Akışa DönHaberler

Bangladeş BM'de Rohingya krizi ve barış gücünde kadın liderliği için çağrı yaptı

Bangladeş, Birleşmiş Milletler kürsüsünden Rohingya krizinin çözümü ve barış gücü operasyonlarında kadın liderliğinin güçlendirilmesi için uluslararası topluma…

7 dk okuma0 görüntüleme0 beğeniMefico News Editörü·
Aa
Bangladeş BM'de Rohingya krizi ve barış gücünde kadın liderliği için çağrı yaptı

Dünya savaş, çatışma ve iklim felaketlerinin tetiklediği benzeri görülmemiş krizlerle boğuşurken, Güney Asya ülkesi Bangladeş Birleşmiş Milletler (BM) kürsüsünden yükselen tonda bir çağrı yaptı. Bangladeş, hem kendi sınırları içinde altıncı yılına giren Rohingya insani krizinin çözümü hem de dünya genelindeki barış gücü operasyonlarında kadın liderliğinin artırılması için uluslararası toplumu somut adımlar atmaya davet etti.

Bangladeş'in BM Daimi Temsilcisi, New York'taki genel kurul toplantısında yaptığı konuşmada, Myanmar'ın Rakhine eyaletinden kaçarak Bangladeş'e sığınan 1,2 milyondan fazla Rohingya Müslümanının durumuna dikkat çekti. Temsilci, bu kitlesel göçün yarattığı sosyo-ekonomik yükün artık sürdürülemez bir noktaya ulaştığını ve uluslararası toplumun sorumluluk paylaşımı mekanizmalarını hızla devreye sokması gerektiğini vurguladı. Özellikle Cox's Bazar bölgesinde yer alan dünyanın en büyük mülteci kampında yaşam koşullarının her geçen gün kötüleştiğine, gıda güvenliği ve eğitim imkanlarının ciddi tehdit altında olduğuna işaret etti.

Bangladeş hükümeti, Rohingya krizinin yalnızca bir insani yardım meselesi olmadığını, aynı zamanda bölgesel güvenlik ve istikrar için de ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtiyor. Uzun süreli belirsizlik ortamının radikalleşme, insan kaçakçılığı ve uyuşturucu ticareti gibi sınır ötesi suçları beslediğine dikkat çeken Bangladeşli diplomatlar, Myanmar'daki siyasi çözüm sürecinin canlandırılmasının ve Rohingyaların gönüllü, güvenli ve onurlu bir şekilde geri dönüşlerinin sağlanmasının öncelikli hedef olduğunu kaydetti.

Rohingya Krizinin Gölgesinde Bir Ulus: Bangladeş'in Taşıdığı Ağır Yük

Bangladeş, 2017 yılının Ağustos ayında Myanmar ordusunun Rakhine eyaletinde başlattığı ve Birleşmiş Milletler tarafından 'etnik temizlik' olarak nitelendirilen operasyonların ardından tarihin en hızlı ve en yoğun mülteci akınlarından birine maruz kaldı. Sadece birkaç ay içinde 700 binden fazla Rohingya, Bangladeş'in güneydoğusundaki Cox's Bazar bölgesine sığındı. Bugün gelinen noktada, kamplarda doğan çocuklarla birlikte bu sayı 1,2 milyonu aşmış durumda ve bu nüfus, dünyanın en yoğun mülteci yerleşim alanını oluşturuyor.

Bu devasa insani kriz, kişi başına düşen milli geliri oldukça düşük olan Bangladeş ekonomisi üzerinde tarifsiz bir baskı yaratıyor. Hükümet verilerine göre, Rohingyaların barınma, sağlık, eğitim ve güvenlik ihtiyaçları için yıllık harcama 1,2 milyar doları buluyor. Ancak uluslararası donörlerden gelen yardım miktarı her yıl azalıyor; Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin (UNHCR) ortak müdahale planı 2025 yılında sadece yüzde 60 oranında fonlanabildi. Bu finansman açığı, kamplardaki gıda tayınlarının kesilmesine, sağlık hizmetlerinin aksamasına ve çocukların eğitime erişiminin kısıtlanmasına yol açıyor.

Uluslararası Toplumun Sorumluluk Krizi ve Myanmar'daki Siyasi Çıkmaz

Bangladeş'in BM'deki çağrısının merkezinde, uluslararası toplumun bu krize karşı geliştirdiği 'yorgunluk' ve Myanmar'daki siyasi tıkanıklık yer alıyor. Şubat 2021'deki askeri darbenin ardından Myanmar'da derinleşen iç savaş, Rohingyaların geri dönüş umutlarını neredeyse tamamen ortadan kaldırdı. Bangladeşli yetkililer, ASEAN'ın (Güneydoğu Asya Uluslar Birliği) beş maddelik uzlaşı planının uygulanamamasını ve BM Güvenlik Konseyi'nin somut bir yaptırım mekanizması geliştirememesini ciddi bir diplomasi başarısızlığı olarak değerlendiriyor.

Dhaka yönetimi, Rohingya krizinin artık bir 'Bangladeş sorunu' olarak görülmesine şiddetle karşı çıkıyor. BM Genel Kurulu'nda yapılan konuşmada, bu krizin kökeninde Myanmar'daki yapısal ayrımcılık ve vatandaşlık hakları ihlalleri olduğu vurgulanırken, kalıcı çözümün Rohingyalara tam vatandaşlık hakkı tanınması ve Rakhine eyaletinde güvenli bir yaşam ortamının tesis edilmesinden geçtiği belirtildi. Aksi takdirde, Bangladeş'in taşıdığı bu ağır yükün tüm Güney Asya'yı istikrarsızlaştırabilecek bir domino etkisi yaratmasından endişe ediliyor.

