Akışa DönHaberler

Emtia piyasasında arz şoku: Küresel gerilim ve iklim krizi fiyatları uçurdu

2026 yazında emtia piyasaları, artan jeopolitik riskler ve aşırı hava olaylarının yarattığı arz endişeleriyle sert yükseldi. Tarımdan enerjiye tüm kalemlerde…

7 dk okuma0 görüntüleme0 beğeniMefico News Editörü·
Aa
Emtia piyasasında arz şoku: Küresel gerilim ve iklim krizi fiyatları uçurdu

Küresel emtia piyasaları, Temmuz 2026'nın ikinci haftasında adeta bir deprem yaşadı. Arz zincirlerindeki kırılmalar, beklenmedik hava olayları ve Doğu Avrupa ile Orta Doğu'da tırmanan jeopolitik gerilimler, buğdaydan petrole, kakaodan bakıra kadar birçok stratejik üründe fiyatların sert bir şekilde yükselmesine neden oldu. Türkiye gibi net emtia ithalatçısı olan ülkeler için bu tablo, 2026 yılının ikinci yarısına dair enflasyon ve cari açık endişelerini şimdiden körüklüyor.

Tarım piyasasında iklim krizi alarmı: Buğday ve kakao rekor kırdı

Tarım emtiaları, 2026 yazında en sert yükselişlerin görüldüğü segment oldu. Özellikle Güneydoğu Asya ve Afrika'da etkili olan aşırı sıcak hava dalgaları ve ani sel baskınları, küresel gıda arz güvenliğini tehdit eder boyutlara ulaştı. Chicago Ticaret Borsası'nda işlem gören buğday vadeli kontratları, hafta içinde yüzde 8'in üzerinde değer kazanarak son 18 ayın zirvesini test etti. Bu yükselişte, Rusya-Ukrayna hattındaki lojistik aksamaların yanı sıra, Hindistan'da beklenen muson yağmurlarının gecikmesi ve Avrupa'daki kuraklık raporları etkili oldu.

Kakao piyasası ise bambaşka bir krizle boğuşuyor. Batı Afrika'daki ana üretici ülkeler olan Fildişi Sahili ve Gana'da görülen 'şişmiş sürgün virüsü' hastalığı ve yaşlı ağaç varlığı, rekolteyi tarihi düşük seviyelere çekti. 2025'te başlayan fiyat rallisi, 2026 itibarıyla hız kesmeden devam ediyor. Geçtiğimiz hafta Londra merkezli ICE Futures Europe borsasında kakao ton başına 10.000 sterlin seviyesini aşarak tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü. Bu durum, Türkiye'deki çikolata ve şekerleme sektörünün hammadde maliyetlerini katlayarak, raflardaki nihai ürün fiyatlarına yansımaya başladı bile.

Türkiye'nin tarımsal ithalat faturası büyüyor

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) Haziran 2026 verilerine göre, tarımsal hammadde ithalat faturası bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 35 arttı. Un ve yem sanayisinin temel girdisi olan buğdaydaki küresel fiyat artışı, iç piyasada ekmek ve unlu mamullere yönelik yeni zam baskılarını beraberinde getiriyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği yetkilileri, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) stok yönetiminde daha agresif bir ithalat programı uygulaması gerektiğini belirtiyor.

Enerji piyasasında jeopolitik deprem: Petrol ve doğalgaz yükselişte

Enerji emtiaları cephesinde ise jeopolitik tansiyon belirleyici oldu. Orta Doğu'da yeniden alevlenen çatışmalar ve Doğu Avrupa'daki gerilimin enerji altyapısına yönelik tehditleri, Brent petrolün varil fiyatını 92 doların üzerine taşıdı. 2026 yılı başında 75-80 dolar bandında seyreden petrol fiyatları, arz güvenliğine dair korkularla son altı ayın en yüksek seviyesine ulaşmış durumda. Yatırımcılar, Hürmüz Boğazı'ndaki transit geçiş risklerini yeniden fiyatlamaya başladı.

Doğalgaz piyasası da bu gelişmelerden nasibini aldı. Sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) talebinin Asya'da beklenenden hızlı toparlanması ve Norveç'teki planlı bakım çalışmalarının uzaması, Avrupa'daki referans fiyat göstergesi TTF'de megavat saat başına fiyatı 45 euronun üzerine çıkardı. Kış aylarına hazırlık yapan Avrupa ülkelerinin depolama telaşı, Türkiye'nin de dahil olduğu spot LNG piyasasında rekabeti kızıştırıyor. Türkiye'nin enerji ithalatı faturasının 2026 yılı sonunda 70 milyar doları aşabileceği öngörülüyor.

