Akışa DönHaberler

DOA Sistemi sonrası sokak toplayıcıları: Eskiden alan yoktu, şimdi 1 liradan satıyoruz

1 Temmuz 2026'da devreye giren Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) Sistemi, Türkiye genelinde milyonlarca sokak toplayıcısının geçim kaynağını kökten değiştirdi.…

7 dk okuma0 görüntüleme0 beğeniMefico News Editörü·
Aa
DOA Sistemi sonrası sokak toplayıcıları: Eskiden alan yoktu, şimdi 1 liradan satıyoruz

İstanbul'un Zeytinburnu ilçesinde 15 yıldır sokak toplayıcılığı yapan Mehmet Yılmaz, 1 Temmuz 2026 sabahı işe çıktığında hayatının değiştiğini hissetmişti. Elindeki büyük çuvala doldurduğu pet şişe ve cam ambalajları artık hurdacıya kilogramla satmak zorunda değildi. Türkiye'nin dört bir yanında kurulan Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) iade makineleri, sokak toplayıcıları için yeni bir dönemin kapısını aralamıştı. Yılmaz, 'Eskiden bir çuval şişe için 15-20 lira alırdık, şimdi tanesini 1 liradan veriyoruz. Bugün 120 şişe topladım, 120 lira kazandım. Daha önce bu parayı kazanmak için 3 çuval doldurmam gerekiyordu' diyerek yeni sistemin kendisine sağladığı avantajı özetliyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın uzun süredir üzerinde çalıştığı DOA Sistemi, 2026 yılının ikinci yarısında resmen hayata geçti. Sistem kapsamında, üzerinde özel DOA logosu bulunan 0.1 ila 3 litre arasındaki tüm içecek ambalajları, marketlerde ve belirlenen noktalarda kurulan iade makinelerine atıldığında tane başına 1 Türk Lirası depozito bedeli ödeniyor. Bu bedel, ister nakit olarak ister alışveriş fişine yansıtılarak tüketiciye geri dönüyor. Ancak sistemin en kritik etkisi, Türkiye'de sayıları 500 bini aştığı tahmin edilen ve büyük bölümü kayıt dışı çalışan sokak toplayıcıları üzerinde görüldü.

Uzmanlara göre, DOA Sistemi yalnızca çevresel bir dönüşüm değil, aynı zamanda sosyo-ekonomik bir devrim niteliği taşıyor. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Ayşe Kaya, 'Sokak toplayıcıları yıllardır atık yönetiminin görünmez kahramanlarıydı. Kilogram başına 3-4 lira gibi komik rakamlara çalışıyorlardı. DOA ile birlikte bir pet şişenin değeri 1 liraya sabitlendi. Bu, sektördeki gelir dağılımını tamamen değiştirecek bir adım' değerlendirmesinde bulunuyor. Gerçekten de saha verileri, toplayıcıların günlük kazançlarında %40 ila %60 arasında bir artış yaşandığını gösteriyor.

Ancak her yeni sistem gibi DOA'nın da geçiş sürecinde bazı sancıları var. Özellikle büyük şehirlerin kenar mahallelerinde yaşayan ve akıllı telefon kullanımına yabancı olan yaşlı toplayıcılar, iade makinelerinin dijital arayüzünde zorlanıyor. Bakanlık bu sorunu çözmek için mahalle muhtarlıklarında ücretsiz eğitim seferberliği başlatmış durumda. Ayrıca, bazı market zincirleri makinelerin başına yardımcı personel yerleştirerek toplayıcıların sisteme adaptasyonunu kolaylaştırıyor.

Sokak toplayıcılarının değişen kaderi ve yeni gelir modeli

Ankara'nın Altındağ ilçesinde yaşayan 58 yaşındaki Fatma Teyze, 10 yıldır sokaklardan kağıt ve plastik toplayarak geçimini sağlıyor. DOA öncesi dönemde ayda ortalama 2 bin 500 lira kazandığını söyleyen Fatma Teyze, sistemin ilk ayında gelirinin 4 bin 200 liraya yükseldiğini belirtiyor. 'Eskiden insanlar şişeleri çöpe atardı, ben de çöpten toplardım. Şimdi vatandaş bile şişenin değerini biliyor, bazen bana 'Teyze al, sana 1 lira değeri var' diyerek veriyorlar. Bu sistem bize saygınlık da kazandırdı' sözleriyle değişimi özetliyor.