Barış Gücünde Kadın Liderliği: BM İçin Yeni Bir Paradigma Arayışı

Bangladeş'in BM kürsüsünde gündeme getirdiği ikinci kritik başlık ise barış gücü operasyonlarında kadın liderliği oldu. Bangladeş, halihazırda dünyanın en büyük barış gücü asker katkısı sağlayan ülkelerinden biri olarak, bu alandaki dönüşümün öncüsü olmayı hedefliyor. BM misyonlarında görev yapan Bangladeşli kadın polis ve askerlerin sayısı son beş yılda yüzde 40 artmasına rağmen, karar verici pozisyonlardaki kadın temsili hala kritik eşiğin altında seyrediyor.

Bangladeşli diplomatlar, kadın barış gücü askerlerinin özellikle çatışma bölgelerindeki sivil halkla iletişimde, cinsel şiddet mağdurlarına destek sağlamada ve istihbarat toplama süreçlerinde erkek meslektaşlarına kıyasla çok daha etkili olduğunu vurguluyor. Sahadan gelen veriler, kadın barış gücü personelinin bulunduğu bölgelerde toplum temelli erken uyarı sistemlerinin daha hızlı kurulduğunu ve yerel kadınların barış süreçlerine katılımının arttığını gösteriyor. Bu nedenle Bangladeş, BM Sekreterliği'ne ve üye devletlere, kadınların albay ve general gibi üst düzey komuta kademelerine atanması için özel bir kota sistemi getirilmesini teklif etti.

Bangladeş'in Öncü Rolü ve Sahadaki Somut Başarı Hikayeleri

Bangladeş'in bu çağrısı, ülkenin kendi barış gücü tarihindeki somut başarılarla destekleniyor. Özellikle Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Güney Sudan'daki BM misyonlarında görev yapan Bangladeşli kadın birlikler, yerel halkla kurdukları güçlü bağlar sayesinde silahlı grupların silah bırakma müzakerelerinde kritik roller üstlendi. Bangladeş hükümeti, 2026 yılı sonuna kadar BM misyonlarındaki kadın asker oranını yüzde 25'e çıkarmayı ve en az iki misyonda kadın komutan görevlendirilmesini sağlamayı taahhüt etti.

BM Barış Gücü Operasyonları Dairesi'nin istatistiklerine göre, şu anda dünya genelinde 12 farklı misyonda görev yapan yaklaşık 70 bin barış gücü askerinin sadece yüzde 8'i kadın. Üst düzey komuta pozisyonlarında ise bu oran yüzde 3'ün altında kalıyor. Bangladeş'in önerdiği reform paketi, bu tabloyu tersine çevirmek için cinsiyet eşitliği eğitimlerinin zorunlu hale getirilmesini, kadın askerler için özel lojistik destek birimlerinin kurulmasını ve BM Genel Sekreterliği bünyesinde bir 'Kadın Barış Gücü Koordinatörlüğü' oluşturulmasını içeriyor.

Dakka Diplomasisi ve Jeopolitik Dengeler: Bangladeş'in Stratejik Vizyonu

Bangladeş'in BM'deki bu çıkışı, ülkenin son yıllarda izlediği çok boyutlu dış politikanın bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Başbakan Şeyh Hasina liderliğindeki hükümet, bir yandan Rohingya krizinde Batılı ülkelerin ve İslam İşbirliği Teşkilatı'nın desteğini ararken, diğer yandan barış gücü operasyonlarındaki aktif rolüyle küresel güvenlik mimarisinde vazgeçilmez bir aktör olarak konumlanmayı amaçlıyor. Bu strateji, Bangladeş'in 2026-2027 dönemi için BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine adaylığını da güçlendiren bir faktör olarak görülüyor.

Analistler, Bangladeş'in bu diplomatik hamlelerinin özellikle Çin ve Hindistan gibi bölgesel güçlerle olan ilişkilerinde de yeni bir denge unsuru yarattığını belirtiyor. Rohingya krizi bağlamında Myanmar üzerinde nüfuz sahibi olan Çin'in daha aktif bir arabuluculuk rolü üstlenmesi beklenirken, Hindistan'ın da Bangladeş'teki mülteci yükünün hafifletilmesi için ekonomik işbirliği kanallarını açık tutması gerektiği ifade ediliyor. Dakka yönetimi, tüm bu karmaşık denklem içinde insani diplomasiyi ve çok taraflılığı ön planda tutarak, küçük bir ülkenin büyük küresel meselelerde nasıl etkili olabileceğinin somut bir örneğini sergiliyor.

Bangladeş'in BM çağrısı, önümüzdeki aylarda yapılacak uluslararası donör konferansları ve ASEAN toplantılarında test edilecek. Rohingya krizi için kalıcı bir yol haritası oluşturulamaması ve barış gücünde cinsiyet eşitliğinin sağlanamaması halinde, hem insani trajedinin derinleşmesi hem de BM'nin barışı koruma misyonunun etkinliğinin sorgulanması riski büyüyor. Bangladeş'in kürsüden yaptığı bu güçlü çıkış, uluslararası toplumun vicdanına yapılmış tarihi bir dokunuş olarak kayıtlara geçti.