Enerji Bakanlığı'ndan yeni arz stratejisi sinyali

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, artan küresel fiyatlar karşısında yerli ve yenilenebilir enerji üretimini artırmak için yeni bir yol haritası üzerinde çalıştığını duyurdu. Özellikle Karadeniz'deki Sakarya Gaz Sahası'nda üretimin 2026 sonuna kadar günlük 10 milyon metreküpe çıkarılması hedefi, ithalata bağımlılığı azaltma stratejisinin en kritik ayağını oluşturuyor.

Metal piyasalarında endüstriyel talep ve arz açığı baskısı

Endüstriyel metaller, yeşil dönüşümün yarattığı talep ve madencilikteki arz sıkıntılarının gölgesinde yükselişini sürdürüyor. Bakır fiyatları, elektrikli araç üretimindeki artış ve şebeke modernizasyon yatırımları nedeniyle Londra Metal Borsası'nda (LME) yeniden 10.500 dolar seviyesine dayandı. Şili ve Peru'daki maden grevleri, küresel bakır arzında beklenen fazlanın oluşmasını engelliyor. 2026 yılı itibarıyla bakır piyasasında 200 bin tonun üzerinde bir açık oluşması bekleniyor.

Altın ise jeopolitik belirsizliklerin ve merkez bankalarının alımlarının etkisiyle güvenli liman özelliğini koruyor. Ons altın fiyatı, hafta içinde 2.550 dolar sınırını aşarak tarihi zirvesini yeniledi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) rezervlerindeki altın varlığını artırma politikası, yurt içinde gram altın fiyatını da rekor seviyelere taşıdı. Kapalıçarşı'da gram altın, dolar kurundaki yatay seyre rağmen 2.850 liranın üzerinde işlem görüyor.

TCMB'nin altın rezervleri ve iç piyasaya etkisi

TCMB'nin 2025 yılında başlattığı agresif altın alım programı, 2026'da da devam ediyor. Bankanın brüt altın rezervleri 650 tonu aşarak dünya sıralamasında ilk 10'a yaklaştı. Bu durum, yurt içi piyasada fiziki altına olan talebi canlı tutarken, düğün sezonuyla birlikte çeyrek ve cumhuriyet altınında arz sıkıntıları yaşanmasına neden oluyor.

Emtia yükselişinin Türkiye ekonomisine makro yansımaları

Emtia fiyatlarındaki bu kapsamlı yükseliş, Türkiye ekonomisinin kırılgan dengelerini zorluyor. Net enerji ve tarımsal emtia ithalatçısı olan Türkiye'de, dış ticaret hadleri hızla bozuluyor. 2026 yılının ilk altı ayında cari işlemler açığı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20 artarak 25 milyar dolara ulaştı. Ekonomistler, emtia fiyatlarındaki mevcut seyrin devam etmesi halinde yıl sonu cari açık hedefinin 50 milyar doların üzerine çıkabileceği uyarısında bulunuyor.

Üretici fiyat endeksi (ÜFE) üzerindeki baskılar da giderek belirginleşiyor. Gıda ve enerji maliyetlerindeki artış, sanayi üretimini ve ihracat rekabetçiliğini olumsuz etkiliyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı, enflasyonla mücadele programında dışsal şoklara karşı tampon mekanizmalarını güçlendirmek için çalıştıklarını açıkladı. Ancak küresel emtia fiyatlarında 2025'te başlayan ve 2026'da derinleşen bu yukarı yönlü trend, Merkez Bankası'nın yıl sonu enflasyon hedefini tutturmasını zorlaştıran en büyük risk faktörü olarak öne çıkıyor.

Sanayi üretiminde maliyet baskısı ve fiyatlama davranışları

İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) Temmuz 2026 raporuna göre, imalat sanayinde girdi maliyetleri artışı son 12 ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Sanayiciler, özellikle enerji ve lojistik maliyetlerindeki öngörülemezliğin, yılın ikinci yarısı için yapılan ihracat bağlantılarında fiyat tutturmakta zorluk çıkardığını belirtiyor. Uzmanlar, küresel emtia süper döngüsünün henüz başında olabileceğimizi ve Türkiye'nin bu sürece yapısal reformlarla hazırlanması gerektiğini vurguluyor.

⚙️ Bu içerik yapay zeka asistanı tarafından hazırlanmış ve Mefico News editörü tarafından denetlenmiştir.