Sistem, sokak toplayıcıları arasında yeni bir hiyerarşi de yaratmış durumda. Artık şehrin hangi bölgesinde daha çok depozitolu ambalaj bulunduğunu bilen, iade makinelerinin konumlarını ezberleyen ve toplama rotalarını optimize eden toplayıcılar daha fazla kazanıyor. İstanbul'da bir grup toplayıcı, kendi aralarında WhatsApp grupları kurarak hangi marketin makinesinin dolu olduğunu, hangi bölgede yoğun şişe bulunduğunu anlık olarak paylaşıyor. Bu durum, enformel bir sektörün hızla dijitalleşmesinin ve organize olmasının ilginç bir örneğini oluşturuyor.

Öte yandan, hurdacılar ve geri dönüşüm tesisleri için tablo pek parlak değil. DOA öncesinde toplayıcılardan kilogramla ambalaj alıp işleyen bu işletmeler, şimdi ham madde sıkıntısı çekiyor. Türkiye Geri Dönüşümcüler Derneği (TÜGED) Başkanı Ahmet Demir, 'Depozitolu ambalajlar artık bize gelmiyor. Bu durum geri dönüşüm tesislerinin kapasite kullanım oranlarını düşürdü. Sektör olarak Bakanlık'tan yeni bir teşvik modeli bekliyoruz' açıklamasını yaptı. Bakanlık ise bu geçiş sürecinde geri dönüşüm tesislerine yönelik düşük faizli kredi paketleri ve vergi indirimleri üzerinde çalışıldığını duyurdu.

DOA makineleri ve teknik altyapı nasıl çalışıyor?

DOA iade makineleri, yapay zeka destekli görüntü işleme teknolojisiyle çalışıyor. Makineye atılan her ambalajın üzerindeki DOA logosunu ve barkodu tarayarak, ürünün sisteme kayıtlı olup olmadığını milisaniyeler içinde kontrol ediyor. Sistem, şu anda Türkiye'deki 81 ilde toplam 12 bin 500 noktada aktif olarak hizmet veriyor. Bakanlık, 2026 yılı sonuna kadar bu sayıyı 25 bine çıkarmayı hedefliyor. Makineler, günde ortalama 500 ila 1000 adet ambalaj işleyebiliyor ve tam kapasiteye ulaştığında otomatik olarak bakım ekibine sinyal gönderiyor.

Vatandaşlar için süreç oldukça basit: iade makinesine şişeyi at, ister nakitini al, ister market fişine yükle. Ancak sokak toplayıcıları için durum biraz daha karmaşık. Birçok toplayıcı, günde yüzlerce şişeyi tek tek makineye atmak zorunda kalıyor. Bu da zaman kaybına yol açıyor. Bakanlık, bu sorunu çözmek için pilot bölgelerde toplu iade üniteleri kurmaya başladı. Bu üniteler, bir seferde 50 adede kadar şişeyi kabul edebiliyor ve toplayıcılara özel hızlı işlem avantajı sunuyor.

Sistemin ekonomik ve çevresel boyutları

DOA'nın çevresel etkileri şimdiden gözle görülür düzeyde. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın Temmuz 2026 verilerine göre, sistemin devreye girmesiyle birlikte Türkiye genelinde sokaklara atılan pet şişe ve cam ambalaj miktarı %35 azaldı. Özellikle sahil bölgelerinde ve piknik alanlarında gözle görülür bir temizlik farkı oluştu. Antalya'nın Konyaaltı Plajı'nda görev yapan temizlik personeli Murat Bey, 'Eskiden günde 50 torba çöp toplardık, yarısı pet şişeydi. Şimdi o şişeleri vatandaş toplayıp makineye götürüyor. Plajlarımız çok daha temiz' diyor.

