ANKARA — Avrupa kıtasını etkisi altına alan ve termometrelerin 40 derecenin üzerine çıkmasına neden olan aşırı sıcak hava dalgaları, Türkiye'nin iklimlendirme sektöründe adeta bir talep patlaması yarattı. İklimlendirme Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (İSKİD) Yönetim Kurulu Başkanı Tunç Korun, 2026 yılının ilk altı ayında Avrupa'dan gelen acil tedarik taleplerinin sektörü olağanüstü bir tempoya soktuğunu belirtti. Korun'a göre, özellikle İspanya, İtalya ve Yunanistan gibi Güney Avrupa ülkelerinden gelen siparişler, fabrikaların üretim kapasitelerini zorlamaya başladı.
Avrupa'nın iklim krizi Türk fabrikalarına yaradı
2026 yazı, Avrupa için son yılların en zorlu iklim koşullarını beraberinde getirdi. Dünya Meteoroloji Örgütü'nün verilerine göre, Haziran 2026'da Avrupa genelinde ortalama sıcaklıklar mevsim normallerinin 8 ila 12 derece üzerinde seyretti. Bu durum, kıtanın birçok bölgesinde klima ve soğutma sistemlerine olan talebi patlattı. Türkiye'nin coğrafi yakınlığı ve güçlü üretim altyapısı, Avrupalı distribütörler için birinci tercih sebebi haline geldi. İSKİD Başkanı Tunç Korun, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, 'Normalde sezon öncesi stoklanan ürünler, bu yıl daha sevkiyat aşamasındayken tükendi. Acil hava ve deniz yolu taşımacılığı ile günlük sevkiyatlar yapıyoruz' ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin iklimlendirme sektörü, 2025 yılını yaklaşık 6 milyar dolarlık ihracatla kapatmıştı. Ancak 2026'nın ilk yarısında sadece Avrupa pazarına yapılan satışlarda yüzde 40'ın üzerinde bir artış kaydedildi. Korun, bu ivmenin yıl sonuna kadar devam etmesi halinde sektörün toplam ihracatının 8 milyar dolar sınırına dayanabileceğini öngörüyor. Bu rakam, Türkiye'nin cari açığının kapatılmasına önemli bir katkı sağlayacak nitelikte. Özellikle Ege Bölgesi'nde yoğunlaşan üretim tesisleri, üç vardiya çalışma sistemine geçerek talebe yetişmeye çalışıyor.
Üretim tesislerinde 'olumlu kriz' mesaisi
Manisa, İzmir ve Kocaeli'nde bulunan büyük ölçekli klima fabrikaları, gelen siparişleri karşılamak için kapasitelerini maksimum seviyeye çıkardı. Sektör temsilcileri, bu durumu 'olumlu bir kriz' olarak nitelendiriyor. Ancak artan talep, beraberinde bazı tedarik zinciri sorunlarını da getiriyor. Özellikle mikroçip ve kompresör gibi kritik bileşenlerin temininde yaşanan küresel sıkıntılar, teslimat sürelerini uzatma riski taşıyor. Buna rağmen Türk mühendislerinin geliştirdiği yerli alternatifler sayesinde üretim bandının durması engelleniyor.
Lojistik ve tedarik zincirinde yeni bir dönem başlıyor
Artan talep, sadece üretimi değil, lojistik sektörünü de derinden etkiledi. Türk Hava Yolları'nın kargo bölümü ve özel hava kargo şirketleri, Avrupa'nın çeşitli kentlerine yapılan klima sevkiyatlarında rekor hacimlere ulaştı. Normal şartlarda deniz yoluyla konteynerlerle yapılan sevkiyatlar, aciliyet nedeniyle büyük ölçüde hava yoluna kaydı. Bu durum, nakliye maliyetlerini artırsa da, Avrupalı alıcıların sıcak hava dalgasına karşı acil çözüm arayışı, fiyat esnekliğini ikinci plana attı. Türkiye'nin Avrupa'ya olan fiziki yakınlığı, transit sürelerini 24 saate kadar düşürerek Çin ve Uzak Doğu'daki rakiplere karşı büyük bir avantaj sağladı.
