Yüksek Mahkeme'den emsal niteliğinde iptal
ABD Yüksek Mahkemesi, eski Başkan Donald Trump'ın 2018-2020 yılları arasında ulusal güvenlik gerekçesiyle uygulamaya koyduğu ithalat tarifelerini anayasaya aykırı bularak iptal etti. Mahkemenin 6-3'lük çoğunlukla aldığı bu karar, ABD Hazine Bakanlığı'nı şimdiye kadarki en büyük vergi iadesi operasyonlarından birini başlatmaya zorladı. 14 Temmuz 2026 itibarıyla, ithalatçı şirketlere toplam 81 milyar dolarlık geri ödeme yapıldığı resmen açıklandı.
Kararın merkezinde, ABD Anayasası'nın vergilendirme yetkisini Kongre'ye veren maddesi yer alıyor. Mahkeme, Trump yönetiminin 1962 Ticaret Genişletme Yasası'nın 232. Bölümü'nü kullanarak uyguladığı çelik ve alüminyum tarifelerinin aslında birer vergi niteliği taşıdığına ve bu tür vergileri koyma yetkisinin yalnızca Kongre'de olduğuna hükmetti. Başyargıç John Roberts'ın kaleme aldığı çoğunluk görüşünde, 'Yürütme organı, ulusal güvenlik gerekçesiyle dahi olsa, Anayasa'nın açıkça Kongre'ye tahsis ettiği bir yetkiyi gasp edemez' ifadelerine yer verildi.
Kararın arkasındaki 4 yıllık hukuki mücadele
Dava süreci 2022 yılında, aralarında Amerikan Uluslararası İş Konseyi (USCIB) ve ABD Ticaret Odası'nın da bulunduğu büyük iş dünyası örgütlerinin başvurusuyla başladı. Davacılar, tarifelerin yalnızca ithalatçıları değil, hammadde maliyetlerindeki artış nedeniyle Amerikan imalat sektörünü de olumsuz etkilediğini savundu. Federal Temyiz Mahkemesi 2024'te davayı reddetmiş, ancak Yüksek Mahkeme 2025 yılında temyiz başvurusunu kabul ederek sürpriz bir kararla dosyayı incelemeye almıştı.
2026 yılının Mart ayında görülen duruşmada, hükümet avukatları tarifelerin bir vergi değil, düzenleyici bir işlem olduğunu öne sürdü. Ancak mahkeme, tarifelerin doğrudan gelir yaratma amacı taşıdığını ve bu nedenle vergi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Karar, gelecekteki başkanların ticaret politikası araçlarını önemli ölçüde sınırlandıracak nitelikte.
81 milyar dolarlık devasa geri ödeme nasıl işleyecek?
ABD Hazine Bakanlığı, kararın kesinleşmesinin ardından 45 gün içinde bir geri ödeme planı oluşturdu. Buna göre, 2018-2020 döneminde Trump tarifelerine tabi malları ithal eden yaklaşık 40 bin şirket, ödedikleri ek vergileri faiziyle birlikte geri alacak. En büyük alacaklılar arasında otomotiv devleri, çelik distribütörleri ve teknoloji şirketleri yer alıyor. Örneğin, General Motors'un tek başına 2,3 milyar dolar, Apple'ın ise 1,8 milyar dolar geri ödeme alması bekleniyor.
Geri ödemeler, ABD bütçesinde şimdiden hissedilir bir etki yarattı. Kongre Bütçe Ofisi, 2026 mali yılı bütçe açığının bu nedenle 81 milyar dolar daha artacağını ve toplam açığın 2,1 trilyon doları aşabileceğini öngörüyor. Hazine Bakanı, 'Bu ödemeler kısa vadede mali disiplini zorlasa da, hukukun üstünlüğü ilkesi her şeyin üzerindedir' açıklamasını yaptı. Ödemelerin 2027 yılı sonuna kadar tamamlanması planlanıyor.
Piyasalar ve ekonomistler ne diyor?
Wall Street, kararı temkinli bir iyimserlikle karşıladı. S&P 500 endeksi kararın açıklandığı gün yüzde 1,2 yükselirken, özellikle ithalata bağımlı sektörlerde hisse senetleri değer kazandı. Goldman Sachs başekonomisti, 'Bu karar, ticaret politikasında öngörülebilirliği artıracak ve uzun vadede yatırım ortamını iyileştirecektir' değerlendirmesinde bulundu. Ancak bazı analistler, geri ödemelerin enflasyonist baskı yaratabileceği konusunda uyarıyor.
Öte yandan, Amerikan çelik üreticileri karara sert tepki gösterdi. ABD Çelik Birliği Başkanı, 'Bu karar, yerli üreticileri haksız rekabete karşı korumasız bırakacak ve binlerce işçinin işini tehlikeye atacak' dedi. Birlik, Kongre'ye yeni bir yasal düzenleme çağrısında bulunurken, siyasi analistler 2026 ara seçimleri öncesinde ticaret politikasının yeniden hararetli bir tartışma konusu olacağını belirtiyor.