Ekonomik boyutta ise sistemin yıllık 25 milyar liralık bir döngüsel ekonomi hacmi yaratması bekleniyor. Bu rakam, sadece depozito bedellerini değil, aynı zamanda lojistik, makine bakımı, yazılım hizmetleri ve yeni istihdam alanlarını da kapsıyor. Sistem kapsamında şu ana kadar 3 bin 500 kişiye doğrudan istihdam sağlandı. Ayrıca, toplanan ambalajların geri dönüşümüyle Türkiye'nin yıllık 500 milyon dolarlık ham madde ithalatının önüne geçilmesi hedefleniyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı, sistemin ilk 6 aylık performansının beklentilerin üzerinde olduğunu ve 2027 yılı için daha iddialı hedefler belirleneceğini açıkladı.

Uluslararası kıyaslamalara bakıldığında, Türkiye'nin DOA modeli Almanya ve Norveç gibi ülkelerin depozito sistemlerinden esinlenmiş olsa da, sokak toplayıcılarını sisteme entegre etme yaklaşımıyla özgün bir nitelik taşıyor. Dünya Bankası'nın Eylül 2026'da yayınladığı bir raporda, Türkiye'nin bu modelinin 'gelişmekte olan ülkeler için kapsayıcı atık yönetimi konusunda bir örnek teşkil ettiği' vurgulandı. Raporda ayrıca, sistemin kayıt dışı çalışan toplayıcıların sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması için de bir fırsat penceresi sunduğu belirtildi.

2027 ve sonrası için hedefler

Bakanlık yetkilileri, 2027 yılında DOA kapsamının genişletilerek deterjan ve şampuan gibi ev kimyasalları ambalajlarını da içerecek şekilde büyütüleceğini ifade ediyor. Ayrıca, depozito bedelinin enflasyon karşısında erimemesi için dinamik fiyatlandırma modeli üzerinde çalışılıyor. Bu modelle, depozito bedeli yılda bir kez TÜFE oranında otomatik olarak güncellenecek. Sokak toplayıcıları için ise 'Yeşil Pasaport' adı verilen bir kimlik sistemi planlanıyor. Bu sistemle, toplayıcıların sosyal güvenlik primleri devlet tarafından karşılanacak ve sağlık hizmetlerine erişimleri kolaylaştırılacak.

Toplayıcıların gözünden yeni Türkiye

İzmir'in Konak ilçesinde 22 yıldır atık toplayan Kemal Usta, DOA sonrası yaşadığı değişimi duygusal bir dille anlatıyor: 'Yıllarca insanlar bize çöpçü gözüyle baktı. Şimdi markete gittiğimde, 'Kemal Abi, bugün kaç şişe getirdin?' diye soruyorlar. İnsan yerine konmak, saygı görmek... Paranın ötesinde bir değer bu.' Kemal Usta'nın sözleri, sistemin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal statü ve onur boyutunda da bir dönüşüm yarattığını ortaya koyuyor.

Sistem, toplayıcılar arasında dayanışma ağlarını da güçlendirmiş durumda. Artık birçok toplayıcı, şişeleri bireysel olarak değil, kooperatifler aracılığıyla toplu halde iade makinelerine veriyor. İstanbul'da kurulan Marmara Atık Toplayıcıları Kooperatifi, 500'den fazla üyesiyle günde ortalama 25 bin şişeyi sisteme kazandırıyor. Kooperatif Başkanı Serkan Yıldız, 'Birlikten kuvvet doğdu. Artık pazarlık gücümüz var, aracıları aradan çıkardık. Kazancımızın tamamı cebimize kalıyor' diyerek örgütlenmenin önemine dikkat çekiyor.

Ancak her şey tozpembe değil. Özellikle büyük şehirlerin varoşlarında, DOA makinelerine erişimde hâlâ ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Makinelerin büyük bölümü merkezi noktalarda ve zincir marketlerde konumlandırılmış durumda. Kenar mahallelerde yaşayan toplayıcılar, şişeleri taşımak için uzun mesafeler kat etmek zorunda kalıyor. Bu da zaman ve yol maliyetini artırıyor. Bakanlık, bu sorunu çözmek için mobil iade araçları projesini test etmeye başladı. Haftanın belirli günlerinde mahallelere giden bu araçlar, toplayıcılardan şişeleri yerinde teslim alıyor.

