Batı Şeria'nın kadim kenti Beytüllahim'de bir döviz bürosunda çalışan memur, önündeki İsrail Şekeli yığınlarını sayarken derin bir nefes alıyor. 2026 yılının bu sıcak Temmuz gününde, kasalar ağzına kadar banknotlarla dolu olmasına rağmen işletmeler nefes alamıyor. Sebep ise ekonomik mantığa taban tabana zıt bir paradoks: Sistemde o kadar çok nakit var ki, bu bolluk ekonomiyi felç ediyor.
Nakit Bolluğu ve Bankacılık Sisteminin Çöküşü
İsrail işgali altındaki Batı Şeria'da yaşanan ekonomik kriz, alışılagelmiş enflasyon veya durgunluk senaryolarından çok farklı bir tablo çiziyor. 2026 yılı itibarıyla bölgedeki Filistin bankaları ile İsrail bankaları arasındaki muhabirlik ilişkileri neredeyse tamamen kopmuş durumda. Bu kopuş, Filistin Otoritesi'nin kontrolündeki bölgelerde faaliyet gösteren bankaların, İsrail Şekeli cinsinden fazla likiditeyi İsrail Merkez Bankası'na veya küresel finans sistemine aktaramaması anlamına geliyor.
Sonuç olarak, Batı Şeria sokaklarında ve işletme kasalarında milyarlarca Şekel kontrolsüz bir şekilde dolaşıyor. Bankalar, kasalarında biriken bu devasa nakdi yönetemez hale geldikleri için yeni mevduat kabul etmeyi reddediyor veya mevduat sahiplerinden para yatırmak için komisyon talep ediyor. Bu durum, özellikle Ramallah ve Nablus gibi ticaret merkezlerinde, işletmelerin günlük cirolarını güvenli bir şekilde saklayamamasına ve çalışan maaşlarını ödeyememesine yol açıyor.
İsrail Bankalarının Filistin Bankalarından Kopuşunun Perde Arkası
Bu krizin kökleri, İsrail hükümetinin ve İsrail bankalarının, kara para aklama ve terör finansmanı risklerini gerekçe göstererek Filistin bankalarıyla olan muhabirlik anlaşmalarını yenilemekte isteksiz davranmasına dayanıyor. 2025 yılında ABD'nin arabuluculuğunda geçici olarak uzatılan anlaşmalar, 2026'nın ilk çeyreğinde İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in sert tutumu nedeniyle tıkandı. Smotrich, Filistin Otoritesi'nin uluslararası mahkemelerde İsrail'e karşı yürüttüğü davaları ve Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetini gerekçe göstererek bankacılık koridorlarını açmayı ulusal güvenlik meselesi haline getirdi.
Döviz Büroları: Batı Şeria'nın Yeni Finans Merkezi
Bankacılık sisteminin felç olmasıyla birlikte, döviz büroları ve sarraflar bölgenin en kritik finansal aktörleri haline geldi. Beytüllahim ve El Halil'deki döviz büroları, artık sadece döviz bozdurmakla kalmıyor; aynı zamanda büyük ölçekli para transferleri, çek tahsilatı ve hatta gayrimenkul işlemleri için bir tür gayri resmi takas odası görevi görüyor. Ancak bu kurumlar da kapasitelerinin çok üzerinde bir nakit akışıyla başa çıkmakta zorlanıyor.
Bir döviz bürosu sahibi, kasasında tuttuğu nakit miktarının sigorta limitlerinin ve güvenlik protokollerinin çok ötesine geçtiğini, bu durumun ciddi bir hırsızlık ve gasp riski yarattığını belirtiyor. İsrail Şekeli'nin fiziksel olarak bu kadar bol olduğu bir ortamda, paranın değeri de paradoksal bir şekilde düşüyor; çünkü bu nakit ekonomiye kredi olarak geri döndürülemiyor. İşletmeler, bankaların aracılık edemediği bir sistemde, yatırım yapmak için gereken kredilere erişemiyor ve bu durum ekonomik aktiviteyi yavaşlatıyor.
Güvensiz Ortamda Nakit Taşımak Büyük Risk
Batı Şeria'da 2026 yılında artan İsrail askeri baskınları ve yerleşimci saldırıları, fiziksel nakit taşımacılığını ölümcül bir kumar haline getirdi. İş adamları, büyük meblağları bir şehirden diğerine taşımak için zırhlı araçlar yerine genellikle sivil araçlar ve kuryeler kullanmak zorunda kalıyor. Bu durum, sadece ekonomik kayıplara değil, aynı zamanda can kayıplarına da yol açan soygun ve çatışma vakalarının artmasına neden oluyor. Filistin Otoritesi'nin güvenlik güçleri, İsrail ordusunun kısıtlamaları nedeniyle bu nakit akışını korumakta yetersiz kalıyor.