Trump cephesinden sert açıklamalar
Eski Başkan Donald Trump, kararı 'Amerikan işçisine ve sanayisine ihanet' olarak nitelendirdi. Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, 'Yüksek Mahkeme'nin altı yargıcı, Çin'in ve Avrupa Birliği'nin ekmeğine yağ sürdü. Bu karar, Amerikan başkanının elini kolunu bağlamak isteyen küreselci elitlerin zaferidir' ifadelerini kullandı. Trump, 2028 başkanlık seçimlerinde yeniden aday olmayı düşündüğü yönündeki spekülasyonların gölgesinde, kararı seçim kampanyasının merkezine yerleştireceğinin sinyallerini verdi.
Cumhuriyetçi Parti içinde de görüş ayrılıkları su yüzüne çıktı. Partinin serbest ticaret kanadından Senatör Rand Paul, 'Anayasa'nın açık hükmü karşısında başka bir karar beklemek mümkün değildi. Kongre olarak sorumluluğumuzu yerine getirmeli ve ticaret politikasını biz belirlemeliyiz' dedi. Buna karşılık, korumacı kanadın önde gelen isimlerinden Senatör Marco Rubio, 'Yüksek Mahkeme, ulusal güvenliğimizi tehlikeye atacak bir karara imza attı' yorumunu yaptı.
Küresel ticaret sistemine yansımaları
Karar, Dünya Ticaret Örgütü (WTO) nezdinde de yankı buldu. WTO Genel Direktörü, 'ABD'nin iç hukukunda alınan bu karar, uluslararası ticaret kurallarının iç hukukla uyumlu hale getirilmesi açısından önemli bir emsal teşkil ediyor' açıklamasını yaptı. Avrupa Birliği Ticaret Komiseri ise 'Bu kararın, transatlantik ticari ilişkilerde yeni bir sayfa açmasını umuyoruz' dedi. Çin Halk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı sözcüsü de kararı memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, 'ABD'nin tek taraflı ve korumacı politikalarının ne kendi halkına ne de dünya ekonomisine faydası oldu' ifadelerini kullandı.
Uzmanlar, kararın özellikle gelişmekte olan ülkeler için olumlu sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. 2018-2020 döneminde Türkiye'den yapılan çelik ihracatı da Trump tarifelerinden etkilenmiş, Türk çelik üreticileri ABD pazarında rekabet gücü kaybetmişti. Kararın emsal niteliği, gelecekte benzer tek taraflı tarife uygulamalarının önünü kesebilir. Ancak hukukçular, kararın yalnızca başkanın tek başına tarife koyma yetkisini sınırladığını, Kongre'nin istediği takdirde benzer tarifeleri yasayla getirebileceğinin altını çiziyor.
Biden yönetimi ve yeni ticaret stratejisi
Başkan Joe Biden yönetimi, kararı 'Anayasal dengenin yeniden tesisi' olarak selamladı. Beyaz Saray Sözcüsü, 'Bu karar, yürütme organının sınırlarını netleştirirken, ticaret politikasının demokratik meşruiyetini güçlendirmiştir' dedi. Biden yönetimi, 2025 yılında Trump tarifelerinin bir kısmını kaldırmış, ancak Çin menşeli ürünlere yönelik bazı ek vergileri stratejik gerekçelerle sürdürmüştü. Yüksek Mahkeme kararı sonrası bu tarifelerin de yasal dayanağı sorgulanır hale geldi.
ABD Ticaret Temsilciliği, kararın gerektirdiği yasal düzenlemeleri hazırlamak üzere Kongre ile görüşmelere başladı. Temsilciler Meclisi'nde iki partili bir grup, başkana sınırlı ve denetime tabi tarife yetkisi veren yeni bir yasa tasarısı üzerinde çalışıyor. Tasarının 2026 yılı sonuna kadar yasalaşması bekleniyor. Bu arada Hazine Bakanlığı, geri ödeme sürecinin sorunsuz işlemesi için özel bir çalışma grubu oluşturdu ve şirketlere başvuru rehberi yayımladı.
2028 seçimleri ve ticaret politikasının geleceği
2026 yılı itibarıyla ABD siyasetinde ticaret politikası, 2028 başkanlık seçimlerinin şimdiden en sıcak başlıklarından biri haline geldi. Demokratlar, kararı 'hukukun üstünlüğü' çerçevesinde sahiplenirken, Cumhuriyetçilerin korumacı kanadı 'Amerikan işçisini koruma' söylemini güçlendiriyor. Anketler, Amerikan halkının yüzde 52'sinin serbest ticareti desteklediğini, ancak yüzde 48'inin yerli sanayiyi korumak için tarifeleri gerekli gördüğünü ortaya koyuyor. Bu bölünmüş tablo, önümüzdeki dönemde ticaret politikasının siyasi kutuplaşmanın odağında kalacağını gösteriyor.
Sonuç olarak, ABD Yüksek Mahkemesi'nin bu tarihi kararı, yalnızca 81 milyar dolarlık bir mali yükümlülük doğurmakla kalmadı, aynı zamanda Amerikan başkanlarının ticaret savaşları yürütme kapasitesini temelden sarstı. Kararın uzun vadeli etkileri, küresel tedarik zincirlerinden jeopolitik dengelere kadar geniş bir alanda hissedilecek. Şirketler ve yatırımcılar için yeni bir öngörülebilirlik dönemi başlarken, siyasetçiler için ticaret politikasını yeniden tanımlama zorunluluğu doğdu.