İhracatçılar, bu süreçte dijital tedarik platformlarını daha aktif kullanmaya başladı. Anlık stok takibi ve online sipariş sistemleri sayesinde Avrupalı bayiler, Türkiye'deki depolardan doğrudan ürün çekebiliyor. İSKİD, bu dijital dönüşümün kalıcı hale gelmesi için lojistik firmalarıyla ortak bir yazılım altyapısı kurmayı planlıyor. Böylece önümüzdeki yıllarda olası yeni sıcak hava dalgalarına karşı çok daha hızlı reaksiyon verilebilecek.
Avrupalı tüketicinin değişen alışkanlıkları
Geçmiş yıllarda klima kullanımına mesafeli yaklaşan Kuzey Avrupa ülkeleri bile bu yıl portatif ve split klima alımında ciddi artışlar gösterdi. Almanya ve Hollanda gibi ülkelerde, enerji verimliliği yüksek 'inverter' teknolojisine sahip Türk malı klimalara ilgi rekor seviyede. Avrupalı tüketiciler artık klimayı bir lüks olarak değil, sağlıklı bir yaşam alanı için temel bir ihtiyaç olarak görüyor.
Türkiye ekonomisine beklenmedik iklim desteği
İklimlendirme sektöründeki bu hareketlilik, Türkiye'nin ihracat odaklı büyüme stratejisine önemli bir katkı sunuyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilileri, klima ve beyaz eşya ihracatındaki artışın, 2026 yılı ikinci çeyrek büyüme rakamlarına pozitif yansıyacağını belirtiyor. Sektörün yarattığı katma değer, sadece nihai ürün satışıyla sınırlı değil; bakır boru, alüminyum kanat ve plastik enjeksiyon gibi yan sanayi kolları da bu ivmeden ciddi pay alıyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın verilerine göre, iklimlendirme sektörünün net ihracatçı konumu, döviz rezervlerine aylık bazda yaklaşık 500 milyon dolarlık bir akış sağlıyor.
Ancak uzmanlar, bu talebin sürdürülebilirliği konusunda temkinli. İklim değişikliği nedeniyle sıcak hava dalgalarının kalıcı hale gelmesi, talebi yapısal olarak yukarı çekebilir. Fakat Avrupa Birliği'nin (AB) enerji verimliliği regülasyonları ve karbon ayak izi standartları, Türk üreticileri sürekli Ar-Ge yatırımı yapmaya zorluyor. İSKİD Başkanı Korun, 'AB Yeşil Mutabakatı'na uyum için şimdiden yeni nesil soğutucu gazlara geçiş yaptıklarını ve güneş enerjisiyle çalışan hibrit sistemlere yatırım yaptıklarını vurguladı.
Rekabet ve gelecek öngörüleri
Çin ve Güney Kore gibi rakiplerin lojistik dezavantajı, Türkiye'yi Avrupa pazarında daha da güçlendiriyor. Özellikle satış sonrası hizmetler ve yedek parça temininde Türk firmalarının hızı, marka sadakatini artırıyor. 2026 yılı itibarıyla Türkiye, Avrupa'nın en büyük ikinci klima tedarikçisi konumuna yükselmeye hazırlanıyor.
Sektörün karşılaştığı riskler ve çözüm yolları
Her şey yolunda gitse de, sektörün önünde ciddi engeller bulunuyor. Küresel tedarik zincirindeki kırılganlıklar ve artan hammadde fiyatları, kar marjlarını baskılıyor. Özellikle çip krizi, akıllı klima sistemlerinin üretiminde zaman zaman aksamalara yol açıyor. Türk mühendisler, bu sorunu aşmak için yerli kontrol kartları ve yazılım çözümleri geliştiriyor. Savunma sanayisinden transfer edilen teknoloji birikimi, sivil iklimlendirme sektöründe meyvelerini vermeye başladı. ASELSAN ve TÜBİTAK iş birliğiyle geliştirilen yerli sensörler, ithal ürünlere olan bağımlılığı azaltma potansiyeli taşıyor.
Bir diğer risk ise kalifiye iş gücü sıkıntısı. Artan üretim temposu, tekniker ve mühendis ihtiyacını had safhaya çıkardı. Meslek liseleri ve üniversitelerle yapılan protokollerle ara eleman yetiştirme programları hızlandırıldı. İSKİD, önümüzdeki beş yıl içinde sektöre 10 bin yeni istihdam sağlamayı hedefliyor. Avrupa'daki sıcak hava dalgalarının kalıcı bir iklim krizine dönüşmesi durumunda, Türk iklimlendirme sektörünün yıldızı daha da parlayacak gibi görünüyor.