Vatandaşın sisteme bakışı ve katılım oranları

Yapılan kamuoyu araştırmaları, vatandaşların DOA'ya desteğinin %78 gibi yüksek bir oranda olduğunu gösteriyor. Özellikle gençler ve çevre bilinci yüksek kesimler, sistemi 'Türkiye'nin yeşil dönüşümü' olarak nitelendiriyor. Ancak bazı vatandaşlar, depozito bedelinin ürün fiyatlarına yansıtılmasından şikayetçi. Bir su şişesinin fiyatı DOA ile birlikte 1 lira arttı. Bu durum, dar gelirli ailelerde tepkiye yol açsa da, iadeyle paranın geri alınabiliyor olması eleştirileri bir nebze hafifletiyor.

Uzman görüşleri ve sektör analizleri

ODTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü'nden Prof. Dr. Mehmet Ali Yıldırım, DOA'yı 'gecikmiş ama doğru bir adım' olarak değerlendiriyor. Yıldırım, 'Türkiye, yılda yaklaşık 15 milyon ton evsel atık üretiyor. Bunun %12'si geri dönüştürülebilir ambalajlardan oluşuyor. DOA öncesinde bu ambalajların ancak %20'si geri dönüşüme kazandırılabiliyordu. Sistemle birlikte bu oranın %70'lere çıkmasını bekliyoruz. Bu, çevresel sürdürülebilirlik açısından devrim niteliğinde bir sıçrama' ifadelerini kullanıyor.

Ekonomist Dr. Zeynep Arslan ise sistemin makroekonomik etkilerine dikkat çekiyor: 'DOA, cari açığın azaltılmasına doğrudan katkı sağlayacak bir mekanizma. Türkiye, pet şişe üretimi için gerekli olan PET hammaddesinin büyük bölümünü ithal ediyor. Geri dönüşüm oranının artması, ithalat faturasını düşürecek. Ayrıca, sistemin yarattığı istihdam ve gelir artışı, tabana yayılan bir ekonomik canlanma yaratıyor. Bu, tam da Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu türden kapsayıcı bir büyüme modeli.'

Ancak bazı eleştirmenler, sistemin büyük market zincirleri ve teknoloji firmaları lehine bir tekelleşme yarattığını öne sürüyor. İade makinelerinin işletmesi ve bakımı, büyük ölçüde birkaç özel şirketin elinde. Bu şirketler, toplanan verileri ve işlem hacmini kontrol ediyor. Rekabet Kurumu'nun bu durumu yakından takip ettiği ve 2027'nin ilk çeyreğinde sektöre yönelik bir inceleme raporu yayınlayacağı belirtiliyor.

Kayıt dışı ekonomiden formel yapıya geçiş süreci

DOA'nın en önemli yan etkilerinden biri, sokak toplayıcılığının kayıt altına alınması sürecini hızlandırması oldu. Bakanlık, sisteme kayıtlı toplayıcı sayısının 2026 sonu itibarıyla 150 bini aştığını açıkladı. Kayıt olan toplayıcılara özel DOA kartları veriliyor ve bu kartlarla iade makinelerinden %5 ekstra bonus kazanabiliyorlar. Ayrıca, kayıtlı toplayıcıların SGK primlerinin %50'si devlet tarafından karşılanıyor. Bu teşvikler, daha önce tamamen kayıt dışı olan sektörü yavaş yavaş formel ekonomiye çekiyor.

Sonuç olarak, DOA Sistemi yalnızca bir atık yönetimi projesi değil, aynı zamanda Türkiye'nin sosyal dokusunu dönüştüren kapsamlı bir reform olarak öne çıkıyor. Sokak toplayıcıları için daha yüksek gelir, daha fazla saygınlık ve sosyal güvenceye erişim anlamına gelen sistem; çevre için daha temiz sokaklar, ekonomi için ise daha verimli bir kaynak kullanımı vaat ediyor. 2026 yılının bu son çeyreğinde, DOA'nın uzun vadeli etkileri merakla izlenmeye devam ediyor.

⚙️ Bu içerik yapay zeka asistanı tarafından hazırlanmış ve Mefico News editörü tarafından denetlenmiştir.