Bangladeş'in güneydoğusunda haftalardır süren şiddetli muson yağmurları, 11 Temmuz 2026 itibarıyla büyük bir insani krize dönüştü. Yetkililer, sel ve toprak kaymaları nedeniyle en az 44 kişinin yaşamını yitirdiğini, 1 milyondan fazla insanın ise çatılarda ve yüksek arazilerde mahsur kaldığını açıkladı. Chittagong ve Cox's Bazar gibi yoğun nüfuslu bölgelerde yaşayanlar, yükselen sular karşısında çaresizce yardım bekliyor. Ülkenin afet yönetim sistemi, 2025 yılındaki benzer felaketlerden ders çıkarmış olsa da, bu yılki yağışların şiddeti tüm hazırlıkları aştı.
Bangladeş Ordu Sözcüsü, kurtarma operasyonlarına binlerce askerin katıldığını, ancak kopan yollar ve haberleşme kesintileri nedeniyle en kötü etkilenen kırsal bölgelere ulaşmanın neredeyse imkansız hale geldiğini belirtti. Özellikle Chittagong Tepeleri'ndeki heyelanlar, onlarca köyü tamamen haritadan sildi. Yetkililer, ölü sayısının önümüzdeki günlerde artmasından endişe ediyor çünkü birçok bölgeden henüz haber alınamıyor. Hindistan sınırından gelen nehir taşkınları da durumu daha da kötüleştiriyor.
Felaketin Merkezindeki Bölgeler ve İlk Belirlemeler
Chittagong bölgesi, Bangladeş'in ikinci büyük kenti ve en önemli liman şehri olması nedeniyle ülke ekonomisi için hayati önem taşıyor. Şehrin altyapısı, 2026 muson sezonunda kaydedilen rekor yağışlar karşısında çöktü. Meteoroloji Dairesi, sadece son 72 saatte bölgeye 300 milimetreden fazla yağmur düştüğünü, bunun son 60 yılın en yüksek Temmuz yağışı olduğunu rapor etti. Chittagong'un alçak kesimlerinde su seviyesi yer yer 2 metreyi aşarken, binlerce ev sular altında kaldı.
Cox's Bazar ise ayrı bir trajediye sahne oluyor. Dünyanın en büyük mülteci kampına ev sahipliği yapan bu kıyı kenti, yaklaşık bir milyon Arakanlı Müslüman mülteciyi barındırıyor. Geçici barınaklarda yaşayan mülteciler, sel ve toprak kaymalarına karşı son derece savunmasız durumda. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), kamplarda şimdiden en az 12 ölüm olduğunu ve 50 binden fazla kişinin yerinden olduğunu duyurdu. 2025'teki muson felaketinde de benzer kayıplar yaşanmıştı, ancak 2026'daki durum çok daha vahim görünüyor.
Altyapı Çöküşü ve Kurtarma Zorlukları
Bangladeş'teki felaketin boyutunu artıran en önemli faktör, zaten kırılgan olan altyapının tamamen işlevsiz hale gelmesi oldu. Chittagong ile başkent Dakka'yı bağlayan ana karayolu üzerindeki üç köprü yıkıldı. Demiryolu hatları sular altında kaldı. Elektrik ve internet kesintileri, kurtarma ekiplerinin koordinasyonunu ciddi şekilde aksatıyor. Bangladeş hükümeti, Hindistan ve Çin'den acil yardım talebinde bulundu. Hindistan Hava Kuvvetleri'ne ait helikopterler, yiyecek ve ilaç paketlerini havadan ulaştırmaya başladı bile.
İklim Krizi ve Bangladeş'in Değişen Kaderi
2026 yılı, Bangladeş için iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerinin artık inkâr edilemez bir gerçeklik haline geldiği bir dönüm noktası oldu. Dünya Bankası'nın 2025 sonunda yayımladığı bir rapor, ülkenin 2050 yılına kadar topraklarının yüzde 17'sini deniz seviyesindeki yükselme nedeniyle kaybedebileceğini öngörmüştü. Ancak 2026 muson felaketi, bu senaryonun beklenenden çok daha hızlı gerçekleşebileceğini gösteriyor. Himalayalar'daki buzul erimeleri ve Bengal Körfezi'ndeki deniz yüzeyi sıcaklıklarının rekor seviyelere ulaşması, muson yağmurlarının şiddetini ve sıklığını artırıyor.
