.
Siyasi Baskı ve Bağımsızlık Dengesi
Oturumun en hararetli anları, Demokrat vekillerin Fed'in bağımsızlığına yönelik sorularıyla yaşandı. Eski Başkan Donald Trump'ın 2025 yılında Fed'i sık sık hedef alması ve 2026 başında Warsh'ı ataması, merkez bankasının siyasallaştığı eleştirilerini beraberinde getirmişti. Warsh, komiteye verdiği yanıtta, 'Başkan ile golf arkadaşı olmak, onunla aynı fikirde olmayı gerektirmez,' diyerek siyasi bağımsızlığını koruyacağının sinyalini verdi. Bu çıkış, Trump yönetimi ile Fed arasında potansiyel bir gerilimin habercisi olarak okundu.
Warsh, özellikle mali disiplin konusunda Beyaz Saray'a net mesajlar gönderdi. ABD'nin bütçe açığının gayri safi yurt içi hasılaya oranının sürdürülemez seviyelerde olduğunu belirten Warsh, maliye politikasının enflasyonla mücadeleye destek olması gerektiğini, aksi takdirde para politikasının tek başına yetersiz kalacağını vurguladı. Bu, genişlemeci maliye politikalarını savunan yönetime karşı üstü kapalı bir meydan okumaydı.
Kongre ile Yeni Bir Sayfa
Warsh, seleflerine kıyasla Kongre ile çok daha sık iletişim halinde olacağının sözünü verdi. Bu, Fed'in şeffaflık hamlesi olarak sunuldu. Ancak eleştirmenler, bu durumun merkez bankasının kısa vadeli siyasi rüzgarlara daha açık hale gelmesine yol açabileceği uyarısında bulundu.
Küresel Piyasalar ve Türkiye İçin Sonuçlar
Warsh'ın şahin tutumu, sadece New York borsalarını değil, İstanbul'daki Kapalıçarşı'yı da yakından ilgilendiriyor. Fed'in faiz indirimi takvimini 2027'ye kadar ötelemesi, gelişmekte olan ülke merkez bankalarının elini zayıflatıyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) 2026 yılı boyunca uyguladığı sıkı para politikasına rağmen, küresel likidite koşullarındaki bu ani daralma, Türk Lirası varlıklar üzerinde yeni bir baskı dalgası yaratabilir. Yabancı yatırımcıların risk iştahının azalması, Türkiye'ye yönelik sıcak para akışını yavaşlatma potansiyeli taşıyor.
Uzmanlar, Warsh'ın bilanço küçültme konusundaki agresif planlarının, doların küresel piyasalarda daha da güçlenmesine yol açacağını öngörüyor. Güçlü dolar, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ve döviz borcu yüksek ülkeler için maliyetleri artıran bir faktör. Ancak Warsh'ın enflasyonu düşürme konusundaki kararlılığı, başarılı olması halinde küresel emtia fiyatlarında bir gevşeme yaratarak, orta vadede Türkiye'nin cari açığına olumlu yansıyabilir. Piyasalar şimdi, Warsh'ın bu sert söylemlerinin ne kadarını eyleme dönüştüreceğini ve TCMB'nin bu yeni küresel fırtınaya karşı nasıl bir rota çizeceğini merakla bekliyor.
2026 yılının geri kalanı, Fed'in attığı bu adımların gelişmekte olan piyasalarda yaratacağı dalgalanmalarla şekillenecek. Warsh'ın Kongre'deki bu ilk sınavı, önümüzdeki dönemde piyasa volatilitesinin artacağının en net göstergesi oldu.