İşgal Altında Bir Ekonominin Anatomisi: Dijital Çöküş ve Nakit Bağımlılığı
Batı Şeria ekonomisi, tarihsel olarak İsrail ekonomisine entegre olmuş ve İsrail Şekeli'ni ana para birimi olarak kullanmıştır. 2026 itibarıyla bu asimetrik bağımlılık, ekonominin en zayıf halkası haline geldi. İsrail, Filistin Otoritesi adına topladığı vergi gelirlerini (takas gelirleri) zaman zaman bloke ederken, diğer yandan bankacılık bağlarını kopararak Filistin ekonomisini bir nakit adasına dönüştürdü. Dijital ödeme sistemleri ve kredi kartı ağları, İsrail'deki işlem merkezlerine bağımlı olduğu için sık sık kesintiye uğruyor ve halkı tamamen banknot kullanmaya itiyor.
Bu zorunlu nakde dönüş, vergi toplamayı da imkansız hale getiriyor. Filistin Otoritesi, kayıt dışı ekonominin devasa boyutlara ulaşması nedeniyle maaşları ödemekte zorlanıyor. Kamu çalışanları aylardır eksik maaş alırken, özel sektörde işten çıkarmalar hızlanıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), 2026 yılı başında yayınladığı bir raporda, Batı Şeria'daki bankacılık krizinin çözülmemesi halinde Filistin Otoritesi'nin mali çöküşünün kaçınılmaz olduğu uyarısında bulunmuştu.
İsrail Şekeli'nin Filistin Ekonomisindeki İkilemli Rolü
İsrail Şekeli, Batı Şeria'da hem bir can simidi hem de bir kontrol aracı olarak işlev görüyor. Filistinliler, kendi para birimlerine sahip olmadıkları için Şekel'e mahkumlar, ancak bu para birimini basan ve dağıtan otorite olan İsrail, bu bağımlılığı siyasi bir silah olarak kullanıyor. Fazla nakit, aslında İsrail ekonomisine geri dönmesi gereken bir likidite havuzu. Ancak bankacılık kanalları tıkalı olduğu için bu para Batı Şeria'da sıkışıp kalıyor ve İsrail'in para politikası üzerinde de beklenmedik etkiler yaratıyor; piyasadaki Şekel miktarının tam olarak ölçülememesi, İsrail Merkez Bankası'nın faiz kararlarını karmaşıklaştırıyor.
Uluslararası Toplumun Batı Şeria Krizine Tepkisi ve Çözüm Arayışları
Avrupa Birliği ve ABD, 2026 yılının ortalarında İsrail hükümetine bankacılık koridorlarını açması için diplomatik baskıyı artırdı. ABD Hazine Bakanı, İsrailli mevkidaşına gönderdiği mektupta, Filistin bankalarının küresel finans sisteminden kopmasının sadece Batı Şeria'yı değil, İsrail'in kendi finansal itibarını da zedeleyeceğini vurguladı. Ancak İsrail'deki aşırı sağcı koalisyon ortakları, Filistin Otoritesi'ne verilecek herhangi bir tavizi 'teröre ödül' olarak nitelendirerek karşı çıkıyor.
Dünya Bankası ve IMF, Filistin Otoritesi'ne dijital para birimi (CBDC) veya mobil para sistemleri gibi alternatif çözümler öneriyor. Ancak bu öneriler, İsrail'in bölgedeki elektromanyetik spektrum ve telekomünikasyon altyapısı üzerindeki kontrolü nedeniyle uygulanabilir değil. Batı Şeria'da 3G ve 4G altyapısı bile İsrail'in iznine tabi olduğu için, kapsamlı bir dijital finansal dönüşüm teknik olarak mümkün görünmüyor. 2026'nın ikinci yarısına girilirken, bölgedeki nakit krizi derinleşerek devam ediyor ve çözüm için siyasi bir atılım gerekiyor.
Geleceğe Dair Senaryolar ve Bölgesel Etkiler
Uzmanlar, mevcut durumun sürdürülemez olduğu konusunda hemfikir. Eğer bankacılık krizi 2026 sonuna kadar çözülmezse, Batı Şeria'da Ürdün Dinarı veya ABD Doları gibi alternatif para birimlerine kitlesel bir geçiş yaşanabilir. Bu senaryo, İsrail Şekeli'nin bölgedeki hakimiyetini sona erdirirken, Filistin ekonomisini daha da parçalayabilir. Diğer yandan, nakit bolluğunun yarattığı güvenlik riskleri ve ekonomik darboğaz, Batı Şeria'da toplumsal huzursuzluğu tetikleyebilecek bir barut fıçısına dönüşmüş durumda. Beytüllahim'deki döviz bürosunda sayılan her bir banknot, aslında işgal altındaki bir ekonominin çöküşünün sessiz bir tanığı.