Bangladeş Başbakanı Şeyh Hasina, ulusa sesleniş konuşmasında uluslararası topluma çağrıda bulunarak, "Biz küresel karbon emisyonlarının yüzde 0.5'inden azını üretiyoruz, ancak iklim krizinin en ağır bedelini ödüyoruz" dedi. Gerçekten de 170 milyonluk nüfusuyla dünyanın en yoğun nüfuslu ülkelerinden biri olan Bangladeş, coğrafi konumu nedeniyle iklim değişikliğine karşı en savunmasız ülkeler arasında yer alıyor. 2026'daki bu felaket, Kasım ayında Mısır'da yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP32) öncesinde gelişmekte olan ülkelerin kayıp ve zarar fonu taleplerini daha da güçlendirecek.
Ekonomik Kayıplar ve Yeniden İnşa Maliyeti
İlk tahminlere göre, sel felaketinin Bangladeş ekonomisine maliyeti 2 milyar doları bulabilir. Chittagong Limanı'ndaki operasyonların durması, ülkenin hazır giyim ihracatını sekteye uğrattı. Bangladeş, dünyanın en büyük ikinci hazır giyim ihracatçısı konumunda ve sektördeki aksamalar, H&M ve Zara gibi küresel markaların tedarik zincirlerini de etkileyebilir. Tarım arazilerinin sular altında kalması ise gıda güvenliği konusunda ciddi endişelere yol açıyor. Pirinç tarlalarının büyük bölümü yok olurken, Bangladeş hükümeti acil gıda ithalatı için Dünya Gıda Programı ile görüşmelere başladı.
Türkiye'den ve Dünyadan Yardım Seferberliği
Uluslararası yardım kuruluşları hızla harekete geçti. Türk Kızılayı, AFAD koordinasyonunda bölgeye bir insani yardım ekibi gönderdi. Türkiye'nin Dakka Büyükelçisi, şu ana kadar 500 bin dolarlık acil yardım paketinin hazırlandığını, bunun battaniye, gıda kolisi ve su arıtma cihazlarından oluştuğunu açıkladı. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) da Cox's Bazar'daki mülteci kamplarında saha çalışmalarına başladı. Türkiye, Arakanlı mültecilere yönelik yardımlarıyla zaten bölgede tanınan bir aktör ve bu son felaket, Türkiye-Bangladeş ilişkilerinde insani diplomasi boyutunu bir kez daha öne çıkardı.
Avrupa Birliği, 10 milyon euroluk acil yardım fonu ayırdığını duyurdu. ABD ise Pasifik Komutanlığı'na bağlı askeri helikopterleri kurtarma operasyonlarına tahsis etti. Ancak yardım kuruluşları, asıl ihtiyacın uzun vadeli yeniden inşa ve iklim adaptasyonu projeleri olduğunu vurguluyor. 2025'teki sellerden sonra inşa edilen geçici barınakların büyük kısmı bu yılki felakete dayanamadı. Uzmanlar, Bangladeş'in artık her muson sezonunda benzer felaketlerle karşılaşacağını ve kalıcı çözümler üretilmesi gerektiğini belirtiyor. Yüzen okullar, yükseltilmiş yollar ve amfibi evler gibi yenilikçi mimari çözümler, 2026 sonrası dönemde Bangladeş'in gündeminde üst sıralara çıkacak gibi görünüyor.
Sivil Toplumun Rolü ve Gönüllü Seferberliği
Bangladeş'teki sivil toplum kuruluşları, devletin ulaşamadığı bölgelerde hayati bir rol üstleniyor. Dakka ve Chittagong'daki üniversite öğrencileri, sosyal medya üzerinden örgütlenerek binlerce gönüllüyü kurtarma çalışmalarına yönlendirdi. Yerel STK'lar, özellikle kadınlar ve çocuklar için güvenli alanlar oluşturmaya çalışıyor. Ancak seller, temiz su kaynaklarını da kirlettiği için kolera ve tifo gibi su kaynaklı hastalıkların yayılma riski her geçen saat artıyor. Dünya Sağlık Örgütü, bölgeye acil tıbbi malzeme ve su arıtma tabletleri sevkiyatına başladı. 2026 muson felaketi, Bangladeş'in yalnızca bir hava durumu olayıyla değil, aynı zamanda bir halk sağlığı kriziyle de karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
